İran saldırısıyla eşzamanlı sınır hattına askeri sevkiyat yapan Türk ordusu Medya Savunma Alanları’ndaki PKK kamplarını bombalarken, dün 20 tankın İran’a geçtiği iddia edildi.
İran devleti Türkiye-Irak işbirliği ve ABD desteğiyle işgal harekatına devam ederken, Türk ordusu da sınır bölgelerine askeri sevkiyatını sürdürüyor. Medya Savunma Alanları’ndaki PKK kamplarını bombalayan Türk ordusuna ait tankların da İran topraklarına geçtiği belirtiliyor. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre; önceki akşam saatlerinde Yüksekova-Şemdinli arasında bulunan, İran sınır hattındaki Eli Köyü’nden 20 adet tank İran’a geçti. Tankların, İran’ın PJAK’a bağlı HRK güçlerine yönelik saldırılarına destek amacıyla geçtiği görüşü hakim.
Amerika’dan aldığı istihbaratı İran ile paylaşan Türk ordu güçlerinin de bizzat saldırılarda yer aldığı belirtiliyor. İran’ın bütün hareket merkezlerinde Türk subayların da bulunduğu özel kuvvetlerin İran askerleri arasında yer aldığı da gelen bilgiler arasında. 22 Temmuz’da da İran plakaları takılan 20 araçla 300 TSK askerinin sınır kapısından İran’a geçtiği belirtilmişti.

Sınıra özel birlikler

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde 22 Temmuz’da başlayan askeri operasyon sınır hattında yoğunlaşırken, bölgeye ise helikopterlerle özel birlikler taşınıyor. Aktütün Jandarma Karakolu’nun güvenliğini sağlayan Bayraktepe’ye özel eğitimli takviye birlikler yerleştirildiği kaydedildi.


Güney’e top atışları
İran ordusu gibi Türk ordusunun hedefinde de gerilla denetimindeki Medya Savunma Alanları bulunuyor. Geçtiğimiz hafta bombalanan Goman Dağı’na yönelik yeniden başlayan top atışları ardından İran sınırında bulunan Alan Karakolu ve Tekeli Taburu’ndan Hakurke bölgesi ile Derecik İç Güvenlik Taburu’ndan da Basyan Vadisi’ne yoğun top atışları yapıldığı belirtildi.

Operasyonlar sürüyor

Şırnak’ın Cudi, Gabar, Kato ve Besta dağlarında da geniş kapsamlı operasyonlar başlatıldı. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; dün sabah başlayan operasyonda askerlere korucular da eşlik ediyor.  HPG Basın ve İrtibat Merkezi (BİM) tarafından yapılan açıklamada ise Türk ordusunun 25 Temmuz’da Bingöl kırsalında başlattığı operasyonun devam ettiği kaydedildi.

Amed’de çatışma

Amed’in Hani İlçesi’nin Gömeç Köyü yakınlarında çıkan çatışmada ise 5 asker yaralandı. Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak tarafından yapılan açıklamada, uyuşturucu operasyonundan dönen askeri araca gerillalar pusu kurduğu ileri sürülürken, çatışmada 5 asker ve gözaltına alınan 1 kişinin yaralandığı belirti. Çatışma ardından bölgede geniş kapsamlı operasyon başlatıldı. Diyarbakır-Bingöl Köyü yakınlarındaki yol şantiyesinin de gerillalarca basıldığı ve 3 iş makinesinin yakıldığı belirtildi.

HABER MERKEZİ




İşgalin hedefi PKK ve Kürdistan!



 İran binlerce asker ve ağır silahlar eşliğinde Güney Kürdistan’ı işgal harekatını sürdürüyor. Türkiye, İran, Irak ittifakı ve ABD desteği ile yapılan bu saldırıların amacı PKK’yi etkisiz kılmak ve Kürtlerin kazanımları yok etmek.


İran devletinin Kandil’i işgal etme planı tüm yoğunluğuyla devam ediyor. Bir taraftan sınıra yoğun askeri sevkiyat yapılırken diğer taraftan dozer, kepçe, tank ve ağır silahlar yığılıyor. Dozer ve kepçe ile tankların hareket edemediği noktalara yol yaparak ilerlemek isterken diğer taraftan da sınırın birçok noktasına seyyar karakollar inşa ediyor. İran, savaşa Cund-ul İslam, İslami El Sünne örgütlerini ve Kürdistan’daki korucuları dahil ederek savaşı yürütmeye çalışıyor. Bu savaşta İran devleti PJAK gerilla komutanlarının başına 50 bin Dolar, gerilla için ise 5 bin Dolar ödül koyarak savaşı teşvik ediyor. Diğer taraftan ise İran devletinin en yüksek dini mercisi olan Ayetullah kurumu tarihteki haçlı seferlerine hazırlananlara kilisenin vaadettiği gibi bu savaşta ölen askerlerin şehit olduğu dolaysıyla cennetlik olduğunun fetvasını çıkararak cennet garanti etmekte. Son bir haftada Federal Kürdistan sınırlarının içinde ya da sınıra yakın yerlerde 200’ün üzerinde İran askeri ve 8 PJAK gerillası yaşamını yitirdi. İran ağır silahlarla bölgede hayvancılık yapan sivilleri de hedefliyor. İran korucuları Federal Kürdistan yaylalarına çıkmış köylüleri tehdit ederek alanları boşaltmaya çalışıyor.

Görüşme trafiği dikkat çekici
Bölgedeki sorunları daha da katmerleştirecek bu süreci anti Kürt ittifakındaki buluşmalarda temel rolü oynayan Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu oldu. Davutoğlu, 11 Temmuz’da İran’a gitti. Suriye’deki gelişmelere karşı planları ve eylemlerini ortaklaşmak için müzakereler yapıldı. 15 Temmuzda’ysa Libya Temas Grubunun dördüncü toplantısı İstanbul’da yapıldı. Bu vesileyle NATO Genel Sekrteri Anders Fogh Rasmussen, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da İstanbul’daydı. Tayyip Erdoğan önce Rasmussen’le görüştü. Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan ve Davutoğlu, Clinton’u ağırladı. Bu görüşmede Davutoğlu, İran gezisini anlattı, füze kalkanı projesi ve PKK ele alındı. Görüşmeler trafiğindeki İran ordusu hazırlıklarını tamamlayarak PJAK varlığı gerekçesiyle 16 Temmuz’da Kandil’e operasyon başlattı. Serdeşt-Piranşehir hattındaki sınırda başlayan harekatta Zele, Qeladize, Dola Koke alanları bombalandı, köyler yoğun top atışına tutuldu.

Türk askerleri de yer alıyor
TSK’nin de özel unsurları İran tarafına göndererek operasyonda yer aldığı basına yansıdı. İran-PJAK savaşı ve TSK operasyonları sürerken 18 Temmuz’da CIA Başkanlığına getirilen Org. David Petraeus, Afganistan’daki NATO güçlerinin komutanı olarak görevini John Allena devredip hemen ilk ziyareti için Ankara’ya geçti.  Petraeus, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve Davutoğlu ile ayrı ayrı görüştü. İstikrar adına yapılan operasyona Bağdat’da, Suriye’deki rejim değişikliği sonrası Kürtlerin müzakere masalarında ağırlığı artan bir aktöre dönüşmemesi için onay verdi. ABD de hem Kürtlerin gücünün sınırlanması hem de İran’la Kürtlerin savaşının Batı’nın Tahran’a yönelimini kolaylaştıracağını düşündüğünden sessiz kaldı.
 Bu ittifakın içinde pasif olarak YNK’nin parmağı var. Güney Kürdistan’da yayın yapan Levin dergisi İran’ın savaşta başarılı olması durumunda Doğu Kandil’i YNK güçlerine bırakacağını yazdı.

İşgal tüm Kürtleri etkiler
İran’ın PJAK gerillalarını bahane ederek PKK’yi ve Kürtlerin kazanımlarını hedefleyen saldırıları çok yeni değil. PKK ile İran ilişkileri geçmişte biraz farklıydı. İran, PKK ile belirli bir ilişki içinde de oldu. Ancak İran’da da Kürtleri siyasi egemenlik altında tutma ve zaman içinde bu kimliği yok etme politikası izlendiği için her zaman PKK’yi sınırlamaya çaba gösterdi.
İran „PKK’nin devrimci ve mücadeleci karakterinden her zaman ürktü“ diyen KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, „PKK’yi etkisizleştirebilirlerse Güney Kürdistan’ı da kısa sürede etkisiz kılacaklarını hesaplıyorlar. İşte İran’ın PJAK’a yönelik yürüttüğü saldırının temel hedefi PKK’yi etkisizleştirmek. İran, PKK’yi etkisizleştirse Kürtlerin gelişme ve direnme gücünü kırabileceğini düşünüyor. Bu nedenle İran saldırısının görünen hedefi PJAK olsa da esas hedefi PKK ve Kürdistan’dır“ diyor.
„Türk devleti İran ordusunun bu operasyonunu diplomatik ve askeri alanda destekliyor.“ Bu tespiti yapan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan’ın şu sözleri oldukça dikkat çekici: „İran’ın saldırdığı günlerde Türkiye’nin sınıra yığınak yapması bu saldırı ortaklığını kanıtlıyor. İran Güney Kürdistanlı siyasileri de PKK’yi etkisizleştirme konusunda anlaşmaya çekmek istiyor. İran’ın, Güneyli güçlerini PKK ile karşı karşıya getirmek istediği giderek netleşiyor. Türkiye’nin de bu planı eskiden beri istemesi ortak tasfiye harekatını daha da önemli hale getiriyor. İran’ın ve Türkiye’nin Kürt karşıtı bu ittifakı ve yapılan saldırılar Kürtlere karşı nasıl bir ortak tasfiye planı içinde olduklarını gösteriyor.’’

Cemil Bayık ise „Bu ittifakın içinde Irak da vardır. Hepsinin amacı Ortadoğu’da yeni siyasi dengeler kurulurken Kürtlerin kazanım elde etmesini engellemektir. İran’ın Kandil’i işgal etme harekatı tüm Kürtlere saldırı olarak görülmek durumunda. Tüm parçalardaki siyasi güçler de bir araya gelerek ve bu işgal harekatına karşı çıkmalı“ diyor.


 ANF/HABER MERKEZİ




Muhamed: Hükümetimiz İran’a tavır alsın


İran’ın işgal girişimine tepkiler artarak sürüyor. Federal Kürdistan Bölgesi Parlamenteri ve Goran Hareketi Grup Sorumlusu Kardo Muhamed de, hem İran’a hem de Hükümetlerine tepki gösterdi.
Parlamenter Muhamed, İran’ın Kürt politikasının sorunlu olduğunu belirterek, „Şiddet, imha ve inkar terk edilmeli. İran, Kürt sorununu barış ve diyalog yolu ile çözmeye çalışmalıdır“ dedi. Günlerdir sınırlarının bombalandığına ve vatandaşlarının öldürüldüğüne dikkat çeken Parlamenter, bunlara sessiz kalan Federal Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ne tepki gösterdi. Hükümetin sınırları ve vatandaşlarını korumakla mesul olduğuna dikkat çken Muhamed, „Bölgesel hükümet tüm kanalları devreye koyarak uluslararası güçleri ve Irak merkezi hükümeti üzerinde baskı kurarak bu soruna karşı tutum almasını sağlamalıdır“ dedi.

Tüm bunların sağlanması için Hükümete ve Parlamento Başkanı’na muhalefet partisi olarak baskı yapacaklarını dile getiren Muhamed, şunları söyledi: „Muhalefet olarak etkili bir yöntemle geleceğimizi, topraklarımızı ve halkımızı koruma görevimiz vardır. Bize göre her şeyden önce Kürdistan hükümeti siyasi, hukuki ve diplomatik olarak bu sorumluluğu üstüne almalı ve sınırlardan zarar gören insanlarımızın ekonomik, sağlık daha birçok konuda sorumluluklarını üstlenmelidir. Halkların özgürlük yüzyılı olan bu dönemde hepimiz birlikte sorunun diyalog ve barış yöntemiyle çözülmesi için uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmesini esas alarak çaba içinde olalım. Kürdistan halkı için mesajımız ise kendi toprağını, vatanını ve haklarını demokratik yollarla korusunlar.“

DİHA/HEWLÊR