Avrupa’daki Kürdistanlı kadınların çatı örgütü Avrupa Kürt Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Kurdistan yên li Ewrupa - TJK-E), 24-27 Mayıs tarihleri arasında üçüncü kurultayını gerçekleştirdi. “Özgür Önderlikle Demokratik Direnişe” sloganıyla, 130 delegenin katılımıyla gerçekleştirilen kurultayda, Avrupa’daki Kürt kadınlarının çalışmaları farklı açılardan değerlendirildi; yeni döneme ilişkin planlamalar yapıldı.

TJK-E Yönetim Kurulu Üyesi Hanım Engizek, kurultaydaki tartışmalar, Avrupa’daki Kürt kadın mücadelesinin durumu ve yeni dönem hedeflerini gazetemize değerlendirdi.

Avrupa’daki Kürt kadınlarının geçtiğimiz mücadele döneminden bugüne yeni 12 meclis ve 8 komün kurduğunu belirten Engizek, yeni dönemdeki hedeflerini ise şöyle özetledi: “Siyasal, toplumsal her alanda demokratik ulus inşasına öncülük etme hedefi devam edecek; bununla bağlantılı olarak örgütlülük düzeyi daha fazla geliştirilecek. Eylemlerimizde daha çarpıcı, sonuç alıcı ve süreklilik arz eden bir tarzı hedefleyeceğiz. Bunlar yanında, toplumsal sorunlara çözüm gücü olma konusunda da daha girişken ve çabacı olacağız.”

Engizek ayrıca, yeni dönemde kimliksizleştirme politikalarına karşı “Li dijî desthilatdariyê xwebûn!” sloganıyla her alanda örgütleneceklerini de belirtti.

Geride bıraktığınız dönem, kadın kırımı politikaları açısından nasıl bir dönemdi? AKP’nin kadın düşmanı politikaları giderek daha fazla görünür oldu, bununla ne amaçlıyorlar?

AKP’yle birlikte yaşanan, iktidar merkezli zihniyetin sınır tanımayan faşizmidir. Kızını babasına helal gören bir zihniyeti sadece faşizm olarak değerlendirmek de yeterli olmaz tabii. Faşizm, güncelde karakterini daha da derinleştirmiş durumda.

Tarihte bütün diktatörler, ilk iş olarak kadın kırımı gerçekleştirdiler. Şimdi yaşadığımız da budur. AKP bunu sosyal, siyasal, hukuksal her alanda yapıyor. Başkanlık sistemiyle ise bu, kurumsallaştırılmaya çalışılıyor.

AKP, sürekli Osmanlı’ya atıf yapıyor. Harem kültürü, herkes bilir ki, kadın tecavüzüne dayanıyordu. Haremler, aynı zamanda kimliksizleştirme mekanlarıydı. Farklı farklı halklardan kadınlar, daha küçük yaşta toplanarak Osmanlı’ya biat ettiriliyor, cariye olarak kullanılıyordu. Geçtiğimiz dönem boyunca yaşanan fiziki, psikolojik ve her türden bütün cins saldırılarının temelinde bu çürümüşlük var.

Ne var ki bunlar, uzun sürmeyecek bir iktidarın göstergesidir. Bu uygulamara karşı Türkiye cephesinde tepkiler olmakla birlikte, bunun daha da güçlendirilmesi gerektiği açık. Çünkü çelişkilerin yaşandığı yer ve anlarda özgürlük arayışı, kendini ciddi bir ihtiyaç olarak dayatır.


Kürt kadınları bu mücadelenin neresinde oldu?

Küresel cins kırımı politikalarına karşı bu dönem içerisinde Filipinler’de Dünya Kadın Kongresi ve Nepal’de sosyal forum gerçekleştirildi. Bu etkinliklerde kadınların doğru mücadele platformu ve ağı oluştu. Kürt kadınları da bu etkinliklere katıldı.

Yine Latin Amerika ve Asya kıtalarında gerçekleştirilen başka konferans, platform ve etkinlikler oldu. Bunlarda da Kürt kadınları önemli yer tuttu.

Kürt Kadın Hareketi’nin özel olarak amaçladığı, Dünya Kadın Kurultayı’nın toplanmasıdır. Bunun çalışmaları sürüyor. Kürt kadınlarının örgütülülüğü ve mücadele düzeyi, uluslararası arenada yürütülen çalışmalara damga vurdu. Şimdi, özgür yaşam paradigmasının bilimi olan jineoloji etrafında örgütlenmek ve pratikte ortaklaşmak çok önemli. Kendini tüm savaş cephelerinde örgütlemiş olan Kürt kadınları, evrensel düzeyde de kabul görmüş özgür kadın ideolojisi ile sembol olmuş durumda.


Peki en önemli eksiğiniz ne?

Rojava’da Kongra Star, Kuzey’de Kadın Kongresi gibi örgütlenmeler, son dönemde önemli roller oynuyor. Fakat burada şöyle bir sorundan bahsetmek mümkün: Kürt kadınları olarak cins kırımı politikalarına karşı sahip olduğumuz örgütlü çizgi ve duruşu evrensel düzeye ulaştırmada, pratik ittifaklara dönüştürmede tutukluk yaşıyoruz. Diplomatik alandaki bu eksiklikler, kurultayımızda da delegeler tarafından tespit edildi, farklı çözüm önerileri geliştirildi.

Bizce, küresel saldırılar karşısında, acısı aynı olan kadınların birlikteliğine ihtiyaç, hayatidir.


Geçen dönemde “Kadınlar Önderliği ve Özgürlüğü İçin Eylemde” sloganıyla bir kampanya başlattınız. O kampanya, nasıl sonuçlar açığa çıkardı?

Kampanya, TJK-E’nin yürütme toplantılarında sürekli olarak birincil gündem maddesi olarak ele alındı ve kısa, orta, uzun vadeli planlamalar yapıldı. Bu çerçevede eylemler, uluslararası kurumlar nezdinde diplomasi çalışmaları geliştirildi. En son CPT binası önünde, 5 Nisan tarihinde merkezi bir eylem gerçekleştirdik.

Bilindiği üzere CPT, bir süre önce İmralı’ya gittiğini açıklamış fakat başka herhangi bir açıklama yapmamıştır. Bunun dışında herhangi bir gelişme de olmamıştır. Kampanyamız ve yeni eylemler, girişimler devam edecek.

Kurultayımız, geçen dönemde tecriti boşa çıkaracak düzeyde kapsamlı eylem düzeyini açığa çıkaramamanın özeleştirini vermiş ve önümüzdeki dönemde “Özgür Önderlikle Demokratik Direnişe” kampanyası ekseninde daha radikal ve sonuç alıcı eylem çizgisinin ve direnişinin sahibi olmayı önüne koymuştur.


Önümüzdeki döneme ilişkin başka planlarınız var mı?

Siyasal, toplumsal her alanda demokratik ulus inşasına öncülük etme hedefi devam edecek; bununla bağlantılı olarak örgütlülük düzeyi daha fazla geliştirilecek. Eylemlerimizde daha çarpıcı, sonuç alıcı ve süreklilik arz eden bir tarzı hedefleyeceğiz. Bunlar yanında, toplumsal sorunlara çözüm gücü olma konusunda da daha girişken ve çabacı olacağız.



1 yılda yeni 12 meclis, 8 komün


Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin şu anda sahadaki örgütlülük düzeyi nedir?

11 komite üzerinden örgütleniyoruz. Bu komiteler, kültür alanından basın-yayına kadar, toplumun tüm ihtiyaçları gözetilerek oluşturuldu ve demokratik toplum inşasını hedefliyorlar. 

Çalışmalarımızda cins özgürlüğü düşüncesini temel alan örgütlülüğü bir sisteme kavuşturmayı amaçlıyoruz. Sisteme kavuşturma biçimi ise yerellerde oluşturulan kadın meclisleri oluyor. Yereller derken, Avrupa ülkelerinde yaşayan kadınlar olarak bulunduğumuz kentleri kast ediyorum. 

Son bir yılda yeni kurulan 12 meclis ve 8 komünümüz var. Onların delegeleri de kurultayımıza katıldı. 


“Meclis” derken tam olarak ne kast ediyorsunuz? Nasıl çalışıyor bu meclisler?

Meclis, en az 21 kadından oluşabiliyor. En önemli yanı, komisyonlardan oluşması. Komisyon örgütlenmesi, TJK-E Komitesi örgütlenmesine paralel olarak kendini örgütlüyor. Meclisi meclis yapan da bu komisyonlar... Örneğin Kültür Komisyonu, kadınların gizli kalmış, farkında olmadıkları yeteneklerini ortaya çıkarmaya ve toplumsallaştırmaya çalışıyor. Sosyal Komisyonlar, kadınların yaşadığı şiddet, travma gibi sorunlara çözüm olacak projeler geliştirmekle yükümlü.

Bunlar yanında meclislerimizde Eğitim Komisyonları var. Bu komisyonlarımız da eğitim faaliyetleriyle kadınlarımızda cins bilincini geliştirmeyi hedefliyor.

Böyle birçok komisyon, kendi alanında çalışmalar yapıyor.


Peki “komün” nasıl bir çalışma?

Komün de amaç ve içerik olarak meclisle hemen hemen aynı; fakat komünler, meclislere göre nicel ve biçimsel olarak biraz daha dar olabiliyor, sadece belli komisyonlarla sınırlı kalabiliyor. Bunu belirleyen, yereldeki kadınların ihtiyaçları ve tercihleri.

Bunların yanı sıra bu dönemde tüm meclis, komün ve inisiyatiflerin kararları sonucu ülke çatı örgütlenmelerine gidildi. Almanya, İsveç ve İsviçre’de yaşayan Kürt kadınları, çatı örgütlenmesi deneyimlerini kurultayımızda aktardı.


Li dijî desthilatdariyê  XWEBÛN!


Kurultay ardından, “Li dijî desthilatdariyê Xwebûn” (İktidara karşı kendin ol!) sloganlı bir kampanyanın startını verdiğinizi açıkladınız. Bu kampanyanın hedefi ne?

Kurultay’da, Avrupa’da yaşayan halkımızın, kadın ve çocuklar başta olmak üzere sistem içinde yaşadıkları sorunlar ve çözüm yöntemleri üzerine tartışıldı, çeşitli tespitler yapıldı, kararlar alındı. Bu dönemde, farklı iktidar merkezlerinin toplumlara yönelik her türlü kırım politikalarına karşı toplumsal değerlerle güçlü biçimde direnmek, hayati öneme sahip. Özellikle kadına yönelik bütün politikalara karşı, her türlü kimliksizleştirme politikasına, cinsiyetçiliğe karşı, kadının kendini var edebilmesi, kendi olabilmesi, bunun için de daha güçlü mücadele etmesi gerekiyor. Biz bu mücadeleye “xwebûn” dedik; yani, kendin olma. Kadının kendi şahsında bunu gerçekleştirmesi demek, toplumsallaşması demektir; günümüz modernitesinin her türlü ayrımcılığına, eşitsizliğine karşı mücadele etmek demektir; ötekileştirmeye açılan savaştır bu. Bu anlamda Kürt kadınları olarak yıl boyunca “Li dijî desthilatdariyê xwebûn!” sloganıyla her alanda çalışma yapacağız, mücadelemizi yükselteceğiz.


‘Radikal mücadele’ kararları


Peki kurultay kararları?

Başlıcalarını madde madde sıralarsak...

* Önderliğimiz geliştirdiği demokratik ulus projesi temelinde ahlaki ve politik toplumun inşa edilmesinde kadının özgün örgütlülüğünün geliştirilmesi, temel hedeflerimizden biri.

* Fransa’nın başkenti Paris’te, 9 Ocak 2013’te katledilen 3 devrimci Kürt kadınının faillerinin açığa çıkarılması ve yargılanmasına dönük mücadele, yükseltilerek sürdürülecek. Bu konuda bütün delegeler hemfikir oldu.

* “Örgütsüz kadın kalmasın” şiarıyla bütün alanlarda örgütlülüğün oluşturulması, örgütlülüğümüzün zayıf olduğu alanlarda ise meclis, komün ve inisiyatiflerin güçlendirilmesi, temel hedeflerimiz arasında.

* Demokratik ulus birliği perspektifi temelinde Avrupalı kadınların yanı sıra Ortadoğulu Ermeni, Asuri, Süryani, Beluci, Arap, Türk, Laz gibi değişik kimliklerden kadınlarla ortak platformların geliştirilmesi, önemli kararlardan biri.

* Rojava, Rojhilat ve Başûr’dan binlerce insanımız Avrupa ülkelerine göç etti. Hem bu insanlarımızı sahiplenmek, destek sunmak hem de kapitalist modernitenin mültecileştirme politikalarına karşı mücadele etmek, kararlarımız arasında.

* Başlık parası, berdel, zorla evlilik, küçük yaşta evlendirme gibi cinsiyetçi yaklaşımların yanı sıra şiddet, fuhuş ve tecavüz kültürünün aşılmasına dönük bilinçlendirme çalışmaları, eylemler ve kampanyalar yürütülecek, radikal bir mücadele verilecek.

* Kurultayımız, geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimini, yetiştirilmesini, psikolojik gelişimini geniş çaplı değerlendirdi. Çocukların etrafını saran teknolojik yaşama karşı yaşamı canlı kılmak için çocukların doğayla buluşmasını sağlayan etkinliklere ağırlık verilecek. Kadın ve çocuklara dönük kültür, sağlık gibi alanlarda eğitim faaliyetleri yürütülecek.



ÜLKEM ZEREMYA/
HABER MERKEZİ