MUHAMMET DOĞRU / MA/ İSTANBUL
Cumartesi Anneleri'nin 700’üncü haftasında Arat Dink’in gözaltına alınmasını engellemek için direnen HDP’li vekillerden Garo Paylan, “Orada ben Garo Paylan değildim. Hepimiz o mücadelenin içinde bir neferdik” dedi.
Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda 700’üncü hafta eylemine yönelik İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla yapılan müdahalede çok sayıda kişi gözaltına alındı. Müdahale sırasında hafızalara kazınan fotoğraflardan biri de Hrant Dink'in oğlu Arat Dink'in polisler tarafından gözaltına alınması sırasında etrafında oluşan direniş çemberi oldu. Farklı kimlikleriyle tanınan Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin oluşturduğu kenetlenme içinde yer alan HDP'li Garo Paylan, o anı Mezopotamya Ajansı'na (MA) anlattı.
700 haftadır kenetlenmişiz
O fotoğrafın 700 haftadır devam eden Cumartesi Anneleri’nin mücadelesinin içerisinde sadece bir enstantane olduğunu ifade eden Paylan, “700 haftadır bu mücadele bu şekilde sürüyor. Bu ülkenin bütün vicdanlı insanları kimliklerine bakmadan çocuklarının kemiklerini ve adalet isteyen annelerimizin mücadelesinde yan yana duruyor. O enstantanede biz birbirimize kenetlendik. Bu da fotoğraf çeken Vedat Arık’ın tarihe düşürdüğü bir kareydi” dedi. Zaten 700 haftadır bu şekilde kenetlenmiş olduklarını aktaran Paylan, annelerin bunca zamandır yüreklerini soğutacak adaleti ve çocuklarının mezarlarını istediklerini söyledi.
Siper olmaya çalıştık
Paylan, “O gün çok hoyrat davranan, annelerimize karşı tarihi anlamda bir kötülük çerçevesinde davranan güvenlik kuvvetlerine karşı bir direniş sergiledik. İnsanlarımıza defalarca müdahale edildi. Bir kez daha onlara müdahale edilmemesi için önlerine set olmaya çalıştık ve o sırada yapılmaya çalışılan gözaltılara karşı da birbirimize kenetlendik” diye konuştu. O an yaşadığı duygularını ise Paylan, şu sözlerle dile getirdi: “O an hiçbirimiz birbirimizi vermemek için elimizden gelen mücadeleyi yaptık. O an hiç birimiz milletvekili değildik. Orada ben Garo Paylan değildim, Ahmet Şık, Hüda Kaya yoktu. Hepimiz o mücadelenin içinde bir neferdik ve birbirimize kenetlenerek arkadaşlarımızın gözaltına alınmaması için mücadele ettik. Aynı zamanda da bizleri alırlarsa o TOMA devam edip halka müdahale edecekti. Bunun olmaması için siper olmaya çalıştık.”
Bu kötülüğe karşı direneceğiz
Paylan, İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu’nun Cumartesi Anneleri'nin eylemine ilişkin sarf ettiği sözlere dair şunları söyledi: “Soylu’nun yaptığı açıklama 701’inci hafta için de izin verilmeyeceğini gösteriyor. Biz yine orada olacağız. Annelerimizin adalet talebinin kriminalize edilmesini, orada çirkin görüntülerle karşı karşıya kalınmasını, bu ülkenin bir daha utanç yaşamamasını istiyoruz. Annelerimize gaz sıkılmamasını, gözaltına alınmamasını istiyoruz. Ancak artık devlet aklı bile kalmamış bir iktidarla karşı karşıyayız. Büyük bir vicdansızlık ve kötülükle karşı karşıyayız. Bu kötülüğe karşı da direneceğiz. Annelerimiz ne diyorsa biz onu yapacağız. Annelerimiz orada oturmaya karar verirse ki kararları o şekilde. Biz de onların yanlarında olacağız. Ben bütün halkımızı da her ne olursa olsun, annelerimizin vicdan ve adalet çığlığının yanında olmaya çağırıyorum.”
Meydanı terk etmeyeceğiz
Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarına tepki gösteren HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, “Katiller cezalandırılana kadar o meydanı terk etmeyeceğiz” dedi.
Süleyman Soylu’nun Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminin yasaklamasına ilişkin “Anneliğin terör örgütünce istismar edilmesine, kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık?...” açıklamasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) EşBaşkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli tepki gösterdi.
Adalet arayışının zemini
Kendisinin bir Cumartesi Annesi olarak 23 yıldır Galatasaray Meydanı’nı adalet meydanı olarak gördüğünü ifade eden HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, “Türkiye’de faili meçhullerin, kayıpların ve yargısız infazların çok yoğun yaşandığı dönemler başta olmak üzere bugüne kadar devam eden haklı ve meşru bir oturma zemini olan Galatasaray Meydanı 700’üncü haftada ne yazık ki İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla engellendi ve çok yoğun müdahaleler ve gözaltılarla bitirildi. Her türlü müdahale ve gözaltılara rağmen o meydanda oturabildiysek o meydan bizim çığlığımızın, adalet arayışımızın zeminidir. Biz o meydanı böyle görüyoruz” dedi.
Açılmayan dava dosyaları, yargılanmayan katiller, bulunmayan kayıpların varlığına dikkat çeken Buldan, şöyle devam etti: "Dolayısıyla Galatasaray Meydanı’nı kayıplarımız bulunana kadar, faili meçhuller açığa çıkarılıp failler cezalandırılana kadar, yargısız infazlarda yitirdiğimiz çocuklarımızın katilleri bulunana kadar o meydanı terk etmeyeceğiz.”
701. haftada oradayız
Her hafta olduğu gibi 701’inci haftada da sessiz oturma eylemlerini gerçekleştirmeye devam edeceklerini söyleyen Buldan, “Hiç kimse bize bu konuda engel çıkartmasın. Biz anneler bu ülkenin vicdanlarıyız. Bundan sonra da her hafta olduğu gibi Galatasaray Meydanı’nda sessiz ve meşru oturma eylemimizi gerçekleştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Meşruiyetlerini düşmanlıkta arıyorlar
Soylu’nun yaptığı açıklamanın ve partilerine dönük hedef göstermelerin ilk olmadığını hatırlatan Temelli, şöyle konuştu: "Kendilerine bir meşruiyet zemini arıyorlar ve bunun yegane yolu da HDP’ye saldırıdır. Toplumu şuna ikna etmeye çalışıyorlar. ‘Bunlar düşman, kötülüğün kaynağı burası, bu kötülüğe karşı biz savaş veriyoruz o yüzden siz başınıza gelen her şeye katlanın. Bu savaşın maliyetine katlanın, bu düşmanlığa katlanın, çocuklarınızın cenazesine katlanın, açlığa ve işsizliğe katlanın. Katlanın çünkü biz bir mücadele içindeyiz’ diyorlar. Aslında sadece ve sadece iktidarda kalmanın bu haksız zenginleşme ve yolsuzluğun, bu savaşın müsebbibi bizzat bu iktidardır. O yüzden Cumartesi Anneleri’nin 700 haftadır sürdürdükleri bu onurlu ve haklı direniş, çok çok kıymetli bir direniştir. Geçmişin adaletsizliği ile bizi yüzleştiren bir direniştir. Geleceğin adalet arayışıdır. Dolayısıyla bu suçlamalara, saldırılara ve nefret söylemlerine karşı bizatihi orada olmak çok önemliydi ve orada olmaya da devam edeceğiz.”