HDP’nin yerel seçimler için “Kürdistan’da kazanma, metropollerde kaybettirme” stratejisi çok tartışma konusu yapılsa da AKP-MHP iktidarını ürkütmeye başladı.

DENİZ NAZLIM / MA / ANKARA

HDP’nin 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimlere parti olarak girme kararından bu yana her seçimde aldığı karar, antidemokratik güçlerin korkusu oldu.

HDP yetkili organlarının aldığı karar doğrultusunda İstanbul, İzmir ve Adana Büyükşehir Belediye başkanlığına aday gösterilmeyecek. Aday gösterilmeyecek kent sayısında artma ihtimali bulunurken, karara destek ve eleştiriler de peşi sıra geldi. Seçimlere stratejik anlam atfeden HDP, AKP-MHP ittifakını geriletmek için ince eleyip sık dokuyor. Girdiği her seçimde demokrasi güçlerinden yana etkili stratejik politikalar geliştiren HDP, bu seçimde de antidemokratik cepheyi geriletmek için en geniş kitleleri bir araya getiriyor.

7 Haziran’da parti olarak

 Türkiye siyaseti açısından 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri, dönüm noktası oldu. Bu seçimlerde HDP’nin aldığı kararlar birçok çevrede tartışılmıştı. Daha önce bağımsız adaylarla seçime giren Kürt siyaseti ve demokrasi güçleri, ilk kez parti olarak seçimlere girerek iktidarın hesaplarını alaşağı etti. Aldığı karar, hem parti içinden hem iktidar kanadından hem de muhalefet cephesinden yoğun itiraz ve eleştirilere neden olmuştu. Bu süreçte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın öngörüsü sürecin gidişatını belirledi. 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği yüzde 10 barajı tarihe karıştı. Seçim sonucunda, HDP ve demokrasi güçleri en geniş temsille Meclis’te yer aldı.

Sonucu kabullenemeyen AKP iktidarı, hükümet kurdurmayıp yeniden seçime gitti. 1 Kasım’da yenilenen seçimde demokrasi güçlerinin çatısı olan HDP, bir kez daha yüzde 10 barajını aştı.

HDP başkanlığa karşı durdu

 HDP, 16 Nisan 2017 Referandum sürecinde de  aldığı kararlarla tartışmaların odağında yer aldı. Özellikle iktidar çevreleri, muhalefetin de içine düştüğü “HDP ile AKP anlaşacak”, “HDP gizli Erdoğancı” gibi ifadelerin yerini, seçim sonucunda HDP’nin demokrasiden yana güçlü çıkışı aldı. Politikasını “Ne parlamenter sistem ne başkanlık” üzerinden kuran HDP, demokratik parlamentarizme işaret etmiş ve bunun için de önceliğin “Hayır” tercihi olduğunu açıklamıştı. O dönem sokağa çıkma yasakları sırasında yıkılan kentler tercihini “Hayır”dan yana kullandı. Diyarbakır ve Van gibi metropollerde “Hayır” öne çıktı. İstanbul’da “Hayır”ın zafer elde etmesi ve sonraki seçimlere umutlu girilmesini sağlayan HDP, birçok kentte belirleyici oldu.

14 Haziran’da da yıktı

 HDP, 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde de üyeleri ve yöneticileri ile kitlesi üzerinde uygulanan tüm baskı ve tutuklamalara rağmen bir kez daha yüzde 10 barajını yıkarak Meclis’e girdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması durumunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısındaki adaya HDP kitlesinin tercihini yapacağı da öngörülüyordu ve bu durum seçimlere pozitif etki yaptı. Diyarbakır gibi bazı Kürt illerinde CHP adayı Muharrem İnce, partisinin iki katı oy aldı.

İkili strateji

 HDP’nin geride bıraktığı seçimlerin etkilerine bakıldığında, batı illerinde aday çıkarmama kararının hedefinin doğrudan “AKP-MHP ittifakını geriletmek”, “demokrasi güçlerini geliştirmek, çoğaltmak” olduğu deklare edildi. Keza seçim gündeminin başından beri AKP Genel Başkanı Erdoğan ve AKP yetkilileri, HDP’nin bu hamlesini tahmin ettiğinden dolayı, CHP ve CHP’nin ittifakta olduğu milliyetçi kesimleri kışkırtan politikalar yürütüyor.

HDP’nin kararının önemi

  • HDP yürüttüğü politikalar ve fikriyatı nedeniyle Türkiye’nin parlamentodaki tek muhalif partisi olduğu gibi, 6 milyonluk seçmeniyle de her seçimde kritik pozisyonda olduğunu gösteriyor.
  • HDP bir kentte aday çıkarmamasına rağmen seçimlere doğrudan müdahale edebilecek düzeyde etkili bir parti olduğunu gösteriyor.
  • Milliyetçi, İslamcı ve Kemalist kitleleri kontrol eden AKP-MHP ile CHP-İYİ Parti cephelerinin aksine, kitlelerin kendi beklentileri, ihtiyaçları ve arayışları sonucunda oluşan politikaların HDP’de bütünleştiği yinelenecek.
  • HDP yönetiminin “demokrasi için fedakarlık yapıyoruz” açıklaması, ideolojik bir zemine de atıfta bulunuyor. HDP, “irade” kavramını gündelik siyasetin öngördüğü “aday çıkarma” çemberinin dışına taşıyarak, demokrasi güçlerinin birlikteliğine dikkat çekiyor. HDP, koltukçuluk zihniyetine kapılmadan, gizli pazarlıklar içinde bulunmadan, “bir tane olsun, benim olsun” gibi dar bakış açısına sıkışmadan, sadece toplumun geleceği ve demokrasinin gelişmesini arzulayan bir yol çizerek, ana akım siyasetini aşan noktada durduğunu gösteriyor.
  • HDP’nin aldığı karar, Ankara siyasetinde; hem iktidar bloku hem de muhalefetin milliyetçi kesimlerinde deprem etkisi yarattı. HDP’nin bu hamlesiyle bir kez daha seçimin kaderini halklardan yana değiştirebileceğini kanıtlayacak.
  • HDP’nin 31 Mart Yerel Seçimleri’ne ilişkin belirlediği “Kürdistan’da kazanma, Batı’da kaybettirme” stratejisini eleştirenler, 1 Nisan sabahı politikanın doğruluğunu onaylamak zorunda kalacak.