Kobanê sürecini hatırlatarak halk diplomasisinin önemine dikkat çeken Sol Parti Hamburg Meclis Eşbaşkanı Cansu Özdemir: "Bu açlık grevi eylemlerinde de diplomasinin önemini yine görüyoruz. Bu konuda da hepimiz rolümüzü oynamak zorundayız.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Sol Parti Hamburg Meclis Eşbaşkanı Cansu Özdemir Almanya federal ve eyalet meclisindeki Kürt parlamenterlere açlık grevleri için bir araya gelerek, örgütlenme ve güçlü çalışmalar yapma çağrısında bulundu.
Strasbourg’daki süresiz-dönüşümsüz açlık grevini 58. gününde ziyaret eden Özdemir, eylemin 21. gününde de açlık grevi eylemcileriyle bir araya geldiğini belirterek, "Sağlık durumlarındaki olumsuzluk gözle görülüyor ancak moral ve motivasyonları çok yüksek" dedi. Parti olarak açlık grevlerine ilişkin yaptıkları çalışmalara ilişkin gazetemize bilgi veren Özdemir, Kobanê dönemini hatırlatarak süreci halkın tutumunun, sokağın belirleyeceğinin altını çizdi.
Önemli ancak yetersiz
Tecrit ve açlık grevlerinin Almanya Federal Meclisi’nde önergeyle gündeme getirildiğini hatırlatarak konuşmasına başlayan Özdemir, şu bilgileri paylaştı: "Sayın Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecridin, Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevleriyle gündeme gelmesi sonrası Almanya Hükümetinden net ve olumlu bir cevap aldık. Almanya Hükümet temsilcisi tecridin kaldırılmasını talep etti. CPT ile de sık sık görüşmeler yaptıklarını dile getirdi. Her tutsağın evrensel insan haklarına sahip olduğunu vurguladı ve Türkiye’nin tutsakların bu haklardan kaynaklı cezaevi şartlarının iyileştirmesi gerektiği belirtildi.
İlk kez Öcalan ismi telafuz edildi
Aynı zamanda Almanya İnsan Hakları sorumlusu Bärbel Kofler, tecridi sık sık dile getirdiğini belirtti. İnsan Hakları sorumlusunun böyle bir şey söylemesini önemli buluyorum. Çünkü Roboskî katliamından sonra, Roboskî’ye gitmiştim. Dönüşte katliamla ilgili bir rapor hazırlayıp o dönemki İnsan Hakları sorumlusuna bu raporu sunmuştum. Sorumlu o zaman bana şu cevabı vermişti: 'PKK silah bıraksaydı, bu gençlerde katledilmezdi.' O dönemde söylenen bu cevaptan yıllar sonra İnsan Hakları sorumlusu Bärbel Kofler’in bunu dile getirmesi, yaşanan gelişmeler ve ilerlemeler açısından önemlidir.
İlk defa Almanya hükümeti mecliste Sayın Öcalan’ın ismini telaffuz etti. Kürt Halk Önderi’nin ismi olumlu şekilde geçti.
Bütün partiler tecride karşı
Aynı zamanda, eyalet meclislerinde yer alan kadın vekillerle birçok görüşme gerçekleştirdik. Tecridin kaldırılması için bir çağrı metni hazırlayıp imzaya sunduk. Birçok eyalet vekili ve Federal Meclis’te yer alan vekillerle görüşmeler yaptık. Sosyal Demokratlar, Hristiyan Demokratlar, Yeşiller başta Leyla Güven’in serbest bırakılmasını talep ettiler. Bunun uygulandığını gördük zaten. Aynı zamanda tecridin de kaldırılmasını talep ettiler. Bu partilerin açık bir şekilde bunu talep etmeleri, önceden nerdeyse imkânsız bir şeydi. Bunu da olumlu bir gelişme olarak görüyorum."
Açıklamada da kalmamalı
Açlık grevlerinde olumsuz bir gelişmenin yaşanmasından duyulan endişeyi dile getiren Özdemir, "Hızla çözüm üretilmeli. Almanya Hükümeti’nin açıklaması ve hükümetin Türkiye’den talebinin aslında bir an önce uygulanması gerekiyor. Türkiye üzerinde bir baskı uygulanması gerekiyor" dedi. Mir Müzik ve Mezopotamya Yayınevine baskını hatırlatarak, "Bu durum, Türkiye’ye yönelik baskılar sadece açıklamalarla sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Bu da Almanya hükümetinin Türkiye ile olan çıkarlarını, Kürt halkının mücadelesine tercih ettiğini gösteriyor" dedi. Benzer bir durumun Efrîn sürecinde de yaşandığını hatırlatan Özdemir, "Dönemin Almanya Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin Efrîn işgalini eleştirmişti. Kamuoyuna da, 'Şu anda silah satışı yapamayız, yaparsak suç işleriz' diye de açıklama yapmışlardı. Oysa bu suçu o dönemde işlemiş ve de silah satışı yapmışlardı" dedi.
200 yıllık kirli ittifak
"Avrupa’da Kürt politikasını en son değiştirecek ülke Almanya olacak" diyen Özdemir, "Bu durum öncelikle, Almanya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanıyor" diyerek şu örneği verdi: "Kobanê sürecinde bir panel düzenlemiştik. Almanya’nın önemli bir siyasetçisi de bu panele katılmıştı. Türkiye ile yapılan silah satışında da önemli rolü olan biriydi. 'Biz Türkiye ile 200 yıldır birlikte çalışıyoruz. İttifaklarımız var. Türkiye ile olan ilişkilerimiz bir anda yıkıp sizinle ittifaklar geliştiremeyiz' demişti."
Gelişmeleri sokak belirleyecek
Kobanê sürecini hatırlatarak halk diplomasisinin önemine dikkat çeken Özdemir şunları belirtti: "Bu açlık grevi eylemlerinde de diplomasinin önemini yine görüyoruz. Bu konuda da hepimiz rolümüzü oynamak zorundayız. Fakat, her şeyden önemlisi halkın tepkisidir. Halkın sokağa çıkmasıdır. Halkın kendisi diplomasiyi yürütmeli. Demokratik eylemlerle bu kirli siyasete güçlü cevap vermelidir. Kobanê ve Efrîn sürecini halk sokakta belirlemiştir. Alman halkının Kürtlerle bir sinerji yakaladığını biliyoruz. Fakat mevcut siyasi anlayışları, politik anlayışı değiştirecek olan yine Kürt halkının kendisidir. Yani öncelikle Almanya ve Avrupa ülkelerindeki Kürt halkının iyi bir örgütlülük yaratması gerekiyor.
Gazeteniz aracığıyla bir çağrıda bulunmak istiyorum: Birçok eyalet meclisinde ve federal mecliste Kürt vekiller var. Onlarla bir araya gelip örgütlenmek ve güçlü çalışmalar yürütmek isterim. Birlikte çalışsak, bu gücü kullansak daha etkili olacağımızı düşünüyorum. İnanıyorum ki burada yetişen yeni kuşak Kürtler - dördüncü kuşak diyoruz artık– sendikalarda, basında yani hayatın her alanında yer almalılar."
Geç olmadan ses vermeliyiz
Süresiz dönüşümsüz açlık grevlerinde Leyla Güven ve Nasır Yağız kritik aşamayı çoktan geçtiğini, Güven’in eyleminin 99. güne girdiğine dikkat çeken Öztürk şu özeleştiriyi de yaptı: "Başta kendim olmak üzere eğer ki yeterli çalışma yürütmüş olsaydık arkadaşlarımız ölüm riski ile karşı karşıya kalmazdı. Şimdiye kadar arkadaşlarımızın talepleri karşılanmamış ve ölüm riski ile karşı karşıya kalıyorsa, bu bizim, hepimizin eksikliğimizden kaynaklıdır. Eylemlerimiz güçlü bir şekilde geçmiş olsaydı, bu mesele çoktan aşılmış ve Kürt Halk Önderi üzerindeki tecrit kırılmış ve eylemler sona ermiş olacaktı. Bundan dolayı Kürt halkına acil çağrımdır. Hala zamanımız var iken sokaklara inmeli ve sesimizi yükseltmeliyiz. Çok geç olmadan eylemcilerin sesi olmalıyız.