
HDP, 7 Haziran adaylarını Ankara’da düzenlenen bir toplantıyla tanıttı. HDP’nin ‘yeni yaşam’ listesi Türkiye’nin bütün ana ve ara renklerini barındırıyor.
HDP listesinin renkliliği şimdiden 7 Haziran sonrasının ipuçlarını da veriyor. Çok renkliliği, çok sesliliği ve çok kimlikliliği özümsememiş olanlar şimdiden ‘Bu kadar farklı düşünce ve kimliği bağrında taşıyan bir parti kriz yaşamaz mı, nasıl bir arada duracaklar?’ demeye başladılar.
Bir müftü, bir başörtülü, bir sosyalist, bir devrimci, bir Kürt, bir Laz, bir Alevi, bir Êzîdî, bir Süryani… Nasıl aynı çatı altında siyaset yapacak? diyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemlerde çokça kullandığı bir cümleyle yanıt verelim: ‘bal gibi olur.’
Çünkü HDP bu algıyı zaten yıktı. Devrimci gelenekten gelen Ertuğrul Kürkçü ile Sırrı Süreyya Önder, TBMM’nin ilk Hristiyan vekili olan Erol Dora ile dindar vekil Altan Tan’ın HDP çatısı altında nasıl ortak amaçlar için birlikte mücadele ettiklerine şahit olduk.
Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yaşamında egemen ve yerleşik olan ‘birlikte olanlar aynı düşünmek zorundadır. Eğer aynı düşünmüyorsanız aynı partide, aynı kurumda, aynı örgütte(her neyse) yer alamazsınız. Hatta komşu bile olamazsınız. Çünkü anlaşamazsınız, uzlaşamazsınız; bölünür, parçalanırsınız. Ya farklı partilerde ve farklı kulvarda yol alırsınız ya da krizlerle boğuşursunuz.’
Bu düşünce Türkiye siyasal yaşamına egemen olduğu için Türkiye kutuplaşmış, kamplaşmış durumda.
HDP işte bu algıyı ve düşünceyi yıktı. Siyasi ve ideolojik bakış farkının ortak hedeflere doğru birlikte yürüyüşü engellemediğini ispatladı. Demokratik karakterde olmanın, farklı olanla birlikte yürüme iradesi olduğunu HDP’de görüyoruz. Kendisi gibi düşünenle birlikte yürüme, farklı düşüneni karşısına alma yaklaşımı HDP ile son buldu. HDP, farklılığın zenginlik sayılarak birlik olabileceğini hepimize göstermeye devam ediyor.
Kürtler, Türkler, Lazlar, Çerkezler, Êzîdîler, Asuriler, Pomaklar, Romanlar, emekçiler, aydınlar ve sanatçılar pekala bu ülkenin geleceği için bir arada durabilir. Ortak ve uyumlu bir duruş sergileyebilirler. İşte HDP böylesi demokratik ve özgürlükçü bir yaşamın mümkün olduğunu gösterdi. HDP, ülkenin sadece siyasi çehresini değil, toplum yaşamını da değiştiriyor.
Peki, hiç mi farklı görüş, aykırı sesler olmayacak? Elbette ki olacak. Zaten toplumumuz monolitik değil. Çok sesli ve çok renkli bir toplumuz. HDP’nin listesi de tıpkı Türkiye gibi çok renkli, çok dilli ve çok sesli. Demokratik toplumun sorunsuz toplum olmadığını ancak sorunları çözebilen, anlaşmazlıkları aşabilen toplum olduğunu hatırlatmakta fayda var. İşte HDP’nin 8 Haziran’da mecliste olması böylesi bir yaşama kapı aralayacak. Türkiye siyaseti HDP ile gerçek anlamda demokratikleşirken, parti içi demokrasi açısından da örnek olacak. HDP, kendisi için her şeyi ‘hak’ gören ancak başkasına ‘yasak koyan’ ‘kendine demokrat’ anlayışı yıkarak ‘herkese demokrat’ bir parti anlayışının hayat bulmasını sağlayacak.
HDP’nin tersini yıkarak yerine ikame edeceği yeni algı ise şu; tekçilik istikrar değil diktatörlük getirir. İstikrar tek olanın mutlak iktidarı değil çokluğun birlikte yaşama iradesidir.
Onun için ‘BİZ’LER MECLİSE’ sloganı doğru bir seçim. Belki de önümüzdeki seçim sloganı, ‘BİZ’LER HÜKÜMETE’ olur, kim bilir?