
HDP uzun süreden beri baskı ve saldırı politikasıyla karşı karşıya. HDP, işlevsiz kılmaya ve bir nevi fiili olarak kapattırmaya yönelik zorbalığa rağmen 'Hayır' kampanyasını bütün Kuzey Kürdistan ve Türkiye sathına yayıyor.
Partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, uzun bir zaman dilimidir bütün faaliyetlerinin yasak kapsamına alındığını belirterek, şu verileri paylaştı:
* Temmuz 2016’dan beri 37 HDP il eşbaşkanı, 97 HDP ilçe eşbaşkanı tutuklandı. Şu anda yönetimde olan 27 il ve 84 ilçe eşbaşkanı tutuklu.
* 13 milletvekilimiz, 2 MYK, 5 PM üyemiz ve 750’yi aşkın il ve ilçe yöneticimiz tutuklu.
* 85 belediye başkanımız tutuklu, 70’i aşkın belediyemize de kayyum atandı.
* HDP ile ortak yürüyen en az 10 bin insan gözaltına alındı ve 5 bin civarında insanın tutuklu.
Baydemir, dayatılan baskı politikasına boyun eğmeyişinin ifadesi olan Newroz ve Newroz’la gelişen büyük moralle 16 Nisan’a hazırlandığını kaydederek, Türkiye halklarının kurtuluşunun da 16 Nisan’a aralanan kapı olacağını söyledi.
Zemini gayri meşrudur
Bugün OHAL rejimi ve baskı politikası altında gerçekleşecek referandumun ahlaki ve hukuki zemin açısından gayrı meşru olduğunu; bu gayrı meşru ortamda topluma iki seçenek sunulduğunu belirten Baydemir, şöyle devam etti:"Hayır’ diyenlerin tutuklandığı, baskılara maruz kaldığı bir atmosfer içinden geçiyoruz. TBMM’nin 3’üncü büyük siyasi partisinin Eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklu olduğu bir atmosferde referanduma gidiyoruz. Medyanın neredeyse muhalefete tamamen kapandığı bir ortamda referanduma gidiyoruz. 16 Nisan’dan itibaren çıkacak ‘Hayır’lı sonuca bütün ekranların Hayır’a pencerelerini açacağı bir zemine doğru gidiyoruz.”
Faşizan bir ortamın göstergesi
HDP faaliyetlerinin Türkiye medyasına hiç yansımadığına işaret eden Baydemir, şöyle devam etti: “1 ile 20 Mart tarihleri arasında 17 ulusal kanalın verileri incelendiğinde Cumhurbaşkanı 169 saat canlı yayınlarla topluma hitap etmiş. AKP 302, CHP 47, MHP 17, HDP ise sıfır (0) saniye yansımış. 20 günde HDP’nin faaliyeti ulusal kanallara hiç yansımamış. Bu bile faşizan bir ortamda bulunduğumuzun göstergesidir. Böyle bir ortam içinde referandumun, paketin tasdik edilmesi bir meşruiyet sorunu ortaya çıkaracaktır. Bugünün ‘Hayır’ cephesinin maruz kaldığı uygulamalara baktığımızda 1982 Anayasasının halka sunulduğu dönemle benzer saldırılarla karşı karşıya olunduğunu görüyoruz. O gün ‘Evet’ çıkmasına rağmen 1982 anayasası hiçbir zaman bir meşruiyet zemini elde edemedi. Bu atmosfer içinde çıkacak tasdik sonucu meşruiyet krizini beraberinde getirecektir.”
Kürtlerin gerekçesi çok
HDP’nin 'Hayır' demek için gerekçelerinin bolluğuna dikkat çeken Baydemir, şunları vurguladı:
* HDP Kürt coğrafyasındaki zulümlere ‘Hayır’ demektedir.
* Kürt seçmeni Eşbaşkanlarının cezaevine konulmasına ‘Hayır’ diyecek.
* Belediyelere kayyum atanmasına, şehirlerin yıkılmasına ‘Hayır’ diyecektir.
* Kendi dilinin yasaklanmasına, tekçiliğe ‘Hayır’ diyecektir. Tek adamlık, kulluktur. Kulluk ancak ve ancak Allah’adır. Onun dışındaki tüm tekçi anlayışlar şirktir. Türkiye toplumu tek dilli değildir, Türkiye toplumu tek kültürlü değildir. Çoğulcudur. Bütün bu çoğulluğu tekliğe indirmek şirktir. Kürt halkı bir kez daha tekçiliğe ‘Hayır’ diyecektir” ifadelerini kullandı.
ANKARA