METİN YOKSU / MA / AMED
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın HDP’ye yönelik eleştirilerine dikkat çekerek, HDP’nin eksikliklerini tamamlamaya çalıştığını ve tamamlayacağını söyledi.
Temelli, Ramazan Bayramı nedeniyle kent kent dolaştı, halkla buluşarak bayramlaştı. Batman’da önceki gün coşkuyla karşılanan Temelli, 31 Mart seçiminden önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın “Benim ülkemde Kürdistan yok” sözlerinin ardından AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın, Amed’de “Atatürk’ün kurduğu Meclis’te Kürdistan mebusu da vardı” şeklindeki sözlerini, 23 Haziran İstanbul seçimlerini ve Öcalan’ın 7 maddelik masajlarını Mezopotamya Ajansı‘na (MA) değerlendirdi.
Samimiyetsiz ve tükenmiş siyaset
AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın “İstiklal mücadelesini başlatırken daha savaş yıllarında bile Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ni toplayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcilerinin arasında Kürdistan mebusu da vardı” şeklindeki sözlerinin samimiyetsiz olduğunu söyleyen Temelli, AKP’nin halklarla barışık olmayan bir iktidar olduğunu, kavramları ve değerleri de işine geldiği gibi kullandığını vurguladı. Temelli, “Günlük siyasetin içinde kendi siyasetlerine uygun olduğu sürece bazı söylemleri çok rahat kullanır. Kendi hesabına gelmediği zaman da bu söylemleri terk eder. Bu sözleri Yıldırım kullandı, daha önce Erdoğan da kullandı. Erdoğan yeri geldiğinde inkar da etti. Kaldı ki Kürdistan gerçeği çok net bilinen bir şey. 1921 Anayasası bu topraklarda yapılan en çoğulcu anayasadır. 72 milletin temsiliyetini esas alan bir yaklaşım var. Velev ki bu anayasa olmasın, bir gerçeklik var. İnsanlar eşyayı adı ile çağırır. AKP bir yandan Kürdistan diyor diğer yandan ise Bitlis’te, Tatvan’da Kürtçe tabelaları kaldırıyor. Anadili yok sayıyor. Seçim hesapları üzerinden bugün onlara göre Kürt var ve bunun üzerinden bir dil oluşturuyorlar. Bugün Diyarbakır’da Kürdistan var diyorlar, yarın İstanbul’da Kürdistan yok diyebiliyorlar. Dediğimiz gibi samimiyetsiz ve tükenmiş bir siyasettir” değerlendirmesinde bulundu.
AKP’ye değil, demokratik ittfaka
AKP’nin Kürtleri seçimden seçime hatırladığına dikkat çeken Temelli, şunları söyledi: “Kürt meselesi bir kavşaktır. Türkiye’nin en temel meselesi Kürt meselesidir. Türkiye’de demokrasi sorunu, emek sorunu, ekonomik kriz yani tüm bunlar çözülecekse bu kavşaktan geçmek zorundasınız. Bunlar böyle iken çözümün de muhatapları vardır. Sayın Abdullah Öcalan ile açlık grevleri sonrası yapılan görüşme ile bu bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunun nasıl çözüleceğinin tarihi bir geçmişi vardır. Bunları görmezden gelerek Kürtleri seçimden seçime hatırlamak AKP’nin alıştığımız taktiklerinden birisidir. Bunun kendi hesabına evirme telaşında olduğunu bütün çıplaklığı ile ortadır. Demokratik bir müzakere, demokratik bir açılım için ise AKP’ye değil demokratik bir ittifaka ihtiyacımız var.”
Yolun sonuna geldiler
Cumhur İttifakı gibi şoven duygularla hareket eden ve halkları ötekileştiren söylemleri kullanan anlayışlar ile Türkiye’nin ilerleyemeyeceğine vurgu yapan Temelli, “Meseleye çözüm üretmeyen AKP aklı ile karşı karşıya kalıyoruz. 17 yıldır bu aklı iyice tanıyoruz. Bu söylemler de toplumun beklentilerine yönelik bir siyaset değil kendi iktidarını kotarmaya çalışan bir siyasettir. Artık herkes yolun sonuna gelindiğinin farkında” diye konuştu.
Öcalan yüzleşmeye davet ediyor
Öcalan’ın avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Temelli, 6 Mayıs’ta açıklanan mektuptaki yedi maddenin kapsamının çok geniş olduğu tespitinde bulundu. Rojava’dan müzakerelere, buradan da demokrasiye kadar her konunun yedi maddede kısaca anlatıldığını belirten Temelli, Öcalan’ın çok tutarlı bir şekilde 2013’teki tutumunu sürdürdüğüne vurgu yaptı. Öcalan’ın Dolmabahçe Mutabakatı sürecini yaşamış olduğu hatırlatmasında bulunan Temelli, “Süreci yakından yaşayan biri olarak hafızayı tazelemiş oluyor. Meseleyle yüzleşmeye davet ediyor. 30-40 günlük süre nasıl değerlendirilebilir. Hem seçim tarihine denk geliyor hem de birazda bunun etrafında dönen bir sürece denk geliyor. Herkes kendi payına düşen adımı atacaktır. Atmalıdır. Siyaset bu anlamıyla samimiyete ihtiyaç duyuyor, adalete ihtiyaç duyuyor, hakikate nasıl adım attığını hep birlikte yaşayacağız göreceğiz” şeklinde konuştu.
HDP’ye eleştirileri var
Öcalan’ın 2013’te ortaya koyduklarına bağlı olduğunu yineleyen Temelli, şöyle sürdürdü: “Dolmabahçe önemlidir. 2013’den 2019’a geçen 6 yıla ilişkin değerlendirilmeler var. HDP’ye dönük eleştiri var. HDP üstüne düşeni tam yapmamış olabilir. Demokratik kamuoyunda inisiyatifsiz kalmış, AKP de bundan yararlanmış. AKP bu sorunları çözemez diyorum, çünkü 4 yıl boyunca OHAL ve KHK ile iktidarını, Cumhurbaşkanlığı sistemi ile çözümsüzlük üzerine kuruyor. Karşımızda savaş politikası ile tekçi bir iktidar modeli var. AKP bunu terk etmediği sürece demokrasiye katkı sağlayamaz. Kendi içinde dahi alternatif parti tartışmaları var ve bunu da görüyoruz. Kendi içlerinde dahi parti kurma çalışması tartışması başlamışsa demektir ki Türkiye’yi demokratikleştirmesi beklenemez. HDP’nin eksiklerini düzeltmesi için çalışması gerekiyor ki bunları da yapıyor. HDP eksikliklerini tamamlayacak. Çünkü HDP’siz bir demokratikleşmeden bahsedilemez. O yüzden biz demokrasi ittifakı çağrıları yapıyoruz.”
Önemli olan toplumsal ittifaktır
Öcalan’ın ortaya koyduğu çizgi ile eksikliklerine rağmen paralel bir çizgide olduklarını dile getiren Temelli, “Türkiye’de demokrasi meselesinde samimi olmalıyız. Herkes taşın altına elini koymalı. Tüm toplumsal kesimler, sendikalar, kadın örgütleri, çevre örgütleri, siyasi partiler ve toplumsal muhalefetin dinamikleri inisiyatif almalı. Siyasi partilerin ittifakları sınırlı kalır, önemli olan barış için toplumsal ittifak kurmasıdır. Bunu da sağlamalıyız. Seçim hesapları üzerinden değil” dedi.
İstanbul seçim referandumdur
Seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Temelli, 31 Mart sonrası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle hukuksuzluklar gerçekleştiğini söyledi. Yaşanan hukuksuzlukların sonuncusunun İstanbul’a yansıdığını vurgulayan Temelli, Tatvan, Malazgirt, Viranşehir’de yapılan onca başvurunun kabul edilmemesinin hukuksuzluk tarihine geçtiğini belirtti. Temelli, 23 Haziran’da sadece İBB başkanının belirlenmeyeceğine işaret etti. Temelli, şunları kaydetti: “Hukuksuzluğa Türkiye’nin her yerinden tepki oluştu. Gerekçeli kararlarda dahi bir şey olmadığını gördü herkes. Dolayısıyla bütün bu hukuksuzluğa karşı bir itiraz olacaktır. İstanbul seçimi bir referandum olacaktır. Demokrasi mi tekçi rejim mi? Demokrasi mi faşizm rejimi mi? İşte bu oylanacak. Erdoğan oylanacaktır. O yüzden telaşla Diyarbakır’a geliyorlar. Kürtleri keşfediyorlar! Samimi değiller bir yandan Kürdistan diyorlar, diğer taraftan Bitlis’te Van’da tabela kaldırıyorlar. Telaş sarmış dört bir yanlarını, Kürdistan’ı zikretmeleri bundan. İstanbul sonuçları rejimin gidişatını belirleyecektir.”
Halkın hafızası çok tazedir
AKP’nin düştüğü telaş ile birlikte Kürtleri homojen bir parti gibi düşünerek günlük siyasi taktikler deneyerek hareket ettiğini dile getiren Temelli, ülkede 25 milyon Kürt ve bunların yarısının seçmen olduğunu söyledi. “Kürdistan demekle bu halk size oy vermez” diyen Temelli, “7 Haziran’ı hatırlayın o zaman daha rahat herkes Kürdistan diyordu. Görüşmeler vardı. Tüm bunlara rağmen halk HDP’yi destekledi. HDP seçmeni günlük siyasi tavır ile tercihlerini belirlemez. Nedeni de şudur, halk HDP’nin taban örgütü, yani en büyük örgütüdür. Bu halkın da hafızası çok tazedir. Efrîn’de olanlar, Kobanê’de olanlar, Kürt kentlerinde yaşananlar belleklerde çok tazedir. Tüm bunlar tazeliğini koruyor. Toplumsal barış iktidar tarafından dinamitlendi” şeklinde konuştu.
Kaostan çıkışı gösteriyor
ÖMER AKIN / MA / ANKARA
HDP Eşbaşkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, yaşanan ekonomik ve siyasi krizin çözümü için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajlarına bakılması gerektiğini söyledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkilerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Amed Milletvekili Hişyar Özsoy, Öcalan’ın mesajı ile 23 Haziran’daki İstanbul seçimleri öncesinde Güney Kürdistan’daki işgali genişletme saldırılarını Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
Saldırının seçimlerle ilgisi var
HDP Milletvekili Hişyar Özsoy, Güney Kürdistan’a yönelik saldırıların 80’lerin ortasından bu yana hem karadan hem havadan sürekli olarak yapıldığını hatırlatarak, bu operasyonlardan şu ana kadar herhangi bir sonuç alınamadığı gibi bundan sonra da alınacağını kimsenin düşünmediğini söyledi. İstanbul seçimlerinden önce milliyetçi kesimleri yanlarında tutmak için bu saldırının yapıldığını savunan Özsoy, operasyon için çok reklamın yapıldığını fakat belirtildiği ölçekte olmadığını ifade etti.
Daha güçlü mücadele
İmralı tecridinin kırılması için binlerce tutsak ve dışarıdaki insanların girdikleri açlık grevi ve ölüm orucu sonucunda adım atıldığını anımsatan Özsoy, “Kısmi de olsa tecridin kırıldığını görüyoruz. Tecrit, her şeyden önce hukuki ve ahlaki açıdan sürdürülemez bir politikaydı” dedi. Öcalan’ın çağrısıyla bu açlık grevleri bittiğini ama bunun toplumda bir rehavet yaratmaması gerektiğini dile getiren Özsoy, şöyle devam etti: “Bu tecridin kaldırılması için bir irade ortaya kondu. Kısmen kaldırıldı fakat siyaseten bu mücadeleyi geçmişten çok daha güçlü bir şekilde sahiplenerek devam ettirmek gerekiyor. Tecridin kaldırılmasını süreklileştirmek gerekiyor ve bu konuda onurlu bir barış için siyaset üretmek gerekiyor. Rehavet durumu, siyasi krizin sıkışmışlık durumunu çok daha kötü bir hele getirebilir. Dolayısıyla halkımıza söyleyeceğimiz şey budur; kesinlikle rehavete kapılmadan çok daha güçlü ve çok daha örgütlü bir şekilde siyasal, toplumsal mücadeleyi hızlandırmak gerekiyor.”
Herkes mesajlarını dikkat almalı
Öcalan’ın dışarıya konuşabildiği her dönemde pozitif bir takım mesajlar vererek yapıcı rol oynadığını kaydeden Özsoy, İmralı’dan gelen son mesajın da içeride çatışmanın, kutuplaşmanın ve gerilim düşürülmesi; dışarıda ise Rojava’daki duruma yönelik olarak çok ciddi katkılar sunabileceği yönünde olduğunu ifade etti. Özsoy, şunları söyledi: “Umuyoruz Sayın Öcalan’ın bu mesajlarına bir anlam biçilir. Çünkü ne diplomatik olarak ne ekonomik olarak ne de iç siyasi dengeler itibariyle Türkiye sürdürülebilir bir noktada değil. Kaos kriz her geçen gün derinleşiyor. Sayın Öcalan’ın bu noktada verdiği mesajlar da önemli. Söylediği çok temel olarak adil bir düzen içinde onurlu bir barışın tesis edilmesidir. Bütün toplumsal kesimlere bu noktada bir çağrıda bulunuyor. Herkesin öz eleştirel yaklaşması, siyaset üretemeyenlerin tekrar siyaset üretmesi, dolayısıyla bu kanlı girdabın içerisinden kurtulabilmek için müzakere diyalog koşullarının zorlanması gerektiğine işaret ediyor.”
Devlet konusunda emin değil
Öcalan’ın mesajının, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşayan halkların bir çok ihtiyacına cevap olacak bir mesaj olduğunu vurgulayan Özsoy, bu mesajın devlet tarafından algılayabilecek rasyonel kapasitenin kalıp kalmadığı noktasında emin olmadığını ifade etti.
Seçimden sonra değişiklikler
23 Haziran’da yapılacak olan İstanbul seçimine işaret eden Özsoy, seçimlerden sonra Türkiye’nin siyasi dinamiklerinde ciddi değişikliklerin de söz konusu olabileceğini belirtti. İstanbul seçimlerinden sonra siyaseten bir değişimin önünün açılabileceğine dikkat çeken Özsöy, şöyle konuştu: “Siyasetin önü açılmaz dememek lazım. Böyle bir karamsarlık bizi çok iyi bir noktaya götürmez. Fakat çokta beklentili bir pozisyonda olmamak lazım. Toplumda ciddi anlamda bir demokratik ve siyasal irade ortaya çıkarsa devlet barışa yönelik adım atabilir. Eğer devleti kendi haline bırakırsanız, toplumdan, değişik kesimlerden, dışarıdan ve içerden baskı gelmezse, devlet bu mevcut savaş durumunu sürdürür.”