Seçime girecek tüm siyasi partiler, 7 Haziran genel seçimleri için hazırladıkları aday listelerini, geçen hafta yüksek seçim kuruluna bildirip listelerini kamuoyuna açıkladılar. Açıklandığından beri de, her siyasi partinin liste profili, çeşitli açılardan kamuoyu tarafından yorumlanıyor, karşılaştırılıyor. Hazırlanmış olan aday listelerinin bu kadar çok yorumlanıyor ve karşılaştırılıyor olması, aslında olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Çünkü aradaki farklar giderek daha da belirginlik kazanmış oluyor.
Türkiye’de bir halklar, kültürler ve inançlar mozaiği içinde yaşayan her kimliğin, kendi varlığını belirgin kılmaya ve iradi kılmaya dönük giderek böyle duyarlılık kazanmaya başlamasını önemsemek lazım. Önemli bir gelişme olarak görmek lazım. Değişik kimliklerin ve fikirlerin, kendi farklılıklarının bilinci ve iradesel kabulü temelinde bir araya gelmesi, merkezi ulus devlet anlayış ve sisteminin katlettiği demokrasi kültürünün, yeniden canlanmaya başlaması ve hamleye geçmesi anlamına gelmektedir. Canlanmaya başlayan ve hamle yapmaya hazırlanan bu yeni radikal demokrasi ruhunu, her türlü zulme, her türlü toplumsal aşağılamaya, her türlü toplumsal bastırmaya ve sömürmeye karşı olan herkesin desteklemesi lazım.
Çünkü böyle bir demokratik toplum buluşması, böyle bir demokratik toplum kaynaşması, kimsenin kişisel çıkarları üzerine kurulamayacağı gibi barışa ve kardeşliğe susamış toplumsal kimliklerin, yeniden politik ve ahlaki bir konum alması, kaybettiği demokratik haklarına, kendi kendini yönetme hakkına ve gücüne yeniden kavuşması anlamına da gelmektedir.
İlan edilen listeler arasından HDP listesinin çizdiği profil, adeta içinde olduğumuz yüzyılın ışıldayan yeni yıldızı gibidir. Türkiye siyaset tarihinde ilk kez, mecliste grubu bulunan bir parti, bu düzeyde kadın aday göstermektedir. Bu yüzdelik kadın oranı, aslında sadece Türkiye siyasetinde değil ulus devlet dünyasının siyasetinde de ilktir.
Kuşkusuz HDP, sırf ilklere imza atma temelinde bu kadar kadın aday göstermedi. HDP’nin, demokratik siyaset anlayışının mayasında, kadın öncülüğü anlayışı vardır. Bu anlamda HDP’nin kadın eksenli, kadın özgürlükçü bir parti olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Programı da böyledir, uygulama ve pratiği de böyledir. HDP bu konuda modern dünyanın henüz meşgul olduğu ve oturtma mücadelesi verdiği kota uygulamasını, çoktan aşmış ve eşit temsil sistemini uygulamaya geçmiştir. Buna eşbaşkanlık uygulaması ile geçmiştir. Parti teşkilatı içerisinde uygulanan eşbaşkanlık sisteminin parlamentodaki karşılığı, eşit temsile dayalı olarak oluşturulan aday listesidir.
HDP’nin hazırladığı aday listesinin taşıdığı bir diğer özellik ise değişik kimliksel yapıları kapsamış olmasıdır. Değişik inanç ve kültürlerden, değişik halk kimliklerinden temsili bir araya getirmek, kendi başına bir demokratik yetenek olmaktadır. Bu yetenek, ancak radikal demokraside bulunur. Modern dünya siyasetinde ya da günümüz egemen ulus devlet siyasetinde bu yetenek yoktur. Ama toplum kültüründe bu yetenek vardır. Merkezi ulus devlet anlayışı, toplumdaki bu radikal demokrasi kültürünü yok saysa bile ya da yok etmeye, bitirmeye, bastırmaya çalışsa bile, var olan kök kültürün asla yok olamayacağını, asla yok edilemeyeceğini bir kez daha görmekteyiz.
Kim demiş Alevi, Êzîdî, Müslüman, Ermeni bir araya gelemez diye?
Kim demiş Kürt, Türk, Arap, Rum, Laz, Çerkez bir arada olmaz diye?
Kim demiş kadınlar siyaseti ve yönetmeyi bu kadar bilmez, iş edinemez diye?
Bakın, ne de güzel bir araya gelebildi hepsi. Ne de güzel el ele tutuşmaya başladı, tüm renkler ve sesler. Hiç ayrılmamışçasına aslında. Çünkü anlamlı ve hakikatli bir yaşam, aslında tam da böyle bütün renklere ve seslere, kendini yaşama özgürlüğü sağlayan demokratik toplum felsefesine ihtiyaç duyar. Bu felsefe, toplumun kök kültürüne dayanmaktadır. İnsandaki kök hücre misali, toplumdaki kök kültür hücresinin de, tüm toplumsal hastalıkları ve sorunları çözme özelliği bulunmaktadır. İşte HDP kanserleşen toplumsal sorunları, adeta kök hücre tedavisi misali, insanlığın kök kültür hücresiyle çözmeye çabalıyor. Oldukça zayıflayan, aslında yok olma eşiğine dayanmış olan bu kök kültür hücresi, giderek tüm toplumsal bünyeyi sarıp sarmalayacak ve derin bir demokratizasyon yaşatacak. Yakında tüm toplumsal bedeni, demokratik kültür renkleriyle nakışlayacak.
Demokrasi ve kök kültür yoksunu olanlar, bu toplumsal cümbüşü anlamakta elbette zorluk çekerler. Muhafazakar ile özgürlükçünün, Alevi ile Sünni’nin, Ermeni’nin, Êzîdî’nin, bu düzeyde kadının ve erkeğin nasıl bir araya getirildiğini tabii ki anlayamazlar. "Çizgi"sizlik demelerini, cehaletlerine vurmak lazım. Çünkü HDP aday listesi, kendi başına bir çizgidir. Radikal demokrasi çizgisidir. Demokratik yaşam kültürünün çizgisidir. Demokratik toplum çizgisidir. Aslında demokratik sosyalizm çizgisidir. Herkes elbirliği içinde yeni demokratik dünya, yeni demokratik Türkiye için, gece gündüz demeden devrimci bir tempoda çalışmalıdır. Demokratik ve özgür gelecek herkes içindir.