
Bazen de anlatmaya sözcük bulamasın bazılarını. Acaba bu tam ifade edermi, hakkını verirmi, yerini bulurmu kaygısı taşırsın anlatacağın kişi karşısında. Yine illede bir şeyler söylemen yazman, gerekir, bunu iyi bilirsin, buna zorunlu hissedersin kendini. Bir görev bilirsin yerine getirilmesi gereken. Çünki bilirsin yazmak, anlatmak yaşatmaktır. Ve en iyisini yapmak istersin. Yaşarsın duyguda, ruhta ama yazdığın her hangi bir sözcükle savaşırsın, kavga edersin onla resmen, öyle his edersin ki sözcükler anlatacağın şeye yetmiyor, hakkı verilmemiş diye kızarsın onlara. Ama yine de yazarsın yaşatmak için. Bu yaşatmak yazmaktır kelimesi tam olarak yerinde olmayan bir sözcük olabilir ve bundan dolayı özür dilerim. Özür dilememin nedeni onlar yaşam anlayışları, inançları ve mücadele içerisinde yarattıkları değerlerle zaten hep yaşayacakladır buna kuşku yok. Bu gün eğer mücadele sahlarında yerimizi alıyor, onların adını taşıyor, eylem çizgilerini, yaşam biçimlerini, kişilik özelliklerini örnek alıyorsak ve ya özgürlük ya özgürlük diye yürüyorsak, kavgayı devralarak yürütme iddiasını sergiliyorsak bu onların yaşadığını ve yaşayacağını bu anlamda özgürlük zamanının durmadığını hep ileriye dönük olarak akacağını gösteriyor.
Özgürlük zamanının hiç durmadığına ve sürekli bir akışkanlığı yaşadığına inanmalı insan. Öyle ki zaman, mekan, sınırlar etkilemiyor her hangi bir biçimde. Bu ruh ve yaşam tarzı denen şeydir aslında. PKK bu ruhu ve yaşam tarzını Kürt insanında geliştirmiş hayatı kendi kökleri üzerinde yeniden yeşerten ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenerek yaşayan bir Kürt gerçekliğini yaratma hamlesini gerçekleştirmiştir. Hayatı kavgayla yaşamayı öğrenen, kavgayı geri, geleneksel yaklaşımlardan tutalım da hayatın her alanında yaşamın gerekçesi yaparak yaşayan kişiliklerdir kendilerini PKK’ ile ifadeye kavuşturanlar. Aslında insan hayatının gayesi kavga oluyor, yani kavga için yaşayan insanlar topluluğunu yaratıyor PKK. Sakine Cansız (Sara) da bu anlamda kavga için yaşayan, hayatının her anına özgürlük kavgasını sığdıran ve bu anlamda kendi adına anlamlı bir varlık yaratan ve bunu bir kimlik olarak Kürt kadınına kazandıran güçlü bir kişiliktir. Bu anlamda gerçekten ‘Hep kavgaydı yaşamı’ yoldaşımın.
Beş bin yıllık kölelik zamanını hiç tanımayan, özgürlük zamanında yaşayan ve yaşatan Sara arkadaşımız bir yıl önce katledildi. Bu saldırı esasında Sara yoldaş şahsında kadın aklına, duyguyla yüklü, aşkla örülü, sevgiyle ve adaletle geliştirilen yaşam anlayışına karşı geliştirilmiştir. Kadının mücadeleci ruhunu taşıyan, azimli ve kararlı, özgürlük yolunda sevgiyle, inanarak, aşkla yürüyen bir kişilikti Sara arkadaş. İlk kadın PKK’lilerden olduğunu, özgürlük tarihinin hafızası, özgürlük yolunda atılan bütün adımların tanığı ve bu günlerimize taşıyıcısıydı o. Özgürlük yolunda yürüme istemi olanların rehberiydi, yol göstericisiydi.
Ailede annesiyle kavgaları ilk isyanını yansıtıyor. Annesinin dizinin dibinde tutma çabaları ve karşılaştığı direniş can alıcı bir tarzda gelişiyor. Gericiliğe çeken, kadını cinsel bir varlık olarak gören ve yoldaşımızı bu gördükleri, duydukları, yaşadıkları sınırlara hapsetmeye çalışan erkek zihniyetine karşı amansızca duruyor ve iradeyle tamda bir baş kaldırı tarzında mücadele ediyor. Büyük bir inatla, inançla bütün kirli ve zorba politikalarına, işkencelerine karşı kendini yenilmez ilan eden Türkiye devletine direnerek cevap veriyor ve adını efsaneleştiriyor Sara yoldaş. Kısaca kendisini ifade edebileceği, anlamlı kılabileceği bir yola giriş ve bu yol boyu yürüyüş süreci kep kavgalı oldu. Kavganın esas yürütüldüğü noktalar da çok can alıcı yerlerdendir. Hep iyiyi, güzeli, doğruyu yaşama ve yaşatma üzerinden gelişen bir mücadele ve kavga gerçeği vardır yaşamında. İnsan hayatının varlığı sadece var olmakla anlam taşıyabilir. Ama insan varlığı dışında bir şeye dönüştüğünde, hayatının gayesi bir topluma, bir cinse hizmet etmek, özgürlük yolunda kaygısızca yürümek olduğunda anlam farklı bir boyut kazanır. Sakine yoldaşımızda varlığının anlamına anlam katarak onurlu yolda yürümeyi bilmiştir. Ve bilmeyenlere de nasıl yürüneceğini göstermiş bir yoldaşımızdır.
Özellikle yaşamının bütün kesitlerini üç ciltlik bir kitapta toplayan Sakine arkadaş kavgacı ve mücadeleci yanının nasıl tarihi bir kişilik yarattığını, kavgayla nasıl her adımda ve büyük sancılar çekerek büyüdüğünü ve her anlamda donanımlı bir militan kişilik kazanıldığını anlatmaktadır. Zaten katledilişinin temelinde yatan gerçeklik bu gelişen, iradeleşen, özgürleşen, kavgacı kişiliğinden duyulan korku yatmaktadır. Özellikle Önderlik gerçeğiyle birlikte yaratılan özgür kadın gerçeği egemenlikli sistemi korkutmakta ve korkularını bu tarzda pervasızca saldırılarla yenmeye çalışmaktadır.
Bu insanlık dışı, hiçbir vicdana sığmayan saldırı üç yoldaşımız şahsında önderliğimizin geliştirdiği özgür kadın hareketini hedeflemiştir. Öz gücünü açığa çıkaran, örgütlülüğünü güçlendiren, iradesini tanıyan ve sahiplenen kadına Saralar, Rojbînler, Ronahîler şahsında saldırılmıştır. Ve ayrıca özünde Önderlik üzerinde yürütülen komplo, önderlik çizgisinin savunucusu, takipçisi Sara arkadaşların katledilmesi ile devam ettiğini ve komplonun farklı boyutlar kazandığını söylemeden edemeyeceğim. Sara arkadaş, Rojbîn ve Ronahî arkadaşların katledilmeleri uygulanan vahşi tarz, özgürleşen Kürt kadını şahsında uyanan toplumlara yöneliktir aynı zamanda. Bu işlenen cinayet, kadın şahsında halkların kırımıdır. Bu tespiti Önderliğimiz ‘Dêrsim katliamının devamıdır’ biçimindeki tanımlaması da bunu doğrulamaktadır.
Egemenlikli sistem ve eril zihniyetli toplumlarda önce kadını vurun yaklaşımı gayet yaygın gelişmiştir. Neden önce kadın vurulmalı sorusu çok can alıcı bir sorudur. Ve aynı zamanda cevabı da can alıcıdır. Kadını hele özgürlük mücadelesine baş koymuş, anlamlı yaşam arayışçısı kadını vurmak bir toplumsal uyanışı vurmaktır, kadınla beraber geliştirilen yaşamın anlamını, özünü vurmaktır. Hele bu kadın Kürt kadınıysa ve yaşamını halkların ve kadınların özgürlüğüne adamış, bütün kişiliğiyle bir topluma örnek olmuş bir kadınsa ve bu Sara adında bir yoldaşımızsa bunu daha da derinlikli değerlendirmek gerekir. Sara’ya kurşun sıkan eller aslında önce kendi insanlığına kurşunu sıkmıştır.
Sara arkadaş Kürt kadınları şahsında toplumdaki diğer kadınlara da öncülük yapabilecek, yoldaşlığıyla, ideolojik teorik birikimiyle, güçlü kişiliğiyle, duygu yüklü dünyasıyla, sıcak ve sevecen yapısıyla, toplumun her kesinine hitap edebilen, herkesin dünyasına giren ve anlayarak kapsayıcı yaklaşım belirleyen öncü bir kadındı. Önder kadın yürüyüşü ile geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi aydınlatan ışıktır. Bu ışıkla yol aldık, bu ışıkla yürüyeceğiz. Tıpkı yoldaşımız gibi başımız dik, onurlu ve mücadeleci…
Katliamın birinci yıl dönümünde, bu katliamın failleri henüz bulunmuş değil. Suskunluğu koruyan Fransa bu katliamın ortaklığını yaptığını ortaya koyuyor. Katliamcı güçler üç maymunları oynayarak bir kez daha insanlıktan nasip almadıklarını gösteriyorlar. Bu katliamı gerçekleştiren tüm güçleri büyük bir nefretle kınıyorum. Sara, Rojbîn ve Ronahî yoldaşlar şahsından tüm devrim şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Üç büyük devrimci kadının yolunda ilerlemenin kararlılığıyla ilerleyeceğiz. Özlemlerinize, hayallerinize ve ideallerinize bağlı kalarak ve bunları gerçekleştirme çabasıyla yol alacağız. Yolunuz yolumuz, sözün sözümüzdür.