HDP şahsında Kürt legal siyaseti ve Türkiyeli bileşenlerine 4 Kasım 2016’da AKP-MHP ittifakı ve CHP’nin onayıyla startı verilen siyasi soykırım ve rehin alma operasyonların üzerinden iki yıl geçti.
BERİVAN ALTAN / MA/ANKARA
AKP, MHP ve CHP oylarıyla milletvekili dokunulmazlıklarının Mayıs 2016’da kaldırılması ardından 4 Kasım 2016’da, HDP’li 12 vekilin tutuklanması üzerinden 2 yıl geçti. 7 Haziran seçimleri ardından başlayan süreci “siyasi darbe” olarak değerlendiren Kürt siyasi hareketi, savcıların bir gecede karar alıp vekillerin hakkında kararı çıkarmalarını, siyasi darbenin devamı olarak değerlendirdi. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın talimatıyla getirilen düzenleme, HDP’li vekiller gözaltına alınarak, tutuklanırken bir kısmı da ülke dışına gitmek zorunda kaldı. HDP’li vekillerin tutuklanmasıyla başlayan, tüm muhalifler üzerinde baskıya dönüşen süreç, tek adama dayalı rejimi resmileştirdi, Türkiye Meclisi işlevsiz bir organa dönüştürüldü.
Kürtlerle birlikte toplumsal kesimlerin Meclis’te en fazla temsil edilmesine ve AKP’nin tek parti iktidarının devrilmesine neden olan 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası, ‘diyalog süreci’ bitirildi. Yerine Ekim 2014’teki MGK toplantısında kararlaştırılan ‘Çöktürme Planı‘ devreye konuldu. Bu plan kapsamında, 20 Mayıs 2016’da Meclis’te 376 oyla kabul edildi. Teklifi getiren AKP’ye, MHP’liler destek sundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Anayasaya aykırı ama evet” diyerek, HDP karşıtı koalisyondaki yerini aldı, böylece seçilmişlerin tutuklanmasını sağlayacak sürecin önünü açtı.
HDP’liler ayaklarına gitmedi
Değişikliğin kabul edildiği süreçte HDP’li 55 milletvekili hakkında 511 fezleke hazırlanmıştı. HDP’li vekiller, haklarında açılan soruşturmalarda mahkemeye gitmeme ve ifade vermeme kararı aldı. HDP’li vekiller, olası “zorla götürülme” kararında ise “Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir” şeklinde ortak savunmayı tercih etti.
15 Temmuz ve OHAL
HDP’li vekillerin Meclis’te tasfiye edilmeye çalışıldıkları süreç, Erdoğan’ın “Allah’ın lütfu” diye karşıladığı 15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrasında hızlandı. 20 Temmuz 2016’da alınan OHAL kararından 3 ay sonra, 4 Kasım 2016’da Ankara, Amed, İstanbul ve Mardin’de saat 00.45 ila 02.00 arasında yürütülen operasyonla 12 HDP’li vekil gözaltına alındı. Operasyonlar Bingöl, Diyarbakır, Hakkari, Şırnak ve Van savcılarının koordineli kararıyla yapıldı. Önceden hazırlanmış olan uçak, helikopter ve kara araçlarıyla vekiller hızlıca Bingöl, Diyarbakır, Hakkari ve Şırnak emniyet müdürlüklerine götürüldü. Mahkemeye çıkartılan HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş; Grup Başkanvekili İdris Baluken; Milletvekilleri Abdullah Zeydan, Ferhat Encu, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Nursel Aydoğan ve Selma Irmak tutuklandı. İmam Taşçıer, Ziya Pir ve Sırrı Süreyya Önder ise denetimli serbestlik hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı. Tutuklanan vekiller önceden hazırlanan uçak, helikopter ve zırhlı araçlarla Edirne, Kandıra ve Silivri cezaevlerine aynı gün sevk edildi.
Vekillikleri gasp edildi
HDP’li vekiller cezaevine gönderilirken, bir yandan da yargılama sürecinde cezaları kesinleşti. Cezalar dolayısıyla 11 HDP’linin, milletvekilliği düşürüldü. HDP önceki dönem seçilmiş 9 milletvekili ile 24 Haziran seçimlerinde Hakkari’den milletvekili seçilen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven halen tutuklu.
4 Kasım sonrası yaşananlar
Kasım 2016’dan bu güne yaşanalar özetle şöyle:
- 13 Aralık 2016’da Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi, KCK ana davasında yargılanan ve dosyaları ayrılan HDP vekilleri Osman Baydemir (Urfa), Dirayet Taşdemir (Ağrı), Çağlar Demirel (Amed), Selma Irmak (Hakkari), Ahmet Yıldırım (Muş), Besime Konca (Siirt), Alican Önlü (Dersim) ve Nadir Yıldırım (Van) hakkında zorla getirilme kararı verildi. HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve HDP vekili Besime Konca tutuklandı.
- 15 Aralık 2016’da HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü gözaltına alındı, serbest bırakıldı.
- 16 Aralık 2016’da HDP Amed Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş gözaltına alındı, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
- 19 Aralık 2016’da HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.
- 23 Aralık 2016’da HDP İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili Pervin Buldan gözaltına alındı, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
- 3 Ocak 2017’de gözaltına alınan HDP Amed Milletvekili Ziya Pir, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
- 4 Ocak 2017’de Leyla Birlik tahliye edildi.
- 17 Ocak 2017’de HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş hakkında 43 yıldan 142 yıla; Figen Yüksekdağ hakkında ise 30 yıldan 83 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.
- 20 Ocak 2017’de gözaltına alınan HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
- 25 Ocak 2017’de Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Amed Milletvekili İmam Taşçıer ve Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı.
- 30 Ocak 2017’de Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş tekrar gözaltına alındı ve aynı gün tutuklandı.
- 30 Ocak 2017’de gözaltına alınan HDP Van Milletvekili Lezgin Botan serbest bırakıldı.
- 31 Ocak 2017’de HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen tutuklandı.
- 7 Şubat 2017’de gözaltına alınan HDP Urfa Milletvekili Dilek Öcalan savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
- 8 Şubat 2017’de gözaltına alınan Leyla Zana adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
- 15 Şubat 2017’de tahliye edilen Şırnak Milletvekili Ferhat Encu, 2 gün sonra tekrar tutuklandı.
- 21 Şubat 2017’de HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliği Meclis tarafından düşürüldü. Böylece HDP’li vekil sayısı 59’dan 58’e düştü.
- 21 Şubat 2017’de Amed Milletvekili İdris Baluken tekrar tutuklandı. Baluken, 30 Ocak 2017’de serbest bırakılmıştı.
- 21 Şubat 2017’de Selahattin Demirtaş, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve devletin kurum ve organlarını aşağılamak” suçlamasıyla 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.
- 27 Şubat 2017’de HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Urfa Havaalanı’nda gözaltına alındı. Ayhan ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
- 6 Mart 2017’de HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, gözaltına alınıp ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.
- 9 Mart 2017’de Figen Yüksekdağ’ın parti üyeliği düşürüldü. Yüksekdağ’ın vekilliği 21 Şubat 2017’de düşürülmüştü.
- 23 Mart 2017’de HDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan’ın cezası, onandı.
- 18 Nisan 2017’de HDP’li Selma Irmak’ın duruşmasını takip etmek için Diyarbakır Adliyesi’nde bulunan HDP Ağrı Milletvekili Dilan Taşdemir gözaltına alındı. Taşdemir birkaç saat sonra serbest bırakıldı.
- 19 Nisan 2017’de HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik tutuklandı.
- 21 Nisan 2017’de Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu yargıladığı Meral Danış Beştaş’ın tahliyesine karar verdi.
- 21 Nisan 2017’de Nursel Aydoğan’ın tahliyesine karar verildi.
- 26 Nisan 2017’de Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu yargılanan HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan’ın tahliyesine karar verdi.
- 2 Mayıs 2017’de Nursel Aydoğan hakkında yeniden tutuklama kararı çıktı.
- 3 Mayıs 2017’de tahliyesine karar verilen HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, 29 Mayıs’ta tutuklandı.
- 9 Mayıs 2017’de Amed Milletvekili Nursel Aydoğan’ın vekilliği düşürüldü.
- 2 Haziran 2017’de HDP Urfa milletvekili ve Parti Sözcüsü Osman Baydemir Amed’de gözaltına alındı.
- 9 Haziran 2017’de Ferhat Encu, “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 3 yıl 9 ay, “5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla da 10 ay hapis ile cezalandırıldı.
- 12 Haziran 2017’de gözaltına alınan Meclis Grup Başkanvekili ve HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, 13 Haziran’da serbest bırakıldı.
- 27 Temmuz 2017’de Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk ve Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın vekillikleri düşürüldü.
- 28 Temmuz 2017’de Siirt Milletvekili Besime Konca’nın tahliyesine karar verildi.
- 8 Eylül 2017’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen için tahliye kararı verdi.
- 3 Ekim 2017’de Siirt Milletvekili Besime Konca’nın vekilliği düşürüldü.
- 6 Ekim 2017’de Muş 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik’e 6 yıl hapis cezası verdi.
- 4 Ocak 2018’de HDP’li İdris Baluken, 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. 23 Mayıs’ta ise 9 yıl 2 aylık hapis cezası onandı ve siyasi yasaklı hale geldi.
- 12 Ocak 2018’de Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın vekilliği düşürüldü.
- 6 Şubat 2018’de HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encu’nun vekilliği düşürüldü.
- 27 Şubat 2018’de HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ve Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan’ın vekillikleri düşürüldü.
- 1 Mart 2018’de Urfa Milletvekili Dilek Öcalan, “terör örgüt propagandası yapmak” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
- 4 Mart 2018’de Kamu görevlisine hakaret suçlamasıyla 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Osman Baydemir’in cezası, bozuldu.
- 29 Haziran 2018’de 24 Haziran seçimlerinde Hakkari’de HDP’den milletvekili seçilen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla tahliye edilmeden 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yeniden tutuklandı.
- Diyalog sürecindeki 2013 Newroz’unda yaptığı konuşmalar nedeniyle HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş‘a 4 yıl 8 ay, HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 20 Eylül 2018’de HDP iki dönem Urfa milletvekilliği yapan İbrahim Ayhan, Hewlêr’de geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.
Yerel seçimlerde de yine boşa çıkarılacak
HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, partilerine dönük 4 Kasım operasyonunu, Osmanlı’nın son dönemindeki merkezileşme ve baskı politikalarına benzeterek, “Demokratik muhalefeti tasfiye edemediler. Yaklaşan yerel seçimlerde de baskı bir kez daha boşa çıkartılacak” dedi.
7 Haziran 2015 seçimlerinin iktidarın oyunlarını bozduğunu belirten Bilgen, “İktidar çözüm sürecinde kurulan masayı dağıtmak için bir arayış eğilimindeydi. Bunun en önemli göstergesi de 5 Haziran 2015’te HDP’nin Diyarbakır mitingine yönelik yapılan bombalı saldırının akabinde yapılan açıklamalarda saklı” dedi. Bilgen, şöyle devam etti: “Çözüm sürecini iktidar başından beri tasfiye yöntemi olarak devreye koymuştu. Sonrasında bunu yargı sopasıyla yapmak bir biçimiyle tutuklamalarla gerçekleştirmek de bir yöntem ve formüldü. Çözüm sürecinden karlı çıkamayacağını düşünen iktidar her ne kadar ‘baldıran zehri içme’ tarifini yapmış olsa da bırakın baldıran zehrini içmeyi sofra da olanı da dolaba kaldırmayı tercih etti. Çözüm sürecini canları istediğinde çıkarıp, ısıtacakları, istedikleri zaman sunacakları servis edecekleri, canları istediğinde de kaldırabileceklerini gören bir masa başı siyaset yapmak istediler. Masa başı siyasetin sosyolojik siyasette bir karşılığı yok. Toplumun taleplerini esas almayan, tamamen tepeden, iktidarcı ve kapalı kapılar ardından yürütülen süreç bizleri 4 Kasım’a getirdi.”
Önce toplum hedef alındı
Toplumun 4 Kasım 2016 öncesinde hedef alındığı belirten Bilgen, “Hendekler bahane edilerek, belediyelere operasyonların zemini hazırlandı. O dönemde Taybet Ana, Cizre bodrumları her ne kadar Meclis’te gündeme getirilse bir duyarlılık oluşturulmaya çalışılsa da ölümlerin önüne geçilemedi. Önce aslında doğrudan halkı, sivil toplumu, şehirler ve şehirlerin yönetimleri hedef alandı. Son aşamada Meclis ve seçilmişler hedef alındı. Planlı bir süreçti” şeklinde konuştu.
Darbe mekaniği
Türkiye’de AKP iktidarınin 2007’den sonra yeniden şekillendirildiğini; eski ile yeni iktidarın Ergenekon davalarında yaşadığı sürecin adeta rövanşının 15 Temmuz ile birlikte alınmaya başlandığını kaydeden Bilgen, tam da Cizre ve Sur’da olduğu gibi yeniden askeri konseptle buluşan anlayışın ortaya çıktığını belirtti. Bilgen, bir taraftan Kürt şehirlerinde bu konsept işlerken diğer taraftan 15 Temmuz’un alt yapısının oluşturulduğunu söyledi.
100 yıl önceki politika
Bilgen, AKP’nin eski devlet alışkanlıklarının arkasına sığınıp güvenlikçi/anti-demokratik uygulamalara hayat vererek milliyetçi bloku oluşturduğunu vurguladı. İktidarın, sorunları demokratikleşerek çözemeyeceğini düşündüğünü belirten Bilgen, şunları ifade etti: “Yetki devrinden, egemenliğini paylaşmaktan çekindi. Yüz yıl önce olduğu gibi Osmanlı’nın son dönemlerindeki gibi merkezileşerek, bastırarak, sindirerek, sürgün ve yerinden ederek, kontrol altına almayı tercih etti. Bu yüzden siyasetçileri tutukladılar, belediyelere el koyup kayyum atadılar. Bu yöntemlerin demokratik muhalefeti tasfiye edemediğini 24 Haziran’da da gördük. Yaklaşan yerel seçimlerde de bir kez daha boşa çıkartılacak.”