‘Bunca düşmanlık varken" ve katran  kazanlarında ırkçı kin fokurdarken, “bunca kuşatılmışlıkta HDP’nin sırası mı?" diyebilirsiniz.

Haklısınız. Ortalık ırkçı girdap. Türk devleti, ırkçı histeriyle, tek başına Kürt düşmanlığını üstlenmiş, Ortadoğu çöllerinde ölüm hamleleri üstüne hamle tazeliyor.

Üstelik, 31 Mart tarihinde de, belediye ve muhtarlık seçimleri var. O halde, bu iki ara, bir derede sıkışmışlıkta, HDP’den söz etmenin yararı ne, diyeceksiniz. Ben de derim ki, kervanda bir sakillik, döküntü varsa eğer, karlı, boranlı, tipili yolda da düzeltilir. Zararın neresinden dönülürse kazançtır, yani...

Ayrıca, seçim, demokratik zeminde yarışanlar arasındaki rekabet değildir. İki bloktan oluşan Türk Faşizmi, seçimi Kürt düşmanlığı yarışına dönüştürmüştür.

Yani seçim, Kürtlerle boy ölçüşme savaşı, havasına sokulmuştur.

Ve bu, bir tesbittir. Ama, bana ait değildir. Kürt düşmanlığında birleşen bloklar böyle söylüyor ve bütün yer yüzü duysun diye de dağa, taşa “bu seçim Türklerin beka meselesidir" diye haykırıyorlar.

Biliyorsunuz var veya yok olma meselesi, karşı karşıya gelen iki düşmanın akibetiyle ölçülüp tarif edilir. Yenilgi yok olmaktır. Geleceğin (beka) sonu, hiçlik demektir.

Türkler, Türklerle ilişkilerini bu derekeye getirdiler. Onun için, Ortadoğu boyunca cinayet hamleleriyle, Kürtlerin soyunu kurutmaya çalışıyorlar. Amerikan Başkanı, bu hamleye “hayır" deyince, Kürtlerin oyu ile seçilmiş birileri kızıyor en çok...

Ama, ötede tekmil katiller, kendi halkını da soyan kasa hırsızları, dindarmış gibi yapan dolandırıcılar, yalancı ve talancılar Kürtlere birleşiyor, bir ve beraber oluyor, siyasi partiler kin salkımlı halinde, Erdoğan’ın izinde yürüyorlar...

CHP‘liler, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun işareti üzere, iki ellerini birlikte kaldırarak Kürtleri zindana doldurma kararına onay veriyor, Belediye yönetimlerinin gasbı, başkanların tutuklanmasına, Kürt şehirlerinin yakılıp yıkılmasına ise kör, sağır ve dilsiz bakarak, Recep Erdoğan liderliğindeki IŞİD dincisi, Kemalist Ergenekoncu, ırkçı Kızılelma koalisyonuna destek veriyor, Efrîn işgaline el sallıyorlardı.

CHP, bu faaliyetlerinden sonra dönüp Türk ırkçılığının İyi Parti kliği ile koalisyon kuruyordu. İyi Parti’nin başı Meral Akşener, Türk ırkçılığını simgeleyen dişi kurt (Asena) lakaplıydı. Geçmişi Ermeni dölü naralı, eserleri gardrobunda da beyaz toroslu katillerin silueti aslıydı.

Kısacası o, MHP’nin evladıydı. MHP de Recep Erdoğan’la ortalıktaydı.

Erdoğan mı? O derin devletin Milli Türk Talebe Birliği okulundan mezundu. Akıncı gençliğin liderlerindendi. Akıncılar, 1970’lerde Türkeş’in ülkücüleriyle kimlik kontrolü yapıyor, Maraş, Sivas, Çorum katliamlarında zafer naraları birbirine karışıyordu.

Bunlar, “beka" (Türklerin geleceği) meselesi deyip Kürtlere karşı tortop olmuşlardı.

Bir tek oy’a ihtiyaçları olduğu halde, “çakma Türklük"lerine halel gelmesin, saf kanlarına toz konmasın diye, tek bir Kürdün kapısı, HDP‘nin sokağından bile geçmiyorlardı.

Ama HDP’de bir süreden beri tuhaf şeyler oluyordu. Kürt oylarıyla seçilen kimileri, miadını doldurduktan sonra “akil adam" ardından AKP havuzunun ekran yüzü oluyor, çok solcu beriki kayıplara karışıyor, günün birinde CHP kapılarında ortaya çıkıyordu.

Genel merkez, kendilerince öylesine “muhkem" adaylar saptıyordu ki, kimsenin adını bilmediği bazıları, seçildikten bir süre sonra, hem de Kürdistan kanarken yollarını ayırıyor, bu ne dağınıklık bilinmez, kimileri de derinlerin sessizliğinde kayboluyordu.

Son gelişmenin izahatı ise yoktu. Karar sahipleri bile gerekçe açıklayamıyorlardı.

 Ama İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere, büyük Türk şehirlerinde, belediye Başkan adayı çıkarmıyorlardı. Oysa Kürtlerin, düşmanlarından bir tek oy esirgemesi bile büyük moral, oy kaptırmak ise değeri büyük kayıptı. İstanbul en büyük Kürt şehriydi. Bir kaç milletvekili çıkarıyordu. Ankara, İzmir, Mersin, Adana da milletvekilleri...

Ama HDP, bu şehirlerde aday göstermeyerek, Kürtleri çaresiz, seçeneksiz bırakıp oylarını, cellatlarına peşkeş çekiyor, “bekacı" ırkçı koalisyona armağan ediyordu.

Seçmen kardeş, sözüm sanadır: Barbarlıkla mücadele, sana soyundan miras, seçim sandığı da, onur savaşının silahlarından biridir, senin için. Gün, gasp edilmiş belediyeleri çekip alma, geri kazanma günüdür.

Gerisine bakma sen. HDP nereye bilemiyorum. Ancak, kaybedilmiş bir şey yok. Kervan yolda, ilerliyor. Önemli olan bu. Yol ise henüz uzun. Vakit geniş. “Kervan yolda düzülür" derler, ya...