Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 19 milletvekilli hakkında, 2 Mayıs 2016'da "dokunulmazlıkların kaldırılması" görüşmelerini Meclis'te slogan atarak protesto ettikleri gerekçesiyle fezleke hazırlandı.
 Dokunulmazlıklarla ilgili düzenlemenin Anayasa Komisyonu'ndaki görüşmeleri sırasında, komisyonu terk eden milletvekillerinin toplu bir şekilde Yeni Halkla İlişkiler Binası'ndan grup toplantı salonuna gidişleri sırasında "Direne direne kazanacağız" sloganı atmasını gerekçe gösteren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezleke, Meclis'e sunulmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderildi. 
 Haklarında fezleke hazırlanan milletvekillerinin isimleri şöyle: Dilan Dirayet Taşdemir, Sibel Yiğitalp, Çağlar Demirel, Hüda Kaya, Ayşe Acar Başaran, Adem Geveri, Mithat Sancar, Ferhat Encu, Gülser Yıldırım, İbrahim Ayhan, Garo Paylan, Bedia Özgökçe Ertan, Meral Danış Beştaş, Mahmut Toğrul, Ertuğrul Kürkçü, Mizgin Irgat, Saadeet Becerikli, Nadir Yıldırım ve Ziya Pir.
 Aynı kapsamda milletvekillikleri düşürülen Besime Konca ve Nursel Aydoğan hakkında da soruşturma açıldı. 



Demirtaş ve Yüksekdağ için ortak çağrı

Siyasi parti ve emek örgütleri, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve vekilliği düşürülen eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ile partinin Grup Başkanvekili İdris Baluken’in 6 ve 7 Aralık’ta görülecek duruşmalarına katılım çağrısı yaptı. 
HDP Ankara İl Örgütü'nün çağrısı ile bir araya gelen siyasi parti ve emek örgütleri, Mülkiyeliler Birliği'nde basın toplantısı yaptı. HDP İl Eş Başkanı Nur Aytemur ve HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in ardından konuşan Emek Partisi (EMEP) Ankara İl Başkanı Fikret Aslan, EMEP olarak o gün orada olacaklarını ifade etti.

Başkaya: Meşru değiller

Yazar-akademisyen Fikret Başkaya ise rejimin tıkanmış bir duruma geldiğine işaret ederek, şunları söyledi: "Ellerinde iki koz kaldı. Birincisi parayı manipüle etmek, ikincisi terörü manipüle etmek. Bu durumu tersine çevirecek yegane şey de kitle hareketinin yükselmesidir. Aksi halde bu patinaj hali devam edecektir. Burada bir odağın kararlı olduğunu, iktidar sahiplerine göstermek lazım. İktidar meşrutiyetini yitirmiştir. Bir rejim ne kadar baskıcı olursa olsun asgari bir meşrutiyete dayanmak zorundadır. Sadece şiddetle yol almaları mümkün değildir." 
Kaldıraç üyesi Tamer Morkoç da AKP iktidarının 7 Haziran'dan sonra başta Kürt halkı olmak üzere tüm toplumsal muhalefete savaş açtığını ifade etti. İktidarın şu anda kendi hukukunu dahi işletmediğini vurgulayan Morkoç, "Bütün toplumsal kesimlere yapılan saldırılara karşı muhalefetin bir araya gelmesi, dayanışma içerisinde olması gerekiyor. Biz de 6-7 Aralık'ta orada olacağız" dedi.
 
6 milyonun iradesi 
 
Alınteri üyesi Zarife Çamalan ise "7 Haziran - 1 Kasım arasında Kürt halkının yükselen iradesine set koymak için 6 milyonun iradesini hücrelere esir ettiler. 15 Temmuz sonrasında da KHK'lerle yaşanılan ihraçlar devletin toplumsal bir savaş açtığının göstergesidir. Bütün bunlara karşı mücadelemizi hep birlikte yükselteceğiz. Tüm kesimleri de bu duruşmaya katılmaya ve dayanışma içerisinde olmaya davet ediyoruz" diyerek, duruşmalara katılım çağrısı yaptı. 
Konuşmasında "Hepimizin ortak bir davası için yana yana geldik” diyen Halkevleri Genel Sekreteri Dilşat Aktaş ise “İktidar toplumsal muhalefeti OHAL ile sindirmek üzere bir operasyon yürütmektedir. Halkın demokratik katılımdaki temsili engellenmektedir. Muhalefetin odaklanması gereken şey, Erdoğan diktatörlüğü karşısında demokrasi mücadelesidir. Bir direniş hattına hepimizin ihtiyacı var" diye konuştu. 
 
7 Haziran’ın rövanşı için
 
Emekçi Hareket Partisi İl Başkanı Can Ersoy da "Bu yargılamalar 7 Haziran'daki başarının rövanşını almaktır. Ülkede faşizm her anlamda yükselmiş durumda. Muhalefetsiz bir ülke özlemiyle yanıp tutuşan Erdoğan'ın bütün OHAL uygulamaları karşısında bizlerin de birçok fırsatı olacaktır. Tiyatroya dönüşen mahkemeler bizi daha da birbirine bağlıyor" dedi. 
 
DİSK: Adaletsizlik bitsin
 
DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün ise dayanışmanın önemine dikkat çekerek, "Bu dayanışmayı daha da büyütmemiz gerektiğini biliyoruz. Ayaklar altına alınan diktatörlüğün kerpeteni haline gelen hukukun da özgürleşmesi için bir adımdır. Artık hukukun gereklerini yerine getirsinler. Bu adaletsizlik hepimiz için bitsin" diye konuştu.

 
Savunma bilgisayarı çalındı

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın da avukatlığını yapan Mehmet Emin Aktar’ın bürosu soyuldu. Büroya giren hırsızlar, 7 Aralık’ta görülecek Demirtaş davasında yapacağı savunmaya ilişkin bilgilerin yer aldığı bilgisayarı çaldı. Aktar’ın kaldığı büronun son 1 yılda 4 defa soyulduğu öğrenildi. Bu girişimlerin 2’sinde başarısız olan hırsızların, 2 defa da bürodaki bilgisayarları çaldığı belirtildi. 

 

Yüksekdağ'a bir ceza daha

Milletvekilliği düşürülen Figen Yüksekdağ hakkında, partisinin Mersin İl Örgütü’nün 2015’TE düzenlenen kongresinde yaptığı konuşmadan dolayı “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” ve “ Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, Yüksekdağ’a “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ise 1 yıl 15 gün hapis cezası verdi.