Kürdistan Lozan’la dört parçaya bölünmüştür. Bu bölünmeler sonucu Kürdistan parçaları arasına mayın tarlaları ekilmiş, karakollar inşa edilmiştir. Mayın tarlaları ve karakollar sınırlara örülen tel örgüler ve duvarlarla tahkim edilmiştir. Bunları kuşkusuz kültürel soykırımcı sömürgeciler yapmıştır. Çünkü Kürtlerin dayanışmasını ve birliğini ortadan kaldırarak tüm parçaları daha kolay yutmayı planlamışlardır. Bu nedenle sınırlarda binlerce, on binlerce Kürt vurulmuş; binlercesi ve on binlercesi sakat bırakılmıştır. Kürdistan’ın tel örgü ve mayınlarla bölündüğü yerlerdeki köylerde el, ayak ve gözlerini kaybeden insanlara rastlamak normal durumlardandır.

Şimdi bu dört parça arasına bir de hiçbir devletin aklına gelmeyecek biçimde derin hendekler kazılmaktadır. İran ve Türkiye karakollar çevresine böyle hendekler kazarken, kendine Kürt yönetimi diyenler ise Rojava ile Güney Kürdistan arasına boydan boya derin hendekler kazmaktadırlar. Kürtlerin aklına, hatta dünyanın aklına her şey gelirdi, ama bir Kürt yönetiminin Kürdistan parçaları arasına derin ve geniş hendekler kazacağı akla gelmezdi. Aslında bu hendek kazma aynı enfal gibi Kürtler açısından bir travmadır. Tüm Kürtlerin duygularıyla ve ruhlarıyla oynanmaktadır. Bu akıl hangi kafadan çıkmışsa bu kafa kesinlikle Kürt duygu ve düşüncelerinden kopmuş bir kafadır. Hatta Kürt’e düşman bir kafadır.
Hangi Kürt bu hendekleri sindirebilir? Hangi Kürt bu hendekleri izah edebilir? Bu hendeklere izah getirmek, özrü kabahatinden büyük olmaktır. Bırakalım bu hendeklere izah getirmeyi, bu hendekleri sindirmek bile her Kürt için bir yozlaşmayı ifade eder. Bu hendeklere tepki göstermeyenler yurtseverliğini kaybeder. Böyle bir Kürt duyarsız hale gelmiştir. O Kürt üzerinde de her türlü kültürel soykırımcı egemenlik rahatlıkla kurulabilir. Bu açıdan bu hendeklere sıradan ve önemsiz bakmak Kürtlere çok şey kaybettirir.
Kürdistan parçaları arasına hendek kazan bir zihniyet Kürtler arası savaşı rahatlıkla başlatır. Çünkü yurtseverliğin değil, bencil çıkarların hakimiyetinde olan bir zihniyet vardır. Bu açıdan bu hendeği kazanların başka neler yapabileceği de akla getirilmelidir. KDP kendi bencil çıkarları için hep diğer parçalardaki hareketlere düşmanlık yapmıştır. 1960’lı yıllarda Türkiye KDP’si kurucularından Dr. Şıvan (Sait Kızıltoprak) ve Sait Elçi Türk devleti istedi diye KDP tarafından katledilmişlerdir. Bir zamanlar Kuzey Kürdistan’ın en etkili örgütlenmelerinden olan DDKD’nin kendine öncü ve idol gördüğü Dr. Şıvan’ın bizzat KDP tarafından katledildiğini Med Nuçe’nin yayınladığı çok değerli bir belgeselde ayrıntılarıyla öğrenmiş bulunuyoruz. Dr. Şıvan, KDP’nin ilişki içinde olduğu Türkiye sınırları içindeki Kuzey Kürdistan’da mücadele başlatmak istemiştir. KDP de Türkiye’ye bağlılığını göstermek için Dr. Şıvan’ı ve arkadaşı Çeko’yu komployla katletmiştir.
1980’li yıllardaki İran’daki Kürt ulusal hareketini bastırmada da en büyük rolü KDP oynamıştır. Öyle ki, İran’daki Kürt örgüt liderlerinden birini öldürüp cenazesini İran devletine teslim etmiştir. KDP’nin Kürtlük ve yurtseverlik iradesi bu tür olaylar içinde ve sürecinde kırılmıştır. Bu tür olaylar içinde yer alan bir hareketin ruhunun ve kimliğinin temiz kalması düşünülemez. KDP’nin bugünkü politika ve tutumları arkasında böyle olaylar vardır. Bir defalık bile olsa böyle olaylara girildiğinde o kişi grup ve siyasi gücün karakteri bozulur. Ortada değer ve ilke kalmaz. Her şey mubah hale gelir. Hendek kazılmasını yaratan düşünce ve karar arkasında da böyle bir tarih vardır.
1996 yılında Saddam Hüseyin’in adamlarıyla Hewler YNK’nin elinden alınmıştır. Şimdi de Türk devleti ve başka güçlerle birlikte Rojava Devrimini boğma peşindedir. Hatta KDP’nin Rojava devrimine saldıran çetelerle ilişki içinde olduğu, Rojava Devrimini boğmak için İran’ın desteğini almak istediği de Rojava’daki halkın konuştukları arasındadır. KDP öyle politikalar izlemektedir ki, Rojava Devrimini boğmak için her güçle ilişki içine girebileceğine inanılmaktadır. Zaten Türk Dışişleri Bakanlığının Musul ve Hewler konsolosluklarına gönderdiği gizli ibareli belgelerde Rojava Devrimine karşı KDP ile ortak çalışılması istenmektedir. Şimdi de yapılan budur. KDP ve Türkiye Rojava Devrimi karşıtı politikaları birlikte yürütmektedirler. Bu açıdan KDP Rojava’ya yönelik çete saldırılarından doğrudan ve dolaylı sorumludur.
Şu andaki hendek kazma tüm Rojava Devrimi karşıtı güçleri cesaretlendirmekte ve saldırılara teşvik etmektedir. Rojava Devrimine Güney Kürdistan yönetimi, daha doğrusu KDP düşmanlık yaptığına göre saldırgan çetelerin tutumu da onlara göre meşru hale gelmektedir. KDP bu saldırıları meşrulaştıran en temel güçtür. Nasıl ki Kürt Halk Önderi’nin esaret altına alınmasıyla sonuçlanan komplo sırasında Avrupa’ya PKK’nin terörist olduğuna dair dosyalar gönderip komployu meşrulaştırmışlarsa, şimdi de hendeklerle yapılan benzerdir.
KDP’nin kazıdığı hendeklerin nedeni sıradan olamaz. Çetelerin sızması için yaptık biçimindeki gerekçeleri de inandırıcı olmadığına göre, hendeklerin kazılmasının başka önemli bir nedeni olmalıdır. Kuşkusuz Rojava’yı kuşatma ve Rojava’ya gidecek yardımları engelleme amaçlardan biridir. Savaş içinde olan Rojava Devriminin boğulması böylece kolaylaştırılmaktadır. Ancak bu neden bile böyle bir hendek kazılmasını tam izah edemez. Dolayısıyla Türkiye ile birlikte bir işgal planı akla gelen en mantıklı ve öncelikli plandır. Zaten onlarca kilometre kazılan hendeklerin bir iki yerinde tank, zırhlı araç vb. savaş araçlarının geçeceği bazı geçiş yerlerinin bırakılmış olması böyle bir planın parçasıdır. Herhalde buralara karakol kurup tahkim edeceklerdir.
KDP bu hendeklerle zemzem kuyusuna işeyen Arap gibi tarihe geçecektir. Çin setinden sonra uzayda görülen insan eliyle yapılmış ikinci bir set olacaktır. KDP, Kürdistan’ı sömürgeciler gibi bölen bir siyasi fenomen olarak unutulmayacaktır. Ama hayırla da anılmayacaktır. KDP güçlü olursa tüm yaptıklarının unutulacağını sanmaktadır. Artık o tarihler geçmiştir. Kürdistan’da çok şey değişmiştir. Bir gün tüm yaptıkları boynuna asılmış yafta gibi karşısına çıkacaktır. Hangi aşiretlerden ne kadar insan öldürdüğü, kimlere hangi komplolar kurduğu, nice suçsuz insanları katlettiği, nicelerine eziyet ettiği gün yüzüne çıkacaktır. KDP’nin hiçbir hesap verme kaygısı olmadan yaptığı o kadar kirli iş ve işlediği suç vardır ki, çetelesi bile zor tutuluyor. Bir gün bunlar bir bir ortaya çıkacaktır. Belki de kendisi dışında hiçbir siyasi güç bırakmak istememesi bu korkusundandır.
Şu kesindir ki, Güney Kürdistan’da da bir hakikatleri araştırma ve gerçekleri ortaya çıkarma çalışmasına ihtiyaç vardır. Güney Kürdistan’da iç barışın tam olması ve KDP’nin de geçmiş yanlış ve suçlarından arınarak herkesle barışmış bir güç haline gelmesi için buna ihtiyaç vardır. Güney Kürdistan’da bu gerçekleşmeden KDP’nin diğer siyasi güçlere karşı olumsuz ve komplocu yaklaşımları son bulmaz.
Her siyasi güç gibi KDP de yanlış yapmıştır; suçlar işlemiştir. Özellikle geleneksel iktidarcı anlayış ve tek hakim güç olma duygusu bu durumları yaratmıştır. Ancak partiler de, siyasi güçler de kişiler gibi yanlışlıkları ve işlediği suçları kabul ederek kendini arındırabilir. KDP’nin yapması gereken budur. Yoksa başka siyasi güçler üzerinde baskı kurarak ve hegemonik yaklaşımlarla başkalarına yaşam hakkı tanımayarak bir yere varamaz. Çünkü en başta da kendisi rahat edemez. Bu nedenle KDP geçmişte ya da bugün yaptığı yanlışlıklardan kendini arındırıp rahatlamalıdır.