
Irak topraklarını işgal eden Türkiye ile Bağdat yönetimi arasındaki gerginlik, hazırlığı devam eden Musul operasyonu öncesinde iyice alevlendi. İki ülke birbirlerinin büyükelçilerini dışişleri bakanlıklarına çağırdı. Gerginliğin sebebi: Musul operasyonunda Türkiye’yi istemeyen Bağdat’ın son olarak meclis aracılığıyla Türk askerini Irak'tan çıkarma ve Başika Kampı'nı boşaltma kararı alması.
Türkiye'nin Irak'ın Musul kentine bağlı Başika'ya asker sevk etmesinin ardından Ankara ile Bağdat arasında yaşanan gerilim Irak Meclisi'ndan çıkan kararla yeni bir boyut kazandı. Salı günkü oturumda Irak Meclisi, ülkesinde sınır ötesi operasyon yapılmasına izin veren Türkiye Meclisi tezkeresinin uzatılmasını kabul etmediğini bildirip, Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi'ne nota verilmesi, Türk güçlerinin "işgalci güçler" olarak nitelenmesi, "Musul’a da gireriz kimse karışamaz" diyen Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarının kınanması ve içişlerine müdahale eden Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin gözden geçirilmesi gibi Irak hükümetinden bir dizi talepte bulundu.
Irak Meclisi: Topraklarımızdan çıkın!
Irak Meclisi, Türkiye'nin Musul'a bağlı Başika'daki askeri varlığının kabul edilmediğini ve işgalci Türk askerlerinin bir an önce topraklarından çıkarılması kararı da aldı. Buna Barzani’nin onayıyla 20 yılı aşkın bir süredir PKK’ye karşı Güney Kürdistan’da konuşlandırılan Türk askerleri de dahil.
Ankara elçiyi bakanlığa çağırdı
Irak’ta işgalci güç olduğunu unutup meclis kararını kınayan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, dün sabahsa işi daha da ileri götürüp Irak'ın Ankara Büyükelçisi Hişam Ali Ekber İbrahim el Alevi'yi bakanlığa çağırma pişkinliğini gösterdi. Alevi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız'la 1 saati aşan bir görüşme yaptı.
Türk Dışişleri Bakanlığı görüşme öncesi yaptığı açıklamada askerlerinin DAİŞ’le mücadele için Irak’ta bulunduğunu ileri sürüp, askeri varlığının Irak’ı tehdit etmediğini savundu.
Kurtulmuş işgali savundu
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş da dün yaptığı açıklamada "Bölgenin istikrarı için Irak’ta bulunduklarını" ileri sürdü. Kurtulmuş, "Musul ve diğer Irak kentleri DAİŞ tarafından işgal edilirken, Irak hükümeti neredeydi" diyerek, Irak hükümetinin kendi varlıklarına itiraz edemeyeceğini savundu.
Irak Türk elçiden izah istedi
Bu gelişmeden kısa bir süre sonra da bu kez Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Faruk Kaymakçı'nın Ankara'da olması nedeniyle maslahatgüzarın Irak Dışişleri Bakanlığına çağrıldığı açıklandı.
Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türk büyükelçinin çağrılmasına neden olarak, Ankara'dan yapılan, Türk askerlerinin Irak’taki varlığını sürdürme yolundaki "provokatif" açıklamalar gösterildi.
Bağdat neden çok rahatsız?
Bağdat yönetimi "mezhepçi ve işgalci" olarak nitelendirdiği Türkiye’nin amacının bölgedeki nüfuzunu artırmak olduğunu belirterek işgale karşı çıkıyor ve "Musul'da Türk askeri istemiyoruz" diyor. Bağdat'ta aslında uzun zamandır Türkiye'nin Irak topraklarındaki askeri varlığı konusunda büyük bir rahatsızlık mevcut. Zira Bağdat ile Türkiye'nin dış politikalarında ciddi bir ayrışma mevcut. Bağdat, ABD'nin desteğiyle DAİŞ'e karşı Şii milislerle birlikte mücadele etmeye çalışırken, Türkiye ise sürekli DAİŞ'le verdiği destekle gündeme geliyor. Üstelik Türkiye'nin Kürt yönetimiyle yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler içerisinde olması da Bağdat'ın rahatsızlığını ikiye katlıyor. Ayrıca Bağdat yönetimi Türkiye’nin aksine HPG ile YPG’nin DAİŞ’le mücadelesine destek veriyor.
Türk askeri Musul’da istenmiyor
Irak Başbakanı Haydar El Abadi’ye göre Türkiye’nin Başika’da askeri varlığı hazırlıkları devam eden Musul operasyonun önünde de engel. DAİŞ destekçisi Türkiye’nin Musul harekatına katılmasına şiddetle karşı çıkan Başbakan Abadi her fırsatta "Türkiye'nin Musul operasyonunda hiçbir rolü olmayacak. Türk askerlerinin Musul operasyonuna katılmasını kesinlikle kabul etmiyoruz" diyor.
ABD’de de Bağdat da karşı
Türk devleti ise Başika kamplarında eğittiği güçlerle Musul operasyonuna katılmak istiyor. Ancak Birleşmiş Milletler şartı gereği yasal olarak operasyona katılması için ABD’nin öncülüğündeki uluslararası koalisyon gücü ya da Bağdat hükümeti’nin daveti gerekiyor. Hem koalisyon (ABD) hem de Irak hükümeti, Türkiye'nin operasyona katılmasına karşı. Bu nedenle Ankara’ya böyle bir davet de yapılmış değil.
ABD'li komutan: Irak'taki Türk askeri illegaldir
ABD de bu konuda başından beri Bağdat’ın yanında yer alıyor.
Konuya dair son açıklama dün, DAİŞ karşıtı uluslararası koalisyonun ABD'li sözcüsü Albay John Dorrian’dan geldi. Dorrian, Irak topraklarında bulunan Türk askerlerinin, Irak Hükümeti'ne DAİŞ ile mücadelesinde yardımcı olan ve destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin içerisinde olmadığını hatırlattı ve ekledi: "Irak topraklarında bulunan Türk ordusu Irak Hükümeti tarafından ve resmi izinle gelmemiştir ve illegaldir."
Türkiye’nin planı:Barzani’nin davetiyle Musul’a girmek
Alınan bilgiye göre Bağdat’ın vetosu nedeniyle Ankara’nın planı ise peşmerge ile birlikte Musul’a girmek. Türkiye’nin Musul operasyonuna yakın işbirliği yaptığı Mesud Barzani’nin daveti ile gideceğine dair bilgiler geliyor.
Bilgiyi Savunma Bakanı verdi
AKP hükümetine yakınlığı ile bilinen HaberTürk yazarı Muharrem Sarıkaya köşesinde Türk Savunma Bakanı Fikri Işık ile Musul operasyonuna dair Meclis'te yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaştı. Buna göre Işık görüşmede, "Musul operasyonunda kesinlikle olacağız, Suriye'de ise El Bab'a kadar gideceğiz. Ama kendi yöntemimiz içinde ilerleyeceğiz" dedi. "Bağdat engelini nasıl aşacaksınız?" sorusuna da karşılık ise Işık, Türk askerlerinin Barzani'nin daveti ile Musul'a gireceğini söyledi.
Barzani her daim Ankara’nın can simidi oldu
Bu çok da şaşırtıcı olmayacaktır çünkü Mesud Barzani her dönemde Türk devletinin kurtarıcısı ve işbirlikçisi oldu. Bağdat, Türk askerinin işgaline şiddetle karşı çıkarken, Mesud Barzani topraklarını TSK’ye açmakta hiçbir sakınca görmedi. Barzani’nin işgal girişimi savunarak, "Mesele çok büyütüldü" diyerek Başika’daki Türk askerlerinin bir kısmının Güney Kürdistan’a kaydırılmasına izin vermesi Bağdat’ta ve Kürt kamuoyunda büyük tepkiye neden olmuştu.
Türk askeri 21 yıldır Güney’de!
Türk ordusunun Güney Kürdistan'daki askeri varlığı çok eskiye dayanıyor. PKK’nin 15 Ağustos 1984 atılımı ile silahlı mücadeleyi başlatmasından iki yıl sonra Türk devleti askerlerini Güney Kürdistan'da konuşlandırmaya başladı. Kürtlerin Kuzey Kürdistan'da direşinin yükseldiği 1990'lı yıllarda ise Ankara ile Hewlêr PKK karşıtlığında ortaklaştı ve güçlerini birleştirdi. Ağustos 1995'te Dublin'de yapılan zirvede sonrasında ise Mesud Barzani, Türk ordusunu resmen Güney'e davet etti. Ankara ile Hewlêr arasında PKK'ye karşı stratejik ortaklığın temelleri de böylece atıldı. Aradan 21 yıl geçti… Türk askerleri hala Güney Kürdistan'da. 100'ü aşkın tank, 3 ila 5 bin arasında değişen asker Güney'de konuşlanmış durumda. Türk askeri varlığı, Başika'nın yanısıra Amedîye, Kanîmasî, Delalok, Şeladizê ve Bamernê'de bulunuyor. Bu askeri karakolların yanı sıra Batufa ve Amedîye'de de MİT temsilcilikleri faaliyetlerini sürdürüyor. Zaxo'dan Batufa ve Kanîmasî'yi askeri anlamda kontrol altında tutan Türk ordusu yerelde de "ajan-muhbir" örgütlemesi oluşturmuş durumda.
Parlamento kararı hiçe sayılıyor
TSK'nin Güney'deki varlığı Bağdat kadar Hewlêr'de de tepki çekiyor. Hatta 2008 yılında Kürdistan Parlamentosu hiçbir hukuki dayanağı olmayan Türk üslerini boşaltma kararı almıştı. En son 2014’te DAİŞ Hewlêr'in kapısına kadar dayandığında toplanan Kürdistan Parlamentosu'ndan çok sayıda milletvekili de "DAİŞ'i desteklediği için Türkiye’den askeri varlığını" çekmesini istedi. Ancak Barzani yönetimi, parlamentonun kararını yok saymaya devam ediyor.
Erdoğan’ın damadına petrol kıyağı
Barzani ile Türk devletinin siyasi ve askeri işbirliğinin altında ekonomik sebepler de yatıyor. Zira Ankara ile Hewlêr’in gizli anlaşmalarla ortak bir şirket kurarak Kürt petrolü ticareti yaptığı bilinen bir gerçek.
Red Hack’in Türk Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın kişisel e-postasını ele geçirmesinden sonra parça parça yayımladığı mesajlaşmalar da bakanın Güney Kürdistan Yönetimi’nin petrolünü taşıyan Powertrans Şirketi’nin ortağı olduğunu gözler önüne serdi.
Yalanlanmayan e-postalara göre şirketle ilgili konularda tek karar verici Erdoğan’ın damadı Albayrak. Mesajlardan anlaşıldığı üzere şirkete personel alımından yemek ödeneğinin miktarına kadar her şey Türk Enerji Bakanı’nın onayına sunuluyor.
Albayrak ile Barzani yönetiminin gizli gizli ortak petrol ticareti yaptığına dair bilgiler daha önce de gündeme gelmişti. Hürriyet Washington Temsilcisi Tolga Tanış da "Potus ve Beyefendi" kitabında Güney Kürdistan’daki petrolün taşınması için çıkan imtiyazlı bir kararın ardından ortakları gizlenen Powertrans’ın en büyük parayı kazandığını ve o dönem Berat Albayrak’ın da bu şirketle ilişkili olduğu yazmıştı.
Rusya da Güney Kürdistan’daki petrolün TIR’larla gizlice Türkiye’ye giriş yaptığını ve buradaki rafinerilerde işlendikten sonra dünya pazarına satıldığını ispatlayan uydu fotoğrafları ile belgeleri aylar önce kamuoyuyla paylaşmıştı. Rusya’ya göre Türk Cumhurbaşkanı Edoğan ile ailesi de bizzat yasadışı petrol ticaretinin içinde.
HABER MERKEZİ