
HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin Grup toplantısında Meclis çalışmalarını sürdürme kararlarını, “Ne buraları size teslim ederek gideceğiz ne de buradaki oyunun figüranı olacağız. Şimdilik burada olacağız, size rahatsızlık versek de burada olacağız” diyerek açıkladı.
HDP Grup toplantısı, üçüncü kez, rehin alınan eşbaşkanlar olmadan yapıldı. İlk hafta eşbaşkanların geçmiş dönemdeki konuşmaları ve tutuklama süreçlerine dair görüntüler izletilmişti. Geçen hafta yapılan toplantı ise Meclis’in engellemelerini protesto etmek amacıyla ziyaretçisiz gerçekleşmiş ve Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, hiç kimsenin olmadığı toplantı salonunda değerlendirmelerde bulunmuştu.
Dünkü grup toplantısı “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganıyla başladı. Toplantıya Ankara Kadın Platformu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kampüs Cadıları gibi kadın örgütlerinin yanı sıra EMEP, Halkevleri, Eğitim Sen ve HDP’nin tüm bileşenleri katıldı.
Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Siirt’teki maden faciasında yaşamını yitirenleri anarak, toplantının açılışını yaptı. Hükümetin her alanda ülkeyi karanlığa sürüklediğini belirten Demirel, “Bu karanlık karşısında kadınları, emekçileri, yazarları, akademisyenleri son olarak barış çınarımız Ahmet Türk’ü gözaltına alan anlayış karşısında insanlığın kazanacağı inancımız bir kez daha perçinlenmiştir” dedi.
Demirel, daha sonra Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kaleme aldığı mektubu okudu.
Demirel’in açılışından sonra Grup konuşmasını Sözcü Ayhan Bilgen yaptı. Bilgen, “Bugün bu kürsüde eşbaşkanlarımızın konuşması gerekiyordu. Aramızda bizimle birlikte oturması gereken milletvekili arkadaşlarımız 18 gündür rehin tutuluyor. Bu tablo Türkiye demokrasisine kara bir leke, büyük bir ayıp olarak geçmeye devam ediyor” diyerek, konuşmasına başladı.
Adalet Bakanı suç işliyor
Milletvekillerinin cezaevlerini ziyaret etmelerine keyfi olarak izin verilmediğini söyleyen Bilgen, yönetmeliğe göre milletvekillerinin hükümlü ve tutuklularla açık ziyaret biçiminde görüşebilmesine olanak tanıdığını hatırlattı. Bilgen, “Bu yönetmeliğe Adalet Bakanı uymayacaksa halen bu keyfiliğe devam edecekse bir gün hesabının sorulacağının da farkındadır. Gizli bir yasa yoksa bu yönetmelik Adalet Bakanı’nı herkesten çok ve önce bağlar” dedi.
Meclis içinde darbe
Meclis Genel Kurulu’nun dünkü bileşimini HDP’li Pervin Buldan tarafından yönetilmesi gerekiyordu. Ancak Meclis Başkanı, önceki gece yazılı bir talimatla oturumun AKP’li Ahmet Aydın tarafından yönetilmesine karar verdi. Ayhan Bilgen, “Yine bir gece yarısı darbesiyle karşı karşıya kaldık. Meclis Başkanı, Meclis Başkanvekillerine ulaşmak yerine yazılı talimat yazıyorsa o ülkede darbe normalleşmiştir” diye tepki gösterdi.
Belediye yerine madene gitseydiler
Bilgen, siyasetin sorumsuzluğu yüzünden Siirt’te yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını göstererek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sadece evlerine helal lokma götürmek için yine buradaki bir işçi yakının ifadesiyle ‘koyunların bile güven içerisinde otlatılamayacağı’ bir coğrafyada çalışmaya mahkum bırakılmış ve bunun bedelini hayatlarıyla ödemişler. Hükümet temsilcilerinin sözleri de en az ölüm kadar acı. Sağlık Bakanı uzaktan bakıyor ve ihmal olmadığını anlıyor. Eğer belediyelerimize aylarca hatta bazen yılları aşacak şekilde müfettiş görevlendirmek yerine madenlere müfettiş görevlendirselerdi belki bu facia yaşanmayacaktı, onca insan toprağın altında kalmayacaktı. Bütün bu utanç tablosuna rağmen haberler ‘şu kadar iş makinasına ulaşılabildi’ diyebiliyor. İnsanın bu kadar değersiz olduğu bir siyasetle ne yazık ki daha çok insanımızı kaybetmeye devam edeceğiz.”
28 Şubat dönenimde Kayseri ve İstanbul belediyelerine dönük atamaları hatırlatan Bilgen, “O zamankiler daha insaflıydı ki kendi meclislerinden kayyım atanmasına fırsat veriyorlardı. Ama bu tablo gösteriyor ki mağdur olmak haktan yana olmaya yetmiyor. Mağdur olmak siyasette bir yerlere gelmeye yetiyor ama adil ve erdemli olmaya yetmiyor. Şu hatırlatmayı yapmak isterim İsrail’de ezan yasaklandı ve Hristiyanların yaşadığı yerlerdeki kiliselerde ezan okundu. Kimseyi örnek almıyorsanız bari dostunuza bakın” dedi.
Ucu başka operasyonlara gider
Bilgen, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Milletvekillerinin göreve getiren nasıl halksa görevden alacak olan da halkın kendisidir. Yargı sopası ile kazanamayacağınız belediyeleri almaya heveslenirseniz bu işin ucu başka operasyonlara gider. Son günlerde yine sahneye çıkan ‘sifon çekme’ ile sorumlu şahsın, yeniden toplantı düzenlediği söyleniyor. Biz kimsenin operasyonlarla siyaseten bitirilmesini istemiyoruz, yeter ki gölge yapmasınlar. Siyasete bu şekilde müdahale ederek kazanamadıklarına el koymayı alışkanlık haline getirmesinler.”
Gülen’i değil Rıza’yı istiyorlar
Bilgen, “Dolayısıyla Türkiye’de birilerini ya büyürsünüz ya küçülürsünüz diye korkutanlara şunu söylüyoruz” dedi ve şöyle devam etti: “Büyümek istiyorsanız Kürtlerle barışacaksınız. Küçülmek istemiyorsanız, yine Kürtlerle barışacaksınız. Başka çareniz yok. Kürtler sizden fazla bir şey istemiyor; sadece sorunun diyalogla konuşarak çözelim diyorlar. Ama siz Kürtlerle konuşmayı değil, savaşmayı tercih ediyorsunuz. Bu mantıkla giderseniz bu işin sonu BM komisyonlarında kara para aklamadan terörün finansına kadar canınızı çok yakacak. Bakanlar ABD’ye Gülen’i değil Rıza’yı istemeye gidiyorlar. Gülen burada konuşursa değil, Rıza orada konuşursa sorun olacak.”
Adı anayasa olmaz
AKP ve MHP arasındaki anayasa ortaklığına dikkat çeken Bilgen, 80 milyonun kaderi 8 kişi tarafından kapalı kapılar ardından yapılamayacağını vurguladı. Bilgen, “Sanayasa olur ama anayasa olmaz. Anayasa toplum sözleşmesidir. Ama onun derdi kendine yasa yapmak olduğu için bu durumu anayasa yapma olarak tanımlıyor. Fiili durumu yasal statüye kavuşturmak içindir. MHP de buna destektir” dedi.
Şimdilik buradayız
Partilerinin Meclis çalışmaları konusundaki kararını ise Bilgen, şu şekilde açıkladı: “Bizler ne zorluklarla burada olduğumuzu, kimlere borcumuz olduğunu biliyoruz. Partisi için can verenlerin yükü omuzumuzdadır. Biz kime ne borcumuz olduğunu farkındayız. Nerede duracağımız, hangi görevi nasıl yerine getireceğimizin kararını da Bingöl’de seçim çalışmalarında katledilen Hamdullah arkadaşımızla vereceğiz. Arnavutköy’de seçim çalışmalarında yaşamını yitiren Erkan Öztürk’ü unutmadan vereceğiz. Biz partisi için canını verenlerin sorumluluğunu hissederek karar vereceğiz. Erzurum’da seçim aracının içerisinde yakılmak istenenleri unutmadan karar vereceğiz. Biz karar verirken Ceylan Önkol’un gözlerini unutmayacağız. Cenazesi günlerce sokak ortasında bekletilen Taybet Ana’yı unutmayacağız. Ama şunu da bilin ki; ne sizin umduğunuz, sizin hesap ettiğiniz gibi buraları size teslim ederek gideceğiz ne de buradaki oyunun figüranı olacağız. Ne bu deveyi güdeceğiz, nede bu diyardan gideceğiz. Yükümüz ağır biz halk toplantılarını yapmaya devam edeceğiz. Bizim buralara bir davayı savunmak için gönderen halkın çağrısı her şeyden daha kıymetli. Bu tartışmaları nihai karar için devam edeceğiz. Şimdilik burada olacağız, size rahatsızlık versek de burada olacağız.”
Aydınlar ‘Meclis’te kal’ dedi
Meclis çalışmalarını durduran HDP’ye aydınlardan ortak çağrı yapıldı: “En küçük demokratik muhalefetin bile büyük değer kazandığı bu koşullarda HDP’nin Meclis’teki varlığı her zamankinden daha önemli.”
Aralarında yazar, akademisyen, aktivist, gazeteci ve sanatçıların bulunduğu 61 kişi, 6 Kasım’da Meclis çalışmalarını durdurma kararı alan HDP’ye “Meclis’e dön” çağrısı yaptı.
Çağrı metninde şu ifadelere yer verildi: “7 Haziran seçimlerinden bu yana süren tek adam yönetimine dayalı totaliter rejim inşa süreci, hukuk ve demokrasiyi yok eden OHAL uygulamalarıyla yeni bir aşamaya ulaşmış bulunuyor.
Başkanlık rejimini amaçlayan anayasa değişiklikleri, MHP’nin desteği ve yol vermesiyle hızla gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Türkiye, hak ve özgürlük ihlalleri, keyfi uygulamalar, demokratik kazanımların erozyona uğratılması ortamında, yakın tarihinin karanlık dönemlerinden birini daha yaşıyor.
En küçük demokratik muhalefetin bile büyük değer kazandığı bu koşullarda, siyasal etik ve anayasa dışı baskılara, tutuklamalara, yok etme çabalarına karşın HDP’nin Meclis’teki varlığı her zamankinden daha önemli.
Milyonlarca seçmenin iradesini temsil eden HDP milletvekillerinin TBMM’yi hiçbir şekilde terk etmemeleri; bu gidişe itirazı olan toplumsal muhalefetin sesini, en geniş ittifak olanaklarını değerlendirerek Meclis’e taşımaları tarihi ve hayati öneme sahip. Bizler, HDP’nin bir kez daha durum değerlendirmesi yapmasını ve demokratik mevzileri korumasını bekliyoruz.
İmzacılar: Akın Evren, Prof.Dr. Ali Nesin, Aydın Engin, Ayşe Deniz Spatar, Prof.Dr. Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Ayşe Yıldırım Başlangıç, Prof.Dr. Baskın Oran, Bülent Aksoy, Prof.Dr. Büşra Ersanlı, Celal Başlangıç, Dr. Cengiz Arın, Çağatay Anadol, Erdoğan Aydın, Ersin Salman, Prof.Dr. Fatma Gök, Prof.Dr. Gençay Gürsoy, Gülseren Onanç, Gürhan Ertür, Halim Bulutoğlu, Hasan Cemal, Hilal Kuey, Prof. Dr. İzzettin Önder, Işıl Ünal, Korhan Gümüş, Prof.Dr. Kuvvet Lordoğlu, Mehmet Ural, Prof. Dr. Meryem Koray, Muammer Ketencoğlu, Muzaffer Erdoğdu, Müge Karalom, Naci Sönmez, Nazar Büyüm, Necla Zarakol, Nergiz Savran Ovacık, Nesrin Nas, Nur Derviş Ottoman, Nurettin Çivi, Oktay Etiman, Orhan Esen, Orhan Silier, Oya Baydar, Ömer Madra, Özlem Dalkıran, Prof.Dr. Rezzan Tunçay, Seyfi Öngider, Sema Bulutsuz, Prof.Dr. Semra Somersan, Sibel Yerdeniz, Şanar Yurdatapan, Tacizer Belge, Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Tarhan Erdem, Tarık Ziya Ekinci, Tatyos Bebek, Tilbe Saran, Ufuk Uras, Prof.Dr. Yakın Ertürk, Viki Çiprut, Zeynep Kırçal ve Zeynep Tanbay.
ANKARA