İsviçre Gündemi
Uzun yıllardır sürgünde böylesine içten bir gülüş, böylesine bir coşku ve kaynaşma görmedim. HDP’nin seçim barajını darmadağan ettiği haberleri gelmeye başlayınca derneklerde, sokakta, alışveriş merkezlerinde, kafelerde birbirlerine sarılan, kucaklaşan insan manzaraları görülmeye değerdi.
Seçim sonuçlarının netlik kazanmaya başlamasıyla birlikte başta Zürih, Basel, Bern merkezleri olmak üzere, irili ufaklı onlarca kenteki insanlar gece yarısı sokak ve meydanlara akın etti. 20-30 yıldır birlikte sürgün yaşayanlar, 20-30 yıldır birbirlerine hasretlermişçesine kucaklaştılar. Birbirlerini belki de ilk defa bu kadar farkettiler, dosluklarına değer biçtiler. İsviçrelilerin, İsviçre polisinin, diğer halkların şaşkınlıkla seyrettiği, biraz kıskandığı, anlamaya çalıştığı bu sevinç ve coşkunun bir seçim zaferi olduğunu öğrenenler büyük şaşkınlık da yaşadılar. Elbette onlar, bu coşkunun ve anın binlerce şehit vererek, işkenceler, sürgünler yaşayarak, halkların başına bela olmuş, bir halklar hapishanesine çevrilmiş bir ülkede seçimlerden öte büyük anlamlar içerdiğini farkedemediler…
İsviçre'de bazı kesimlerin ise "Padişahın sonu" yorumları, Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlediklerinin ip uçlarını verdi.
Sanırım bizler de genelde ve yaşananların gereği olarak hep acılar, protestolar, kınama, işgal haber-yorum alışkanlıklarımız nedeniyle sevinç ve coşkunun bu denlisini yorumlamaya yabancı kaldık. Bu gerçekle yüzleşmemiz bile nasıl bir süreçten geçtiğimizi gösteriyor.
Evet önceki akşam saat 20’den sonra sevinç ve coşku HDP’lilerindi. Yine 20-30 yıllık sürgün yaşamımızda, bu tarzda asla yana yana yürümeyen, herkesin bildiğini okuduğu, bildiğini yaptığı, yılların önyargılarıyla kendini diğerine kapatan siyasi örgütlerin, kurumların, bireylerin birbirine kucak açtığı, zafer için kucaklaştıkları, ortak halaya durdukları, birbirlerine en içten gülüşlerini fırlattıkları bir dönüm noktasındaydık. Gece geç saatlere kadar alanları terk etmediler. Sanki bu sevinç hiç bitmesin istediler, sanki bu coşku burada donsun ve hiç bozulmasın dediler. İlk defa ayrılırken birbirlerini özleyeceklerini hissettiler.
Dem Kurd, İGİF, İDHF, İTİF, SYKP, İsviçre Süryaniler Birliği, ÖSP, FEDA, Aleviler, Anarşistler (Karakök), Ermeniler hepsi oradaydı. Temsil ettikleri renkler birbirine karıştı, halaylara eşlik etti.
İki gün önce büyük tepki vardı. Diyarbakır’daki bombalı katliamı protesto etmişlerdi. İnanılmaz bir kalabalık ve inanılmaz bir öfke vardı. Bu öfkenin büyüklüğü, barajın da yerle bir edileceğinin habercisiydi. Öyle de oldu.
Halkların, renklerin, inançların, cinslerin eşitliğini, kardeşliğini, baskı, katiam ve sürgünle darmadağan edenlere karşı büyüyen ve birleşen öfke kazandı. Bu emekle örülen öfkenin zaferidir.