Hem esnaf hem sanatkar
Kültür/Sanat Haberleri —

Komitras
- İlk kaydı Serhat’ın dizüstü bilgisayarının mikrofonu ile aldık. Kürdistan’da sanat yapmanın teknik imkanları hep zordu; hala eserlerini profesyonel bir şekilde kayıt altına alamayan müzisyenler tanıyoruz. Ama bunun sanatın icrasına engel teşkil ettiğini düşünmüyoruz.
- Birçok başarılı müzisyen, yeni başlayacaklara hayatlarını idame ettirebilmeleri için mutlaka ek bir gelir kapıları olması gerektiğini söylüyor. Biz de gündüzleri işlerimizde çalışıp akşamları bir araya geldiğimizde müzik yapıyorduk. Aslında bir yerde tam anlamıyla esnaf ve sanatkardık.
- Kendi ana dilimizde özgün eserler yaratıp Kürt kültüründe kalıcı bir iz bırakmak; küçük de olsa Kürtçe müziğe bir katkı sunmak istedik. Ruhumuza işleyen müzisyen ve şairlerden ilham alarak, müzikal duyumumuzu sunmak için buradayız.
MIHEME PORGEBOL
Koşullar ne olursa olsun Kürt sanatı kendini var etmenin bir yolunu hep buldu. Ancak son çeyrek yüzyılın, Kürt sanatının tarihteki en hareketli dönemlerinden biri olduğunu kabul etmek gerek. Bunda, Kürt toplumunun tarihin uzun bir dönemi boyunca baskı ve inkar politikaları gölgesinde yaşamak zorunda kalışı etkili. Ancak milenyumla birlikte üretim ve iletişim araçlarının çoğalması Kürt sanatçılara yıllardır biriken üretim potansiyelini açığa çıkarma fırsatı verdi. Sanatın birçok alanında sayısız kolektif, oluşum ve grup kuruldu. Komitras da o müzik gruplarından biri. 2021 yılında kurulan Kürtçe müzik grubu Komitras ilk albümü Dews’i (İz) Youtube ve Spotify gibi sosyal medya platformlarında müzikseverlerle paylaştı. Grup oluşum amacını “Ruhumuza işleyen müzisyen ve şairlerden ilham alarak, müzikal duyumumuzu sunmak için buradayız” sözleriyle açıklıyor. Komitras üyesi Cahit Aktağ’la grubun kuruluşunu, faaliyetlerini ve sanat icra etme imkanlarını konuştuk.
Komitras’ın kuruluş süreci nasıl gelişti? Komitras ismi ne anlama geliyor, neden bu ismi tercih ettiniz?
Komitras’ın temelleri 2021 yılında Batman’da atıldı. Ben o dönemde telekomünikasyon üzerine bir mağaza işletiyordum, Adnan ise kurumsal bir firmada satış şefi olarak çalışıyordu. Zaten uzunca bir süre Adnan’la beraber müzik yapıyorduk; ben gitar çalıyordum, Adnan da şarkı söylüyordu. İkimiz de alaylıyız aslında; müzik üzerine eğitimimiz yoktu. Adnan’ın geçmiş dönemlerinde kaleme aldığı Kürtçe şiirleri vardı, buradan yola çıkarak değerli ozan, şair ve yazarların ışığında, kendi fikirlerimizi ifade edebileceğimiz bir müzikal çalışma üzerinde düşünmeye başladık. Sonra ortak bir arkadaşımız bizi Serhat’la tanıştırdı. Serhat aslen Mardin Derikli, profesyonel bir müzisyendi. Daha önce Ze Tijê, Jeladet’s Band, Simurg, Fung İstanbul gibi gruplarda aktif rol almıştı. Serhat’ı arayıp Kürtçe bir albüm yapmak istediğimizi söyledik. Eğer beğenirse bize yardımcı olur mu diye sorduk. Heyecanımızı görmüş olacak ki eserleri dinlemeden Batman’a gelmeye ikna oldu. Serhat’ı alıp Batman’a getirmek için Mardin’e doğru yola çıktık. Dönüşte Serhat bizi Zerzevan Kalesi’ne götürdü. Kendisi tarihe ve mitolojiye çok meraklı biri. Zerzevan’ın hikayesini anlatırken, en eski inanç sistemlerinden biri olan Mitra inancından bahsetti. Zerzevan’ın bu açıdan çok önemli olduğunu, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını, en önemli gökyüzü gözlem noktalarından biri olduğunu söyledi. Bazı kaynaklarda Mitra, “ışık ve doğruluk tanrısı” olarak geçiyor. Grup ismi düşünürken “kom” ve “mitras” kelimelerini birleştirdik. Kom, Kürtçe grup anlamına geliyor, Mitras ise bu topraklara ait kadim bir inancın ismi. Böylece bunları yan yana getirerek müziğe bakış açımızı bir şekilde ifade etmek istedik. Kelimeleri ve müziği eğip bükmeyi seviyoruz. Komitras’ın oluşumu da bu şekilde oldu.
Şu ana dek yayımladığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Mesela Dews albümünüz bize ne anlatıyor?
Dews albümünü 2023’te yayımladık. Eserleri derleyip bir albüm haline getirmek yaklaşık iki yılımızı aldı. Kürtçede dews, iz demek. Yola çıkarken bu maceranın ne kadar süreceğini bilmiyorduk fakat amacımız şuydu: Kendi ana dilimizde özgün eserler yaratıp Kürt kültüründe kalıcı bir iz bırakmak. Küçük de olsa Kürtçe müziğe bir katkı sunmak istedik.
Albümdeki tüm şiirler Adnan’a ait. Eserleri de o seslendirdi. Müzik, aranje ve diğer işleri Serhat’la beraber üstlendik. Albümde profesyonel arkadaşlar da yer aldı; sağ olsunlar bize gönüllü eşlik ettiler. Serdar Baba, Ejder Uçuk, Fırat Çakılcı, Umur Kara, Ömer Demur gibi profesyonel isimler bize eşlik etti. Albüm genel olarak neofolk–progressive tarzda bir albüm oldu. Tabii müzikal olarak etnik ve geleneksel öğeler de barındırıyor. Yıllarca dinlediğimiz Kürt müzisyenlerin yanı sıra yabancı müziklerin etkisini de duyabilirsiniz.
Sahne, stüdyo, ekipman ve etkinlik imkanlarınız neler? Kürdistan’da sanat yapmanın teknik imkanları hep zor oldu, şimdi durum ne?
Henüz hiç sahne alamadık. Kayıtların çoğunu kendi imkanlarımızla kurduğumuz ev stüdyosunda aldık. Zamanla ekipmanlarımızı yeniledik ve çoğalttık. Şu var, bir şeylere başlamak için koşulların mükemmel olmasını beklemek yerine eldeki imkanlarla başlayıp geri kalan kısmın akışta yerini bulmasını istedik. İlk kaydı Serhat’ın dizüstü bilgisayarının mikrofonu ile aldık hatta. Kürdistan’da sanat yapmanın teknik imkanları hep zordu; hala eserlerini profesyonel bir şekilde kayıt altına alamayan müzisyenler tanıyoruz. Ama bunun sanatın icrasına engel teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Şimdi şartlar daha da iyi; yapay zeka tabanlı müzik üretim araçları çok ilerledi. Biraz müzik bilgisi olan herkes bu programları kullanarak kendi eserlerini icra edebilir. Tabii bu üretimlerin niteliği ayrı bir tartışma konusu.
Birçok Kürt sanatçı geçimini farklı işlerle sağlarken aynı zamanda sanatını icra etmeye çalışıyor. Siz de aynı durumdasınız. Bunun üretiminize olan etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maalesef ki bizim coğrafyada, özellikle bizim jenerasyon ve üzeri için söylüyorum, aileler sanat konusunda çocuklarını pek desteklemezdi. Dolayısıyla bizler sanatı bir hobi alanı olarak gördük. Profesyonel olarak yapmak aklımızın bir köşesinde hayali bir düşünce olarak dururken gerçek hayatta farklı işler yapıyorduk. Ben ve Adnan işletme mezunuyuz; Serhat ise Erbil’de sosyoloji okudu ama hayatı hep müzik oldu. Bu açıdan bizden daha farklı bir noktada. Müzik, benim ve Adnan’ın hayatının merkezinde olamadı çünkü ikimiz de farklı işlerde çalışıyorduk. Bunun artıları ve eksileri var. Sanat icra edebilmek için bir gelir kaynağına ihtiyaç duyuluyor ve bu her zaman mümkün olmuyor. Bu yüzden birçok başarılı müzisyen, yeni başlayacaklara hayatlarını idame ettirebilmeleri için mutlaka ek bir gelir kapıları olması gerektiğini söylüyor. Biz de gündüzleri işlerimizde çalışıp akşamları bir araya geldiğimizde müzik yapıyorduk. Aslında bir yerde tam anlamıyla esnaf ve sanatkardık. Sonuçları açısından net bir şey söylemek zor; avantajları olduğu gibi yorgun bir halde üretmeye çalışmanın zorlukları da vardı.
Bu durumu aşmanın yolları nedir sizce?
Bu durumun düzelmesi sosyal politikalarla doğrudan ilgili. İdarecilerin sanat icra etmek isteyenlere daha fazla destek olması gerekir. Daha fazla sanat merkezi açılmalı, insanların ücretsiz kayıt alabildiği stüdyolar kurulmalı, bu yolda başarılı olmuş sanatçılarla yeni başlayanları buluşturan etkinlikler düzenlenebilir. Ancak ekonomik koşulların belirli bir seviyeye getirilmesi en sağlıklı çözüm olacaktır.
İçinden geçilen yeni sürecin, barış ihtimalinin nihayete ermesi Kürt sanatı için ne ifade ediyor?
Bu hepimizin dileğidir. En kısa zamanda bu meselelerin çözülmesini ümit ediyoruz. Eğer gerçekleşirse, zor şartlar altında var olmaya çalışan Kürt sanatı daha rahat koşullarda icra edilecek, daha geniş imkanlara kavuşacak ve daha fazla insana ulaşacaktır. Bu zincirleme bir etki yaratarak Kürt kültürünün daha sağlıklı genişlemesini ve gelecek nesillere aktarılmasını mümkün kılacaktır.












