KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, Türkiye halklarıyla birlikte mücadele sürdürmek istediklerini belirterek, HDP Kongresi’ni selamladı.

Cemil Bayık’la yaptığımız söyleşinin son bölümünde, Halkların Demokratik Partisi, Demokratik İslam Kongresi ve Kürt Özgürlük Hareketi’nden kopmuş olanlara çağrı var.

HDP kongresi oldu. Uzun zamandır süren tartışmalar sonucunda nihayet parti kuruldu. Siz bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu partiden sizin beklentileriniz neler?

Gecikmiş olarak yapılmış olsa da gerçekten Türkiye halklarının ihtiyacından kaynaklanan bir Kongre ve bu ihtiyacı giderebileceğine inanıyorum… Biz hep Kemal Pir, Haki Karer şahsında Türkiye halklarına ve onların şahsında bütün insanlığa kendimizi borçlu gördük. Her şart altında bu borcu ödemeye çalıştık. Çünkü Önder Apo ile ilk mücadele arkadaşlığını yapan iki arkadaştır… Kemal ve Hakilerin bütün özellikleri bu harekette nakış gibi işlenmiştir Önder Apo tarafından… Dikkat edilirse, bu harekette Türkiye halkına halklarına veya başka halkalara en ufak bir düşmanlık görülemez. Daima bu halklara saygı vardır… Bir de Önder Apo’nun şöyle bir gerçekliği var. Türkiye’de büyük bir mücadele yürütüldü. Mahirler, Denizler, İbrahimler tarafından… Önder Apo bu mücadeleden etkilendi. Mahirlerden etkilendi. Bunu bir çok savunmasında çözümlemesinde görüşmelerinde ortaya koydu. Son mesajında da o var. ‘Ben Mahirlerden etkilendim o mirası devraldım bugüne kadar getirdim şimdi onu gerçek sahiplerine teslim ediyorum’ dedi. Şimdi bu mesajın kendisi bile Önder Apo’nun PKK’nin Türkiye’deki sol harekete, demokrasi hareketine, Türkiye halklarına nasıl yaklaştığını çok açık ortaya koyuyor. Nasıl bir sorumlulukla yaklaştığını her şart altında bu sorumluluğu nasıl yerine getirdiğini ve bugün artık Türkiye halklarına Türkiye’deki demokrasi hareketinden onun öncülüğünü yapan sol hareketten neler beklediğini ortaya koyuyor. Bu açıdan böyle bir Kongre’nin yapılması Önder Apo’nun bu mesajının algılanması ve bu mirasın artık devranılması bana büyük bir çoşku veriyor. Büyük bir heyecan veriyor… Elimizden geldiğince bizden ne istenirse sorumluluklarımızı fazlasıyla yerine getirmeye çalışacağız. Bunun rahatlıkla sözünü verebilirim.

Bundan sonrasıyla ilgili sizin beklentiniz ne?

Türkiye’de bu hareketi geliştiren arkadaşlardan tek bir isteğim var. O eski dar yaklaşımları aşmaları gerekiyor. Daha kapsayıcı olmaları gerekiyor. Sadece bu hareketi solla sınırlı tutmamaları gerekiyor. Demokrasi çevreleri, işte demokrat müslüman çevrelerin hepsini kapsaması gerekiyor. Türkiye’de gerçekten sistemden rahatsızlık duyan büyük bir çevre var. Geçmiş mücadelelerin yarattığı büyük değerler var. Büyük bir demokrasi potonsiyeli var. Bu dağınık bir biçimdedir. Gücü ortaya çıkmıyor. Bu partileşmeyle şimdi bu dağınıklığı gidermek toparlamak bu halkın gücünü demokrasi hareketinin gücünü ortaya çıkarmak gerekiyor. Gezi’de aslında iyi bir pratik sergilendi. Diyebilirim ki ilk kez Türkiye’deki sol kendisi hakkında egemenlerin yarattığı algıyı kırma ortamını imkanını yakaladı. İşte anti-kapitalist müslümanları korudu. Bu çok önemliydi. Bence sol bu anlayışını geliştirmelidir. Kapsayıcı olmalıdır. Bütün demokrasi güçlerini sistemden rahatsızlık duyan herkesi kapsamalıdır. Eğer sol Gezi parkındaki ruhu yürütürse büyütürse gerçekten başarılı olur. Partinin şimdi toplumun bütün kesimlerini rejime karşı alternatif olmak isteyen rahatsızlık duyan sorunlar yaşayan herkesi kapsaması gerekiyor. Eğer bu zihniyeti ve bu tarzda örgütlenmeyi mücadeleyi esas alırsa Türkiye’de demokrasi potansiyeli çok güçlüdür. Ve gerçekten bu hareket bir demokrasi hareketi biçiminde gelişecektir ve başarılı da olacaktır.

Sayın Öcalan’ın Demokratik İslam Kongresi’nin toplanmasıyla ilgili önerisiiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Şimdi Önder Apo’nun böyle bir öneride bulunması çok anlamlıdır. Neden? Çünkü NATO’nun izlediği, geliştirdiği bir strateji var; siyasi İslam stratejisi. NATO bu stratejiyle kapitalist modernist sistemi, onun hegemonyasını egemen kılmak istiyor; özellikle de bunu Ortadoğu’da egemen kılmak istiyor. Ortadoğu’da yürüttüğü 3. Dünya Savaşı’nı bu sratejiyle yürütüyor ama bu strateji büyük darbe de yedi. Özellikle Mısır’daki gelişmeler bu stratejinin pek de uygulanamayacağını ortaya koydu. Ama hala da NATO, kapitalist modernist sistem bu stratejiyi yürütmekte kararlı gibi görünüyor, darbe yemesine rağmen. Bu stratejinin bir gereği olarak milliyetçi iktidarları tasfiye ediyor, onun yerine milliyetçi dinci iktidarlar getirmeye çalışıyor bu stratejinin bir gereği olarak ama bu da fazla pratikte sonuç vermedi. Bundan en çok yararlanan kim oldu? El Kaide akımı oldu, şimdi işte Arap Baharı denilen gelişmeden en çok yararlanan gelişen El Kaide’dir. O akım oldu. Neden? çünkü o akım Ortadoğu’nun kültürüne de hitap ediyor. Ve işte yıllar yılı diyelim İslamiyete karşı da bazı rejimlerin yürüttüğü politikalar var. İşte sistemin dışına itme, baskı altına alma, dolayısıyla bu akım bunları da gözeterek Ortadoğu kültürüne topluma hitap ederek aslında taban bulabiliyor. Taban bulmasının nedeni bu. Ve giderek tehlikeli de oluyor herkes açısından; herkes bunu görmeye başlıyor… Şimdi böyle bir dönemde Önder Apo’nun böyle bir konferans önerisinde bulunması onun için anlamlıdır. Bu stratejiyi bir kere boşa çıkarmak gerekiyor. Bu çok tehlikeli bir strateji halklar açısından. Özellikle de hani Ortadoğu halklarında İslami değerler ve kültür egemendir. Bunu da kullanıyorlar. Toplumu aldatmaya çalışıyorlar. Toplumun özgürlük ve demokrasi arayışlarını bu temelde çarpıtmak istiyorlar. İşte, ‘Bakın biz size cevap oluyoruz, demokrasi ve özgürlük getiriyoruz’ deyip aslında kendi amaçlarını gerçekleştirmek istiyorlar. Bu tehlikeli bir strateji. Bu stratejinin kavranması boşa çıkartılması için bu kongre gereklidir.
İkincisi bu stratejiden yararlanarak en çok diyelim gelişen El Kaide biçimindeki bir akımın halklar açısından yarattığı bir tehlike var. İşte Rojava’da görülüyor. İnsanların başına neler getiriyorlar. Başka yerlerde yine insanların başına neler getiriyorlar. Büyük bir vahşet uyguluyorlar İslamiyet adı altında. Hiç İslamiyetle de bir alakası yok. Tamamen İslamiyete de zarar veriyor. Halklara çünkü zarar veriyor. İslamiyet niye geliştirildi; halklardaki kirlenmeyi gidermek için işte halkların bir takım istemlerini yerine getirmek için, zulme karşı, işte adaletsizliğe karşı kardeşlik için geliştirildi. Şimdi kalkıp da İslamiyet adı altında bütün bunları toplumlara yaşatmak İslamiyete de karşıtlığı ifade ediyor. Halklara karşıtlığı ifade ediyor. Dolayısıyla tehlikeli bir akım bunun da anlaşılması halkların bunun tuzağına da düşmemesi için böyle bir konferans anlamlıdır bu dönemde… Onun için bu öneriyi herkes önemsiyor.

Son olarak söylemek istediğiniz birşey var mı?

Ben de size çok teşekkür ederim. Benim son söyleyeceğim Halkların Demokratik Partisi’nin Kongresi’yle Kürdistan halkıyla Türkiye halkları arasında bir bütünlük sağlanmıştır. Ama tabii ki bunun yaşamsal kılınması gerekiyor. Bunun örgütle mücadeleyle sağlanması gerekiyor. Sadece bir Kongre ile bunu gerçekleştirdiğini söylersek kendimizi aldatmış oluruz. Bu bir başlangıç, kendilerinin de sloganı o. Bunun bir Kongre’de kalmaması gerekiyor. Pratiğe geçirilmesi gerekiyor. Hızla kendini kendini örgütlemesi Türkiye’deki demokrasi potansiyelini kendi bünyesinde toparlaması ve onu bir güç haline getirip demokrasi mücadelesini cesaretle yürütmesi gerekiyor. Eğer bunu yaparsa Kürdistan halkı bundan onur duyacaktır buna her türlü gücü verecektir. Bu temelde ben başarılar diliyorum. Türkiye halkına da saygılarımı sunuyorum.

Çağrımız özeleştiridir karşılık bekliyoruz...

Kürt Özgürlük Hareketi’nin çevresinde ve ilişkileri içinde yer almış ama çeştitli sebeplerden dolayı kopmuş, ayrılmış kişilere yönelik önce Sayın Öcalan, ardından da sizler çeşitli çağrılar yaptınız. Ancak -benim görebildiğim kadar- bunun üzerine pek konuşulmadı. Ne dersiniz, bu çağrının içeriği neydi?
Önder Apo bir çağrı yaptı. Bizim KONGRA GEL Genel Kurulu da bu çağrıyı kararlaştırdı. Bizim şimdi böyle bir kararımız ve çağrımız var. Belki bu çok tartışılmadı. Ama biz bu kararı şunun için geliştirdik. Çeşitli nedenlerle ister kendilerinden kaynaklansın ister bizlerden kaynaklansın; uzak düşen, soğuyan, kopan insanlar var. Bunların geçmişte belli emekleri var. Biz bu insanlara yeniden mücadele etme olanağı yaratmak için bu çağrıları geliştirdik. Önder Apo, PKK hareketi ciddi bir Önderlik ve hareket, daima sorumluluk duygusunu en üst düzeyde yaşayan bir Önderlik ve hareket. Önder Apo PKK’yi inkara karşı geliştiren bir hareket çünkü Kürdistan’da büyük bir inkar hareketi vardı. Bu inkarcılığa karşı PKK’yi geliştirdi. PKK buna karşı mücadele etti. Dolayısıyla PKK herhangi bir nedenle hareketten bir biçimde uzaklaşmış insanların emeklerini, geçmiş emeklerini de düşünerek onlara yeniden bu emeklerine sahip çıkmalarının ortam ve olanaklarını yaratmak istedi. Çünkü inkara karşı kurulan bir hareket bu insanların yetersizlikleri olumsuzlukları ne olursa olsun belli bir emekleri var, bu emeklerini görmemezlik edemez, inkar edemez. Çünkü kendisini inkar etmiş olur. Eğer böyle bir karar çağrı geliştiyse nedeni budur. Bu insanlara tekrardan bu imkan tanınmak isteniyor. Madem geçmişte emekleri var. Emeklerine sahip çıkmalılar; tekrar mücadele etmeliler, hizmet etmeliler, halklarına o birikimlerini, o olanaklarını mücadelenin, halkın hizmetine sunmalılar. Öyle uzak durmamalılar. Çünkü gerçekten onlara ters düşüyor. Bizim de anlayışımıza ters düşüyor. Bunu gidermek için biz bu çağrıları geliştirdik. Bu kararları aldık. Yeniden bu kararı herkese hatırlatmak istiyorum. Herkes tekrar hareketimizle ilişkilenmeli, tekrar mücadele etme olanaklarını kullanmalıdır. Elbetteki biz bunu geliştirirken insanlığa karşı suç işlemiş kişileri bunun dışında tutuyoruz. Onun dışındaki herkes hatası, eksiği, hatta suçu bile olabilir bunlara bakmaksızın bunların gelip tekrardan mücadeleye katılmalarını istiyoruz. Elbetteki bunlar çeşitli nedenler de olsa kendilerinden kaynaklı bizden kaynaklı olsa kopmuş uzaklaşmışlardır. Bu iyi bir durum değildir. Tekrardan bağ kurup mücadele edbilmeleri için tabiki özeleştirel yaklaşmaları gerekiyor. Hareketin böyle bir çağrı yapması hareketin kendi cephesinden özeleştiri yaşadığını gösteriyor bunun ifadesidir. Onların da kendi cephesinden özeleştiriyi yaşamaları ve tekrar bütünleşmeleri gerekiyor.


OÐUZ ENDER BİRİNCİ/BEHDİNAN