Seçim bildirgelerinde kadınlara yer veren CHP, MHP, AKP vaatte bulundukları kadınları, ‘ailenin bireyi’ ya da ‘anne’ olarak tanımlarken, HDP, kadını yaşamın her alanında özne olarak gören tek parti oldu.
Siyasi partiler, milletvekili adaylarını açıkladıktan sonra en çok tartışılan konu kadınların siyasetteki eşit temsiliyeti oldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile diğer partilerin seçim bildirgelerinde kadına yer verme biçimleri ve vaatleri de ayrı bir inceleme konusu. Söz konusu partilerin bildirgelerinde kadınlık hallerinin toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız ele alınmadığı, partiler arasında kimi farklılaştırıcı ve ayrıştırıcı noktaların olduğu gözlenirken, bildirgelerde; vaatte bulundukları kadınları nasıl tanımlandıkları da önemli bir yerde duruyor.
En fazla yer veren parti HDP
Bildirgelerde kadınların şu başlıklar altında yer aldı:
- MHP’nin bildirgesinde sadece “Kadın, Çocuk ve Aile” başlığı altında kadınlara yer verildi.
- CHP seçim bildirgesinde ‘Sağlık/Sağlığa Eşit Erişim’ ,’Kadınlar ve Çocuklar’, ‘Toplum Kesimleri’ başlığı ve ‘Kadınlar’ alt başlığı ve bu başlık altında da, ‘Eşitlikçi Düzenlemeler’, ‘Kadın ve Ekonomi’, ‘Ekonomik Destekler’, ‘Kadın İstihdamı’, ‘Çalışma Koşulları’, ‘Bakım Yükü’, ‘Eğitim’, ‘Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler’ alt başlıklarını içeren ‘Şiddet’ başlığı ve ‘Toplumsal ve Siyasal Katılım’ başlığına yer verildi.
- AKP seçim bildirgesinde ise sadece ‘İnsan ve Toplum’ başlığı altında ‘Kadın’ alt başlığına yer verildi.
- Sadece HDP Kadın Meclisi, bildirgesiyle kadınlara yönelik vaatlerini, ‘Kadın Bildirgesi’ olarak ayrıca açıklayan tek parti oldu.
Kadının görünürlüğü ve tanımlanması
Bir diğer başlık ise, kadınların seçim bildirgelerinde nasıl görüldükleri ve tanımlandıkları kısmı. Dikkat çeken bu başlıklar ise özetle şöyle sıralanabilir:
- Eşit temsiliyet konusunda CHP’nin İstanbul 2. bölgede seçilebileceği yerde hiçbir kadın adayının olmaması en çok tartışılan ve kadınlarda tepki uyandıran kısım oldu.
- Kadın ve ekonomi konusunda HDP, CHP ve AKP istihdam edilmeyen, yönetici olabilecek kadın ve güvencesiz olan kadınlık hallerinde ortaklaşırken, HDP tek başına işçi kadına, KHK’li kadına ve çalışmayan kadına seslendi.
- Kadın ve Aile temasında 4 partinin de seslendiği kadınlık halleri ‘şiddet gören kadın’ ve ‘anne kadın’ oldu.
- MHP, CHP ve AKP kadını aile içinde ele alırken, HDP bu noktada kadını eşinden, babasından yani; aileden ayrı, bağımsız olarak tek başına ele alıp bunu özellikle vurgulayan tek parti olarak karşımıza çıktı
- Doğum koşullarını iyileştirmek adına kadına seslenen CHP, AKP ve HDP’nin seslendikleri bir diğer kadınlık hali de bakım veren kadın. Eşi vefat etmiş kadına seslenen 2 parti ise HDP ve AKP oldu. Boşanmış kadına seslenen tek parti ise HDP oldu.
- CHP kadın dostu kentler ifadesiyle kentli kadına, AKP ise kırsalda yaşayan kadına vaatlerde bulunurken, MHP, AKP ve HDP’nin sığınmacı, mülteci, göçmen kavramları ile seslendiği kadınlar da mevcut.
- HDP, tutuklu ve engelli kadını gündemine alan ve ‘kadın emeği’ kavramını kullanan tek parti oldu.
- Kadınlardan ‘kadınlarımız’ diye bahseden tek parti olan AKP, bu ifadeyle kadınların kendisine aidiyetini belirten noktada hegemonik bir ilişki kurdu.
- Çocuk bakımından sadece kadını sorumlu görmeyip erkeği de bu sorumluluğa dahil eden iki parti HDP ve CHP.
- HDP ve CHP kadınlara hak temelli bakışla yaklaşırken AKP yardım politikalarının nesnesi olarak gördü.
Kadını özne gören tek parti HDP
- HDP’nin bildirgesinde; kadının genel temsili diğer 3 partiden farklı olarak erkek egemen zihniyete karşı çıkan, değiştiren ve güçlü kadın imgesi oldu. Yaşamın hiçbir alanında nesne değil, her alanında özne olan kadını bildirgesine taşıyan HDP, mücadeleci kadın profilini de görünür kılan tek parti oldu.
- Diğer partilerden farklılaşarak kadının aile içindeki konumuna vurgu yapan MHP, kadını, ‘Kadın, Çocuk ve Aile’ başlığı altında ailenin bir üyesi olarak ele aldı. MHP’nin vaatte bulunduğu kadınlar diğer partilerin seslendiği kadınlara nazaran az ve sadece “anne kadın, doğuran kadın, eşit olmayan kadın, şiddet gören kadın, sığınmacı kadın” adıyla 5 kadın hali karşımıza çıktı.
Sonuç olarak; seçim bildirgelerinde var olan kadınlık halleri, ‘Kadın ve Ekonomi’, ‘Kadın ve Aile’, ‘Kadın ve Mekan’, ‘Kadın ve Göç’, ‘Kadın ve Mücadele’ temaları ve bu temaların dışında kalan kadınlık halleri olarak ele alınabilir.
İnsanlık kavgası için HDP’de
AYŞE SÜRME/RUKEN DEMİR/MA/İZMİR
Roboskî Katliamı’ndan sonra içinde bulunduğu cemaat ve sağ muhafazakar partilerden ayrılan Aysel Gezginci, İzmir’de HDP’nin başarısı için kapı kapı dolaşıyor. Gezginci, inancını ve fikirlerini HDP’de rahatlıkla dile getirdiğini belirterek, yurttaşlara Mevlana’nın “Ne olursan ol HDP’ye gel” çağrısıyla seslendi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü ile beraber Bornova’da seçim çalışmaları yürüten Aysel Gezginci, en renkli simalardan biri. HDP bildirileri ve broşürlerini dağıtan Gezici, yıllarca farklı dini cemaatler arasında yer aldı. Sağ-muhafazakar siyasi partilerde çalışma yürüten Gezginci, Roboskî Katliamı’ndan sonra çevresindeki insanlık dışı söylemlere karşı tepki göstererek, bir daha ne cemaatlere ne de diğer siyasi partilere uğradı. 7 Haziran’da HDP ile çalışmaya başlayan Gezginci, 24 Haziran seçimlerinde de HDP’nin başarısı için mücadele ediyor.
Roboskî’yle her şeyi sorguladı
Yaşadıklarını anlatmaya “Bir insan, başka bir insanın acısını kalpten hissedemiyorsa ona sadece canlı dersiniz, insan diyemezsiniz” sözleri ile başlayan Gezginci, İzmir’de doğup büyüdü. İnançlı biri olmasından dolayı kendisi gibi düşünenler ile birlikte hareket etmeye çalıştığını dile getiren Gezginci, Roboskî Katliamı’ndan sonra yaşadıkları nedeniyle kendisini sorgulamaya başladığını dile getirdi. Kendisinin Hz. Muhammed’in “Önce ümmet olun sonra millet” sözlerine olan bağlılığı ile hareket ettiğini ifade eden Gezginci, kavgasının insanlık kavgası olduğunu söyledi. Herkesin özgürce yaşama hakkının olduğuna inandığını aktaran Gezginci, “Eğer bir insanın acısını hissedemiyorsak o zaman insan olamamışızdır” dedi. Gezginci, eşinin de bir süre sonra Cizre’de yaşanan sokağa çıkma yasakları ile birlikte çevresinden duyduğu sözler üzerine yaşananların farkına vardığını söyledi.
HDP’de kendimi rahat ifade ediyorum
HDP ile 7 Haziran 2015 seçimlerinde tanıştığını belirten Gezginci, mahallelerinde açılan seçim bürosuna gitmeye başladığını, ardından eşinin de büroya gidip HDP’lilerle tanışmak istediğini ancak çevresinden alacağı tepkilerden çekinerek gizli gizli büroya gittiğini aktardı. HDP’nin yasal bir parti olduğunu ve çevresinden gelecek tepkilere göğüs germesi gerektiğini kendisine anlattığını dile getiren Gezginci, “Eşimle büroya gittiğimizde çok sıcak karşılandık. Ondan sonra da HDP ile yolumuza devam ettik” dedi. Mitinglere, basın açıklamalarına gitmeye başladıklarını ve HDP’yi anlamaya çalıştıklarını dile getiren Gezginci, “Nelerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Basın açıklamasında polislerin etrafımızı sarması çok anlamsız geliyordu. Çarşaflı olduğum için benim HDP’li olduğuma inanmıyorlardı. Daha sonra öğrendim ki; yasal olsa da partinin dışlandığını hissettim. Her şey normal şartlarda yürüyor partide. Fakat eşit haklara sahip olmadığımızı anladım. HDP çizgisini her geçen gün daha iyi anlıyordum. Duygu ve düşüncelerimi rahatlıkla ifade ediyordum. Barış ve kardeşliğin, demokrasinin gelmesi için HDP’yi tercih ediyorum” şeklinde konuştu.
Cesaretli olmalıyız
Hiç bir zaman konulara milliyetçi yaklaşmadığını dile getiren Gezginci, “Ortada ezilen bir halk varsa, konuşmazsak dilsiz şeytan gibi hissediyordum kendimi. Bu nedenle haksızlıkları çevremle paylaşmaya başladım. Ancak ben anlattıkça çevremdeki insanlar kaygılarından dolayı uzaklaştı. Ama yine de muhafazakar birçok kesim gizliden HDP’ye oy vermeye başladı. Belki de korkudan gelemiyorlar. Ama gelmemek için korku bir sebep değildir. Çünkü hukuk dışı bir durum yok. Cesaretli olmalıyız. Bunun üzerine gitmeliyiz” dedi.
Dinsiz-dindar ayrışması yok
HDP’nin iktidar tarafından dine önem vermeyen bir parti olarak lanse edildiğinin altını çizen Gezginci, şöyle devam etti: “Her insanın bireysel fikri, düşüncesi ve özgür yapısı var. Biz dindar kesimler kimseyi dışlamamız gerekiyor. Kimseye ne zorla ne de baskı ile kabul ettirme hakkımız yok. Bildiğimiz doğruları diğer kesimlere anlatmaya çalışacağız. Dinimi en rahat yaşadığım yer HDP diyebilirim. Çünkü HDP kimsenin dinini yargılamıyor. Din siyaseti yapmıyor. Kendi düşüncemi özgürce ifade edebiliyorum. Cemaatler arasında gayrimüslim olan bir insan geldiği zaman dışlanabiliyor. Ama HDP’de dindar veya dinsiz olarak ayrışma yok.”
Ne olursan ol HDP’ye gel
Şimdi 24 Haziranda yapılacak milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri için çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Gezginci, “Ev, mahalle, sokak, esnaf, pazar demeden arkadaşlarımla birlikte herkesin kapısını çalışıyoruz. Elimdeki bildiriyi gören, çarşaflı olduğum için şok oluyor. ‘Böylesi de mi burada’ bakışları yakalıyorum. İnsanlar çok seviniyor. ‘Sen buradaysan, biz çok sevindik, kadınlar cesaret alsın’ gibi sözler duyuyorum. Çok olumlu bakıyorlar. Çalışmalarımız devam ediyor. Çok güzel geçiyor. Her gittiğimiz yerde çok güzel karşılanıyoruz. İnsanlar da ne olursa olsun HDP’ye gelsin. Dil, din, kimlik, ırk, mezhep ne olursa olsun gelin. HDP her kesimin bulunduğu bir ortam. Herkesin birbirine saygı duyduğu, sevgi duyduğu parti ve çok güzel iletişimler oluyor. Kadınlar özellikle cesaretli olsun. Bir toplumu kadın yetiştirir. Kadınlar inanırsa mutlaka başarırız. Eşit şartlarda yaşamak istiyorsak, demokrasiye inanıyorsak; Mevlana’nın dediği gibi ‘ne olursan ol’ HDP’ye gel” ifadelerini kullandı.
Kadınların talepleri HDP’de
Seçim bildirgelerinde yer alan kadınlık hallerinin partilerin ideolojik yaklaşımından bağımsız ele alınmadığını söyleyen akademisyen Aslı Aydemir, “Kadınların taleplerine karşılık bulabileceği yer HDP’dir” dedi.
Kadın temsiliyetinin başlı başına sorun olduğu bir ülkede bildirgelerde belirtilen vaatlerden daha fazla talepleri olduğunun altını çizen Aydemir, “Gerçekten vaat ettikleri şeyleri gerçekleştirmiş olsalardı yüksek oranda sorunlarımız belki çözülmüş olurdu; ama şu an kadın bildirgelerini açıp kadınlar nasıl yer ediniyor diye bakmış olmam bile kadınların asla bize vaat edilen konumda olmadığını göstergesi. Temsiliyette de bunu görüyoruz. Bildirgede bir sürü kadın olabilir; ama ben beni temsil edecek kadınları seçilebilecek yerlerde göremezsem bu vaatlerin gerçekleştirilebileceğine inanmam da zor. Çünkü sen bana alan açmıyorsun ama bana bu vaatlerde bulunuyorsun. Pratik ile vaat edilenler ikna edici değil” dedi.
Cinsiyet rolleri dışına çıkılmamış
Partilerin bildirgelerinde kadına yer veriş biçimleriyle cinsiyet rolleri dışına çıkmadığını belirten Aydemir, kadının tek başına özne olarak kabul edildiğinde ve bu politikayla anıldığında toplumsal cinsiyet rolündeki eşitsizliğin aşılabileceği görüşünde. Aydemir, “Kadın güçsüz değil, hayatın her alanında değiştiren, dönüştüren, ev ekonomisini yönetendir. Kadınlar kendilerinden alınmış haklarını istiyor sadece. Eşitsizlik aşılmak isteniyorsa, bunu ısrarla dile getirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kadınlar bilinçle sandığa gitmeli
Sorunların çözümünde ve hayata geçirilmek istenen olgularda erkek aklına değil, kadın aklına ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Aydemir, muhatapların da kadınlar olması gerektiğini söyledi. Aydemir, kendi sorunlarını doğrudan bilen ve ona en iyi çözümü bulacak olanların da kadın olduğunu belirtti. Aydemir, ayrıca; “Kadınların öznel varoluşlarıyla ilgili hakları, talepleri var. Bu talepleri doğrudan çoğunlukla var eden parti HDP gibi geliyor. Kadınların kendilerini daha çok varlık olarak görebilecekleri ve taleplerine karşılık bulabilecekleri yer HDP. Her kadın kendi özgün koşullarına göre partilerine vaat ettikleri ve gerçekleştirme potansiyellerini değerlendirerek sandığa gitmeli” diye konuştu.
Bebeğiyle seçim çalışmalarında
MELİKE CEYHAN/MA/İSTANBUL
HDP’nin seçim çalışmalarına 6 aylık bebeğiyle katılan Gülden Yön, evde oturmanın bir lüks olduğunu söyleyerek, “Dönem rahat oturma dönemi değil. Herkes elini taşın altına koyup bir şeyler yapmak zorunda” diyor.
İstanbul’un neredeyse her mahallesinde 7’den 70’e tüm kesim, alanlarda çalışma yürütmeye devam ediyor. Sabahın erken saatlerinden güneş batana kadar stantlar açılıyor, mahallelerde bildiriler dağıtılırken, sokak aralarında konvoylar dolaşıyor. Kahvelerde, parklarda ve meydanlarda; başta OHAL olmak üzere yaşanan hak ihlalleri, seçim güvenliği, ekonomik kriz, siyasi tutuklular, savaşa yatırılan paralar ve daha pek çok konu birden konuşuluyor.
Bilgi işlem dikkat isteyen bir iş
HDP’nin yürüttüğü çalışmalarda her kesimden insanı bulmak mümkün. Bunlardan biri 2 çocuk annesi Gülden Yön. Yön, 6 aylık bebeğiyle birlikte her gün, partinin Güngören ilçe binasına gelerek bilgi işlemde çalışıyor.
10 yaşındaki kızını okula gönderdikten sonra Delal bebeği kucaklayıp ilçe binasına gelen Yön, sandık kurulu üyelerini bularak birebir herkesle iletişim kuruyor. İşinin önemli bir kısmı da bilgisayar başında olduğu için titizlikle ve dikkatli çalışması gerektiğini söyleyen Yön, “Her yerden bilgi yağıyor. Onları düzenliyoruz. Bilgi işlemde tek bir rakamı yanlış girdiğinde maliyet ve zaman açısından çok şey kaybettiriyor. Bu yüzden çok dikkat isteyen bir iş. Kafanın rahat olması gerekiyor” diye konuştu.
Eşi de çalışıyor
Yön, “Evde yatağında 2-3 saat uyuyor. Buradaysa sürekli telefon görüşmeleri ve insan sirkülasyonu olduğu için 10-15 dakika uyuyabiliyor. Bazen işimi yarım bırakıp gitmek zorunda kalıyorum. Babası da il yönetiminde olduğu için benden yoğun. O da büyük kızla ilgileniyor. Bir aydır bu şekilde gidiyor” dedi.
‘Bizimle değişecek her şey’
Kendisini görenlerin motive olduğunu belirten Yön, şöyle devam etti: “Bebek bir şey yapmıyor; ama varlığı büyük bir enerji yayıyor. Kucağımda bebekle çalışırken görenlerin ‘Bu koşulda bile gelebiliyorsak hakikatten bir şeyler bitmemiş’, ‘Sen bebeğinle geliyorsan bizim gelmememiz mümkün değil’ diyorlar. Her koşula rağmen biz varız. Bizimle değişecek her şey. Birbirimizi toparlaya toparlaya biz varız diyoruz. Bu, çok güçlü bir iradenin göstergesidir. Yoksa burada ne işimiz var?”
‘Rahat oturma dönemi değil’
“Çocuklar ölmesin” dediği için 6 aylık bebeğiyle birlikte cezaevine götürülen öğretmen Ayşe Çelik’ten etkilendiğini belirten Yön, “Bir kadına, böyle bir çağrıda bulunduğu için bu yapılıyorsa ben ‘evde durmamalıyım’ dedim. Bebeğimle de olsa elimden geldiğince bu mücadeleye destek vermem gerekir diye düşündüm. Arkadaşlarımızın tutuklu olduğu böylesi bir süreçte evde oturmak bana lüks geldi. Çünkü dönem rahat oturma dönemi değil. Herkes elini taşın altına koyup bir şeyler yapmak zorunda” dedi. İlçedeki kadınlara çalışma cesareti veren Yön, “Kadınlar evde oturmasın. Bir kadının isteyip de yapamayacağı hiçbir şey olamaz. Alanlarda, yaşamın her alanında var olduğumuzu göstermeliyiz” diye çağrıda bulundu.
‘Barış ve huzura açız’
Ülkenin her yönden giderek çöktüğünü ifade eden Yön, “Her şeyi ithal ediyoruz. Gelir kaynağı kalmadı. Ülkenin tüm değerleri yok edildi. Yalnızca inşaatla kendini çevirmeye çalışan bir anlayış hakim. Barış ve huzura açız. İnsanların birbirine düşmanca bakmadığı bir ülke istiyoruz artık. Ölümlerden, kandan, zulümden yorulduk. Çocuklarımız bunu yaşamasın” ifadelerini kullandı.
Ezilen halkları savunduğu için HDP saflarında yer aldığını dile getiren Yön, “HDP; hak, hukuk ve adaletin olduğu bir parti. Tekçiliği savunmuyor. Herkese kucak açıyor. Bu yüzden HDP” dedi.
İSTANBUL