Kardeş Aile Kampanyasını yürüten İsviçre CDK-S Eşbaşkanı Songül Aslan, daha çok toplumsal dayanışmayı esas aldıklarına dikkat çekerek, kampanya ile ilgili olarak şu çağrıyı yaptı:  “Gelin kardeşliğin, umudun ve dostluğun bir parçası olalım.”

ALİ ÖZŞERİK / ZÜRİH

Türkiye ve Kürdistan’da Koronavirüs nedeniyle mağdur aileler için Avrupa’da başlatılan Kardeş Aile Kampanyası’na İsviçre’de büyük ilgi var. Kampanya yürütücüleri bin aileye ulaşmayı hedef olarak önlerine koymuş durumda.

İsviçre Kürdistanlılar Demokratik Toplum Merkezi (İsviçre CDK-S) ve komünlerin bulunduğu İsviçre kanton ve kentlerinde başlatılan kampanyanın ise kısa sürede hedefine ulaşması bekleniyor.

   

İsviçre CDK-S Eşbaşkanı Songül Aslan, Kardeş Aile Kampanyası’nı gazetemize değerlendirdi.

İsviçre’de Covid-19 ilk yayıldığında bu pandemiye karşı hazırlıklarının olmadığını söyleyen Aslan “Kısa süren değerlendirmelerimizden sonra harekete geçtik. Biz zaten bu sistemlerin halkların lehine düzenlemeler yapmayacağını biliyorduk. Bu bizim erkenden harekete geçmemizi sağladı. Devletler beklendiği gibi bizi ve halkları koruyamadı. Çaresiz kaldı. Çaresizliğin başladığı yerde biz, toplumsal dayanışmayı örgütledik, yapımızı harekete geçirdik” dedi.

Aslan, sosyal mesafenin korunması şartıyla toplumsal dayanışmanın yoğunlaştırılmasıyla, bu salgının atlatılacağını inandıklarını da sözlerine ekledi.

‘Herkesin yardımına koştuk’

CDK-S çalışanlarının Covid-19 tedbirlerini de alarak, mültecilere, şiddet gören kadınlara, ihtiyaç sahibi ailelere ulaşarak engelleri aştıklarını dile getiren Aslan Kardeş Aile Kampanyası’na ilişkin şunları söyledi: “8 Nisan’da Heyva Sor a Kurdistan Kardeş Aile Kardeş Kampanyası’nı başlattı. Hem Kuzey Kürdistan, hem de Mexmûr, Şengal Şehba ve Rojhilat’ı kapsayan bu çalışmayı biz İsviçre olarak 9 Nisan’da kendi çalışanlarımıza duyurduk ve çalışma başlattı.

Kampanya hayatidir

Bu kampanyanın başlatılması çok anlamlıydı ve gerekliydi. Çünkü Kuzey Kürdistan’da belediyelerimize kayyum atanmış, HDP’nin kadroları tutuklanmış, binlerce Kürt yurtseverleri cezaevlerine atılarak halkımız adeta yokluğa mahkum edimek istenmişti. Bu şartlarda Türk devletinin Kürdistan halkı üzerinde daha katmerli baskıları sürdüreceği ve Covid-19’u halkımıza karşı tehdit olarak kullanacağı açıktı. Her aileden en az bir kişinin cezaevine atıldığı düşünülürse, halkımızın büyük sıkıntılar yaşayacağı öngürülüyordu. Özgürlük Mücadelesi, halkımıza dayatılan yokluk ve yoksulluğu boşa çıkarmak zorundaydı. Buna paralel olarak da bizler buradan her birimiz bir aileyi kardeş aile alarak çaresizliği bir parça olsa da umuda dönüştürmek istedik. Bu kampanyanın sadece maddi boyutu bulunmuyor. Telefonla konuşarak, ailelerle paylaşımlarda bulunarak kardeş aile olundu, can olundu. Manevi olarak da ailelerimizi sahiplenmemiz, umudu ve mücadele gücünü yükseltti.”

   

‘Engel tanımayacağız’

Aslan son olarak şu ifadeleri dile getirdi: “Güney Kürdistan Federe Yönetimi bir yıldan beridir Mexmûr ve Şengal’e ambargo uyguluyor. Tüm gerici güçlerin saldırısına bir de salgın eklenince harekete geçtik. İsviçre genelinde Heyva sor a Kurdistan ile birlikte organize olduk. Şu ana kadar 750 aile ile iletişime geçtik. Hedef bin aileye ulaşmak. Sonuç olarak nerede olursak olalım, ekonomik gücümüz ne olursa olsun bizler biliyoruz ki, paylaştıkça çoğalırız. Ortadoğu hakları bu geleneğe uzak değil. İzalasyon değil, sosyal dayanışmayı esas alıyoruz. İlaç alamayanın kapısına ilaç bıraktık, bir kap yemek bıraktık. Ne fiziksel mesafe, ne de uzaklık çalışmalarımıza engel oldu. Son olarak da diyoruz ki, gelin kardeşliğin, umudun ve dostluğun bir parçası olalım.”