Kimliği biliniyor olmasına rağmen kayıtlara “kimliği belirsiz kadın terörist” ve “kimliği belirsiz kız terörist” diye geçen Fatma Erkan’ın infaz edildiğine dair haber ilk olarak 18 Şubat tarihinde “Kayıtlarda olmayan bir yargısız infaz daha!” başlıklığıyla DİHA’da yer almıştı. Haberde yaşı 13 verilen çocuğun infaz edildiği gerçek yaşının 11 olduğu ortaya çıktı. Diyarbakır İl Nüfus Müdürü Mehmet Sait Demirelli’nin imzası ile hazırlanan Aile Tablosu’nda 31 Mayıs 1984 doğumlu olarak belirtilen Erkan’ın 11 yaşında olduğu ortaya çıkıyor. Ölümü 2010 yılına kadar kayıtlara dahi geçmeyen küçük kız ile ilgili ilk kaydın, ailenin DNA talebinin ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 9 Haziran 2010 tarih ve 1995/4743 soruşturma numaralı ölüm tutanağı ile tanzim edildiği görüldü.
‘Dışarıda oyun oynuyordu’
Olay ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 3 Eylül 2009 tarihinde CMK 250. Madde ile yetkili Cumhuriyet Savcısı Lokman Doğan’a ifade veren Fatma Erkan’ın dedesi İzzet Erkan, boşaltılan köylerine eşi ve torunu Fatma ile birlikte bir aylığına gittiğini belirterek, şunları anlattı: “Fatma evin dışında çocuklarla oynuyordu. Hava yeni kararmıştı. Bir ara silah sesleri işittik. Ancak dışarı çıkmadık. Kimseyi göremedik. Kaldığımız evdeki akrabalarımızın yanından dışarı çıkmadık. Sabah askerler geldi. Jandarma komutanı yüzbaşı bize bir çocuk cenazesi bulduklarını söyledi. Cenazeye gidip baktık. Fatma’nın silahla vurulmuş olduğunu gördük. Aynı köye defin ettik. Jandarma komutanı torunumun teröristlerle birlikte olduğunu, bu nedenle vurulduğunu söyledi. Ben kendisine ‘ayağında terlikli terörist mi olur? Bu yaşta terörist mi olur?’ dedim. Bütün gece bizimle aynı evde kalmıştır. Gündüzleri de sürekli bizim yanımızdaydı. Hiç köyün dışında araziye çıkmazdı. Çocuktu. Okul çağına girmişti ancak okula yazılmamıştı. Ninesinin koynunda yatardı. Herhangi bir şekilde silah temin etmesi mümkün değildi.”
Askerden çelişkili açıklama
Henüz 11 yaşındayken infaz edilip kayıtlara “örgüt üyesi” olarak geçen Fatma gibi, Midyat İlçe Jandarma Komutanlığı ve Midyat Cumhuriyet Savcısı Atilla Cengiz tarafından ısrarla çatışma olarak yansıtılan olayın detayları da bir hayli ilginç. Olaydan yaklaşık 5 gün sonra Midyat Adliyesi’nde yine Cumhuriyet Savcısı Atilla Cengiz tarafından tanık olarak ifadeleri alınan uzman çavuşlar ile ilçe jandarma komutanlığının bir biri ile çelişen beyanları dikkat çekiyor. Tanık uzman Çavuş M.Ç., köye girip C.A. isimli yurttaşın evinin önünde operasyona ilişkin planlama yaptıkları sırada köyün güney batı kesiminde birden üzerlerine ateş edildiğini belirtirken, uzman çavuş F.Ö. ise, C.A. isimli yurttaşın evinin önüne gelir gelmez PKK’liler ile karşılaştıklarını, kendilerine ateş açıldığını ve kendilerinin de ateşe ateş ile karşılık verdiklerini ileri sürüyor.
Dosyaya ilişkin Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı’na 20 Ekim 1995 tarihinde gönderilen Midyat İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Hilmi Kahraman imzalı 1995/5448 numaralı tahkikat evrakında ise karşılaşılan PKK’lilere “teslim ol” çağrısında bulunulduğu iddia ediliyor. “Teslim ol” çağrısının yapılıp yapılmadığı bilinmezken, olaya karışan PKK’lilerin sayısını tahmini olarak 4 diye belirten komutanlık, infaz edilen 11 yaşındaki Fatma Erkan ile yetinmeyip 4 kişi arasında yaralı olarak kurtulan Fatma’nın halasının kızı 15 yaşındaki Cihan Ağırman’ı da ekliyor.
Binlerce mühimmat kullanıldı
Soruşturmayı yürüten dönemin Midyat Cumhuriyet Savcısı Atilla Cengiz tarafından da adeta üstü örtülmeye çalışılan bu olayda yaşamını yitiren 2 PKK’linin infaz edildiği şüphesi bizzat ön otopsi ile gözler önüne serilirken, ortaya çıkan yeni belgeler bu tezi daha da güçlendiriyor. Olay günü meydana geldiği iddia edilen çatışmada PKK’liler tarafından kullanıldığı öne sürülen 60 boş kaleşnikof fişeğine karşın askerin harcadığı mühimmat çok fazla. Bizzat askeri yetkililer tarafından “15 dakikalık sürdü” diye öne sürdüğü çatışmaya ilişkin kaleme aldığı mühimmat şöyle: “3 bin 700 adet 7,62 mm’lik 63-G3 piyade tüfeği fişeği, bin 600 adet mayonlu 4 çarpı 1 izli 7.66 mm’lik MG-3 fişeği, 3 bin adet 7.62 mm’lik kaleşnikof piyade tüfeği fişeği 20 adet savunma el bombası, 5 adet 40 mm’lik bomba atar mermisi, 3 adet DM 22 tüfek bombası, BTR Tim aracına ait 14.5 mm’lik bin 500 adet uçak savar fişeği, 7.60 mm’lik bixi makinalı tüfeğine ait bin 250 adet fişek, 25 inçlik 25 adet işaret fişeği, 25 adet aydınlatma fişeği.”
Çatışma değil infaz!
Bu kadar mühimmatın kullanıldığı belirtilen olayda 2 PKK’linin birer kurşun ile yaşamını yitirmesi de kafalarda soru işareti oluşturuyor. Nitekim PKK’lilerden Mardin’in Nusaybin İlçesi Zivingen köyü nüfusuna kayıtlı 36 yaşında ki Faysal Yalız (Hacı) sol şakak kısmından girip sağ şakak kısmını parçalayarak çıkan ateşli silahla ile Amedi’in Çınar İlçesi nüfusuna kayıtlı 26 yaşında ki Ali Bulut (Doğan) ise sol skapula altından girip sol göğüs uvzunun 2 santim üstünde yani kalbinde çıkan ateşli silah ile yaşamını yitirmişti. Aynı olayda bir askerin de yaşamını yitirdiği belirtilirken, askeri yetkililer tarafından hazırlanan kroki de yaşanan olayın çatışma olmadığını kanıtlar türden.
Av. Bataray: Aslında her şey tespitli
Dosyaya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz İHD Amed Şubesi Hukuk Komisyonu Üyesi Av. Rahşan Bataray Saman, derneğe yapılan başvuru sonucu savcılık dosyalarında yaptıkları inceleme sonucu önemli bilgilere ulaştıklarını dile getirdi. Elde ettikleri dosyanın 90’lı yıllarda yaşanan yargısız infazların hangi boyutlarda olduğunu ortaya çıkardığını dile getiren Saman, “11 yaşında ki Fatma Erkan’ın infazına ilişkin aile şu ana kadar hiçbir yere başvurmamış. Dosyada yaptığımız incelemelerde aslında çok vahim detaylarla karşılaştık. Bu dosya üzerinden cezasızlık politikasının nasıl uygulandığını görüyoruz. Askeri yetkililer Fatma’nın örgüt üyesi olduğunu iddia ederek tutanaklara da böyle geçiriyorlar. Çatışmadan bir gün sonra olay yerine giden savcı da her şeyi tespit etmiş. 11 yaşında olduğunu, üzerinde sivil elbiselerin olduğunu, ayaklarında terkliklerin olduğunu her şeyiyle detayları ile belirtmiş. Bunlar tutanaklara da geçmiş. Buna rağmen hem savcı hem de güvenlik güçleri bunu ‘kadın terörist yakalandı’ şeklinde geçiriyorlar” dedi.
Zaman aşımı tehdidi
Bahsi geçen dosyanın zaman aşımına uğraması riskinin çok yüksek olduğunu dile getiren Bataray, faillerin bir an önce ortaya çıkarılmasını istediklerini dile getirdi. Çatışma sonrası delilleri toplayanın yine asker olduğuna işaret eden Bataray, “Bir şekilde kendilerinin bu sorumluluktan kurtulmak şeklinde bu tutanakları tutmuşlar. Aslında olayı gerçekleştiren o askerler ceza almayacaklarından o kadar eminler ki, ona göre hareket etmişler. Bunu gören savcılıkta herhangi bir soruşturma yürütmemiş. Bu nedenle savcılıktan da şikayetçiyiz. Elinde herhangi bir barut izi var mı, yok mu, şeklinde inceleme yapılmamış. Fatma’ya isabet eden kurşunların yakın mesafeden mi, uzak mesafeden mi sıkıldığına ilişkin herhangi bir tespit yapılmamış. Buna ihtiyaç duyulmamış. Bundan kaynaklı biz hem savcılıktan hem de diğer yetkililerden şikayetçiyiz” diye konuştu.
METİN İNAN/DİHA/AMED