
Baluken araştırma önergesinde, ‘90’lı yıllarda yaşanan köy yakmalar, köy boşaltmalar, yerinden etmeler gibi insan hak ihlallerinin çeşitli şekillerde sürdürüldüğüne dikkat çekerek, bunun son örneğinin valilik talimatıyla uygulamaya konulan “askeri yasak bölge” uygulaması olduğunu ifade etti.
Travmalara dönüş
‘Yasak bölge’ ilanları ile birlikte demokrasinin askıya alındığına dikkat çeken Baluken, “Demokratik çözümün esas alınmaması durumunda AKP hükümetinin de ‘90’lı yıllardaki hükümetler gibi tarihin kara sayfalarına not olarak düşüleceğinden kuşku yoktur” diyerek, şunları belirtti: “Yasak bölge ilanlarının siyasi yönünün yanı sıra hukuki yönleri de oldukça sorunludur. Anayasa tarafından tanınmış olan barınma, seyahat, ulaşım, haberleşme gibi temel haklar yasak bölge ilanları ile ihlal edilmektedir. Uluslararası hukuka da aykırı olan bu uygulamalar, yasak bölge ilan edilen alanlarda yaşayan halkımızın toplumsal belleği ile birlikte düşünüldüğünde büyük bir travmanın tekrardan yaşanması ihtimalini doğurmaktadır.”
Meclis devreye girmeli
Bu uygulamaların Türkiye’deki demokrasi sorununun ve özelde Kürt sorununun derinleşmesinden başka hiçbir işe yaramadığını vurgulayan Baluken, “Dolayısıyla geçici bir hükümete bağlı çalışan valilerin anayasayı askıya alacak kararlara imza atması ve yine toplum açısından geçici bir hükümetin insafına bırakılamayacak kadar önemli kararlar alınması, TBMM’nin devreye girmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda çeşitli valilikler tarafından açıklanan yasak bölge ilanının siyasi ve hukuki boyutlarının araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasını talep ediyoruz” diye ifade etti.
ANKARA