HDP’nin 2015 seçimlerinde sergilediği başarının Cumhur ve Millet ittifaklarında yer alan partileri rahatsız ettiğini belirten Akademisyen Atilla Güney, "Milliyetçi/dinci şoven ittifakların bir parçası olmaya HDP, eşi benzeri görülmemiş onurlu bir duruşun simgesi haline gelecektir" dedi.
AKP’nin elleri ve ruhu o denli kanlı ve kirli ki; iktidarı bir kez kaybettiklerinde başlarına geleceklerden korktuğunu vurgulayan Prof. Güney, şunun altını çizdi: "Bu şirket-mafya tipi parti, iktidarı bırakmamak için olası her türlü siyasi ekonomik mekanizmayı kullanacak. Buna iç veya dış savaş da dahil."
Barış bildirgesi imzacılarından ve KHK ile ihraç edilen Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Güney, MA’dan Berivan Altan’ın sorularını yanıtladı. Prof. Güney’e göre baskın seçim kararı ve HDP’ye karşı oluşan ittifaklar ile HDP’nin pozisyonuyla ilgili merak edilenlerin yanıtı şöyle:
Neden baskın seçim?
Baskın seçim, kriz öncesi alınmış bir karardır. Ancak bu kriz üçlü bir sarmal yapıya sahip;
* AKP’nin parti krizi. Uzun zamandır biliyoruz ki AKP, sıcak para sayesinde yakaladığı büyüme üzerinden sağladığı rantları, ihaleler, rüşvet ve yağmalama aracılığıyla parti içinde, etrafında ve çeperinde yuvalanmış bir güruha pay eden şirket tipi bir parti. Görünen o ki bu sağlıksız büyümenin sağladığı rant tükendi yağmalanacak kaynaklar yok denecek kadar azaldı. Bu da kaçınılmaz olarak parti içinde ve tabanında bu yağmadan nemalananlar arasında bir krize yol açtı. Son günlerde basında da tartışılan cumhurbaşkanlığı seçiminde reise oy verilip partiye oy verilmeyeceğinin konuşuluyor olması buna delalet ediyor.
* AKP’yi iktidarda tutan siyasi söylemin krizi olarak tanımlanabilir. Bu parti, neredeyse iktidar geldikten sonraki her seçimde mağdur ve mazlum edebiyatına dayalı bir söylem geliştirdi. Önce ordu/darbe mağdurluğu, ardından Kemalistlerle hesaplaşması ve laiklik/dindarlık ikiliği, devamında FETÖ’cüler söylemi ve belki de son olarak Kürt Özgürlük Hareketi üzerinden kurgulamaya çalıştığı fakat tutmayan terör söylemi. Demem o ki burada da deniz tükendi. MHP ile ittifak ve Efrîn’e saldırı bunun son denemesiydi ama anlaşılan o ki bu da kar etmedi.
* Üçüncü ayağı olarak; aslında şimdiden Dolar ve Euro’daki yükseliş, borsanın tepe taklak oluşunda gözlemlenen iktisadi krizden bahsedilebilir.
AKP neden korkuyor?
Bu durumdaki bir iktidarın, yarattığı enkaz karşısında siyasi iktidarı seve seve bir başka partiye bırakması beklenir ama elleri ve ruhları o denli kanlı ve kirli ki; iktidarı bir kez kaybettiklerinde başlarına geleceklerden korkuyorlar. O nedenle bu şirket-mafya tipi parti iktidarı bırakmamak için olası her türlü siyasi ekonomik mekanizmayı kullanacak. Buna iç veya dış savaş da dahil.

'Millet İttifakı' farklı mı?
Millet İttifakı’nın CHP dışındaki iki ana bileşenine baktığımızda, biri aslında AKP’nin çekirdek İslamcı tabanının en radikal unsurlarından oluşuyor. Diğeri MHP’nin milliyetçilik ve Kürt sorunu söz konusu olduğunda daha sağında duran şoven kadrolar barındırıyor. CHP’nin içi boş, demokrat olmayan jakoben laiklik anlayışını da çıkardığınızda Millet İttifakı’nın, Cumhur İttifakı’ndan bir farkı kalmıyor.
HDP’nin dışlanması dezavantaj mı?
HDP’nin bu ittifakta yer almaması hem kaçınılmazdır hem de HDP açısından en hayırlısıdır. Bu korkutucu geniş çaplı milliyetçi/dinci şoven ittifakların bir parçası olmayarak HDP barajı geçsin veya geçmesin Türk siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir onurlu duruşun simgesi haline gelecektir.
CHP niye korktu?
Kuşkusuz HDP’nin Millet İttifakı’na dahil edilmemesi, söz konusu ittifakın içindeki partilerin siyasi duruşlarıyla ilgili ama bana kalırsa bundan fazlası da var.
Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin sergilediği başarı bence Türkiye muktedirlerini temsil eden her iki ittifaktaki partileri de rahatsız etti. Hatırlanacak olursa;
* Haziran seçimlerinde HDP Orta Anadolu ve Karadeniz’de hatırı sayılır oylar aldı.
* İstanbul’da 1.5 milyon oyla üçüncü parti olurken daha çok yoksul işçi sınıfının yoğunluklu olduğu bölgelerden oy aldı.
* Orta Anadolu’da yılardır sağ partilere oy veren Kürt nüfus ağırlıklı Cihanbeyli, Kulu, Şereflikoçhisar, Bala, Haymana gibi seçim bölgelerinden inanılmaz oylar aldı.
* Seçimden bir gün önce siyasi kamuoyu HDP Türkiyelileşecek mi tartışması yaparken, seçimin ertesi gün HDP’lileşmiş bir Türkiye’ye uyandık.
* Bu neredeyse yüz yıldır kör topal ilerleyen demokrasinin göbeğine oturmuş merkez sağ ve merkez sol olarak tanımlanan oluşumları alabildiğine rahatsız etti. Türkiye siyasi tarihinde ilk defa bu iktidarı parsellemiş partilere alternatif olabileceğini, düzenin bazına asıldığını gösterdi HDP.
* Sonrasında gelen Kasım seçimleri bu hazımsızlığın ürünüdür.
* Daha sonrasında dokunulmazlıkların kaldırılmasını, CHP’nin buna açık desteğini,
* HDP’ye parti olarak yöneltilen kurumsal saldırıları, aralarında milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe eşbaşkanları ve aktivistlerinin de olduğu 10 binin üzerinde partilinin gözaltına alınması tutuklanması karşısında CHP’nin seyirci kalması bu korkunun ürünü ve sonucudur.
* Haziran seçimlerinden AKP’den çok CHP korkmuştur. Nihayetinde uzun zamandır iktidara gelemese de sistemin ezeli ikinci partisi olarak bu düzenden beslenirdi, ilk defa kendisine daha soldan gelen kitlesel bir alternatifi hazmedemezdi. HDP’nin Millet İttifakı’nın dışında tutulması, İyi Parti’nin itirazlarından ziyade CHP’nin bu korkusundan kaynaklanıyor.
İttifakların merkezinde ne var?
Bütün bu ittifak kurgularının merkezinde Kürt sorunu yatıyor. Aslında 1980’lerin ortalarından bu yana neredeyse çeyrek yüzyıldır Türkiye siyasetinin temel belirleyeni Kürt sorunudur ve bugün bu HDP’ye karşı takınılan tavırda, onun ötekileştirilmesinde, yok sayılmasında, siyasi linçe tabi kılınmasında açıkça görülüyor. Kanımca Kürt seçmen bu durumu açıkça görüyor ve bunca yaşananlara rağmen HDP’nin oylarının düşmüyor olması da bunun işareti.
Ragıp Duran: Seçmen Erdoğan yorgunu
Gazeteci-yazar Ragıp Duran, "Artık sadece Erdoğan metal yorgunu değil seçmenlerin büyük bir kısmı da Erdoğan yorgunu" dedi. 
Ragıp Duran, ANF'ye konuştu. Cumhur ve Millet bloklarının, sağcı ve devletçi olduklarını belirten Duran, HDP'nin iki blokun dışında olmasını şöyle değerlendirdi: "Eğer HDP de CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ile birlikte baştan itibaren bloğun bir parçası halinde olsaydı Meclis seçimlerini kazanması garanti, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Erdoğan'ı çok güç durumda bırakabilirdi. Olmadı ama olumlu yanı da şu; HDP tek başına seçime girerek ki 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde tek başına seçime girmişti ve barajı da aşmıştı. Bu sefer genel seçimlerde barajı aşması sadece HDP'nin meselesi değil. Eğer HDP barajı aşamazsa çok somut olarak yaklaşık 70 ile 80 arasında milletvekilliğinin bölgeler itibari ile olduğu gibi AKP'ye gitmesi ve AKP'nin Meclis’te çoğunluğu sağlaması söz konusu. Bu yüzden HDP'nin barajı geçmesi, sadece HDP'nin değil CHP'nin, İYİ Parti'nin, Saadet Partisi'nin de kaderi, yani Meclis’te azınlığa düşmek durumundalar."
Medyadaki olağanüstü eşitsizliğe dikkat çeken Duran, "Bir saat Erdoğan'a, bir saat AKP'ye verdiği zaman diğer partilere yaklaşık beş dakika ile üç dakika veriliyor. HDP'yi ise hiç görmüyor" dedi.
Muhalif yönelik çok ağır baskıların olduğunu söyleyen Duran şunları belirtti: "Kürt medyasının, bağımsız medyanın ve sol medyanın şimdiye kadar çok sayıda radyolarını, gazetelerini ve televizyonlarını kapatıp mallarına el koydular. Fakat şunu da bilmemiz lazım, medya önemsiz değildir. Önemlidir ama tayin edici değildir. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zaman medya tayin edici esas unsur, esas aktör olamamıştır."
Seçmenlerin siyasi tercihlerini Erdoğan'ın medyasına göre yapmadığına dikkat çeken Duran, "Tek sesli medyaya rağmen vatandaş oy atmaya giderken, sabahleyin gazeteye akşam televizyona bakıp hangi partiye oy vereceğine karar vermiyor. İnsanlar, kendi siyasi görüşlerine, günlük yaşantılarına ve belki de en önemlisi ceplerine giren ve çıkan paraya göre siyasi tercihlerini yapıyor. Türk lirası sürekli değer kaybediyor. Dolayısıyla artık sadece Erdoğan metal yorgunu değil seçmenlerin büyük bir kısmı da Erdoğan yorgunu."
Konvoya zafer işaretine soruşturma
Konvoya zafer işareti yapan çocukların öğretmenleri hakkında inceleme başlatıldı.
Cizre’de halk buluşmasına katılan HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli’nin bulunduğu araç konvoyunu, dersliklerden çıkarak zafer işareti ile karşılayan öğrencilerin öğretmenleri hakkında inceleme başlatıldı.
Temelli ve bazı milletvekilleri, 24 Haziran baskın seçim çalışmaları kapsamında geçtiğimiz günlerde Şırnak’ın Cizre ilçesinde halk buluşmasına katılmıştı. Buluşma öncesi kente bağlı Yafes Mahallesi’nde onlarca araçtan oluşan konvoy ile şehir turu yapan Temelli ve beraberindekiler, dersliklerden çıkan Vali Kamil Acun Ortaokul/İlkokul öğrencileri tarafından zafer işareti ile karşılanmıştı.
Temelli ve beraberindekilerin kentten ayrılmasının ardından öğrencileri zafer işareti yapan okulda görev yapan bazı öğretmenler hakkında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün talimatı üzerine inceleme başlatıldı. Ayrıca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne sunulmak üzere okul idaresi tarafından “tüm girişimlere rağmen öğrenciler engellenemedi” şeklinde tutanak hazırlandı.
Söz konusu incelemenin ardından, Konyalı olan bir öğretmen hakkında ise soruşturma başlatıldı.
Ruhsat iptaliyle tehdit
HDP Mardin İl Örgütü: Dargeçit ilçesinde işyeri sahipleri, ruhsat iptaliyle tehdit ediliyor.
Seçim çalışmalarında keyfi engellemeler ile karşılaştıklarını belirten HDP Mardin İl Eşbaşkanı Ali Sincar, Dargeçit ilçesinde seçim bürosu için kiraladıkları kahvehane sahiplerinin, ruhsatlarının iptali yönünde tehdit edildiğini açıkladı. 
HDP Mardin İl Örgütü, 24 Haziran baskın seçimleri kapsamında gerçekleştirdikleri çalışmalar sırasında karşılaştıkları engellemelere ilişkin basın toplantısı yaptı. HDP Mardin İl Eşbaşkanı Ali Sincar, Dargeçit ilçesinde seçim bürosu olarak kiralanan kahvehane sahiplerinin polisler tarafından ruhsatlarının iptali yönünde tehdit edildiğini; Savur ilçesindeki çalışmalarında ise coplu polisler tarafından takip edildiklerini söyledi.
Mardin Valiliği’nde 10 Mayıs’ta tüm siyasi parti temsilcilerinin hazır bulunduğu seçim güvenliğine ilişkin yapılan toplantıyı hatırlatan Sincar, “Halk ve esnafla buluşmamız engelleniyor. Bütün partilere güvenli bir şekilde seçim çalışmalarının yapılacağı teminatı verildi. Bizi engelleyici tutumların sergilenmesi tezat bir durum oluşturmakta. Valiliği, derhal bu konuda gerekli girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz” çağrısında bulundu.
Sincar, seçim faaliyetlerini engelleyen tutum içerisinde olan devlet güçleri hakkında şikayetçi olacaklarını söyledi.
Kaymakam erken hilleci
Edremit Kaymakamı, merkezde ikamet eden bazı adreslerin Edremit'e taşınması talimatı verdi.
Edremit Kaymakamı ve Kayyumu Atıf Çiçekli, Edremit'te AKP'ye ve Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'a daha fazla oy çıkması için Van merkezde yaşayan kişileri Edremit seçmen kütüğüne taşıyor.
Çiçekli’nin talimatı ardından kent merkezi sakinlerinin, nüfus kaydını özellikle Edremit'teki Cami Mahallesi'ne aldırması dikkat çekiyor. Bunlarla da yetinmeyen Çiçekli, tüm Edremit Belediye personeline seçmen kayıtlarını Edremit merkeze taşımaları yönünde talimat verdi.
Kaymakam, daha önce yüzlerce personelin işine son verilen Edremit Belediyesi’nde, talimatı yerine getirmeyen personeli işten çıkarmakla tehdit ediyor.
Konuya ilişkin bilgi veren Avukat Sevda Aydın, “Bu, kaymakamın seçim çalışması ve kesinlikle bir seçim hilesidir. Halkın iradesini hile ile kendi lehlerine değiştirme çabasıdır” dedi.
TRT’den HDP’ye '0' süre
Kamu yayıncılığıyla mükellef TRT’nin taksimatı: AKP-MHP’ye 37 saat, HDP’ye ‘0’ dakika.
RTÜK’te yapılan çalışmada, erken seçim yapılacağının netleştiği 17 Nisan ile 6 Mayıs tarihleri arasında TRT’nin haber yayınları hariç sadece canlı yayınlarda hangi partiye ne kadar zaman ayırdığı ortaya çıktı.
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, CHP’ye TRT ekranlarında ayrılan süre 3 saat 4 dakika 28 saniye olarak hesaplandı. Bu toplamın büyük çoğunluğunu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmaları oluşturuyor. Bu kapsamda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce için 6 Mayıs’a kadar 27 dakika 20 saniye yayın yapıldı.
TRT bu dönemde AKP ile ilgili yayınlara 36 saat ayırdı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına verilen payın ise 1 saat 40 dakika 2 saniye olduğu görüldü. Böylece TRT, AKP-MHP ittifakını 37 saat 40 dakika 2 saniye, muhalefet partilerine ve bu partilerin cumhurbaşkanı adaylarına ise toplamda 3 saat 13 dakika 58 saniye yer verdi. HDP’ye ise hiç yer verilmedi.
TRT’nin iktidara yakın yayınlarda izleyicilere nelerin sunulduğu da yapılan çalışmalara dahil edildi.
Buna göre, AKP-MHP ittifakına ilişkin yayınların büyük bir çoğunluğunu Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, AKP Sözcüsü Mahir Ünal, bakanların programlarının canlı yayınları oluşturuyor.
Reis’in Van’daki gölgeleri!
Vali, komutan ve emniyet müdürü oy istedi: Biz aracıyız işin sahibi Erdoğan'dır
Vali Murat Zorluoğlu, Kolordu ve İl Jandarma komutanları ile Emniyet Müdürü'nü yanına alıp Erçek’te AKP ve Erdoğan'a oy istedi. Zorluoğlu, "Biz aracıyız, işin esas sahibi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, hükümetimizdir” dedi.
Şırnak Valisi'nden sonra Van Valisi de 24 Haziran baskın seçimleri çalışmalarında AKP'ye oy istemek için sahaya çıktı. Van Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Kayyumu Murat Zorluoğlu, beraberindeki Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Salih Karataş, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yavuz Özfidan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Suat Ekici, 6. Hudut Alay Komutanı Albay Şahin Yenilmez ile birlikte İpekyolu ilçesine bağlı Erçek Mahallesi sakinleri ile bir araya geldi. 
Mahallelilerle görüşen Zorluoğlu, konuşmasına DBP'li belediye yönetimini kötüleyerek başladı. Bir yandan DBP'li belediyenin yaptığı çalışmaları kötüleyen Zorluoğlu, diğer yandan hükümetin icraatlarını övdü.
Zorluoğlu, son sözü ise 24 Haziran seçimlerine getirdi. Zorluoğlu, “Yaptığımız hizmetler için biz aracıyız. İşin esas sahibi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır, değerli hükümetimizdir. Bu bakımdan da bunu da hafızamızda tutmalıyız. Türkiye bir dönüm noktası yaşayacak. Haziran 24 Türkiye için bir dönüm noktasıdır. Allah’ın izniyle ülkemiz bu dönüm noktasını da sorunsuz bir şekilde aşarsa artık hem bölgesinde hem de küresel anlamda büyük bir güç olma yolunda önünde hiçbir engel kalmamış olacak” diyerek açıkça AKP'ye oy istedi.