Serkan DEMİREL Serkan.Demirel@etu.unige.ch
Norveç, geçtiğimiz günlerde kendisine siyasi sığınma talebinde bulunan ağır hasta Kürt Kadın Aktivist Gülizar Taşdemir’i Türkiye’ye teslim etti.
Kürt siyasiler için yaşam garantisi olmadığı gibi cezaevlerinde işkencenin kol gezdiği bir ülke olan Türkiye’yi ‘güvenli ülke’ konumuna koyarak Taşdemir’i Türkiye’ye teslim eden Norveç, içerisine girdiği bu pratikle uluslararası mülteci yasalarını göz göre ihlal ettiği çok aşikâr.
Çok sayıda Kürt ve Kürdistanlıya siyasi sığınma hakkı tanıyan Norveç’in, Gülizar Taşdemir’i neden Türkiye’ye teslim ettiği sorusuna yönelik hala verilmiş net bir cevap ortada yok. Kaldı ki; bundan sonra Norveç tarafından ortaya konulacak hiçbir gerekçe gün yüzüne çıkacak gerçeği değiştirecek nitelikte olmayacak.
Cezaevlerinde işkencenin kol gezdiği ve gün geçtikçe diktatörlüğe sürüklenen bir ülkeye ağır hasta bir insanı teslim etmenin ayıbı ve utancı, bundan sonra Norveç yasaları üzerinde olduğu kadar uluslararası mülteci sözleşmeleri üzerinde bir leke olarak kalacak.
Gülizar Taşdemir’in Türkiye teslim edilmesi her ne kadar Norveç’in sorumluluğunda olsa da, bu durumdan Almanya Hükümeti de sorumludur. Her fırsatta Kürtlere yönelik Türk devleti ile bir ortaklaşma içerisine giren Almanya, Taşdemir’in Türkiye’ye iade edilmesinde de büyük bir rol oynadı. Norveç’in iltica talebine ret vermesinin ardından çareyi Almanya’ya gelmekte bulan Taşdemir’in iltica talebi, Almanya tarafından da işleme konulmamış.
İltica talebinin işleme konulması için Gülizar Taşdemir’in yaptığı başvuruyu da 2018 yılı içerisinde reddeden Almanya, Dublin Sözleşmesi’ne sığınarak Taşdemir’i ilk iltica talebinde bulunduğu ülkeye yani Norveç’e iade etmişti. Almanya’nın aldığı bu karar, Taşdemir’in Türkiye’ye teslim etmesinin önünü açmada önemli bir rol oynadı.
Haber ajanslarının verdiği bilgilere göre, 29 Haziran gecesi Taşdemir’in kaldığı mülteci kampına baskın düzenleyen Alman polisi, sorgusuz, sualsiz bir şekilde Taşdemir’i Norveç’e teslim ediyor. Norveç hükümeti de Taşdemir’in daha önceden kendisine yaptığı iltica başvurusunu ve Taşdemir’in Türkiye’de karşılaşabileceği durumları gözönünde bulundurmadan Türkiye’ye teslim etme kararı alıyor.
Almanya ve Norveç Taşdemir’in Türkiye’ye teslim edilmesini ne kadar uluslararası mülteci sözleşmelerine bağlamış olsa da, iki ülke tarafından Taşdemir’e karşı sergilenen tavrın başından sonuna kadar hukuksuz olduğu bir gerçek. Ama ne yazık ki; bundan sonra bu iki ülkeye karşı ortaya konulacak tavır veya bu hukuksuzluğa karşı yürütülecek mücadele, Taşdemir’in temel insan hak ve hürriyetlerinin ayaklar altına alındığı Türkiye’de ölüme teslim edilme gerçeğini değiştirmeyecek.
Peki, Taşdemir’in Türkiye’ye teslim edilmesinde sorumlu olan sadece bu iki devlet mi? Tabi ki de hayır, yaşanan bu durumdan başta biz, Avrupa’nın her köşesinde yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli demokrat cevreler sorumluyuz. Daha sonra mı? Daha sonra ise 30 yılı aşkındır Avrupa’nın en büyük göçmen örgütleri konumunda olan Avrupa Kürt Siyasi Hareketi de bu konuda büyük bir eksiklik yaşamıştır. Taşdemir’in iade edilmesine zamanında yeterli tepkiyi vermemiştir.
Şimdi affınıza sığınarak kendim de başta olmak üzere biz Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılara, Türkiyeli Demokratik çevrelere ve Avrupa’daki Kürt Siyasi Hareketine şu soruları sormak fayda görüyorum:
Almanya tarafından Norveç’e iade edilme kararı çıkarılan Taşdemir, neden bu tehlikeye rağmen mülteci kampında kaldı?
Taşdemir, Norveç’e iltica talebinde bulunurken, bu süreçte kimler Taşdemir’in yanında yer aldı veya hukuksal sürecin takip edilmesi için hangi avukat veya avukatlar bu dosyayı takip etti?
Taşdemir’in iltica talebinin Norveç tarafından reddedilme gerekçesi neydi ve Norveç’in verdiği bu redde karşı bir itirazda bulunuldu mu?
Taşdemir, Norveç’e yaptığı iltica talebinden sonra kendisine karşı verilen ret kararından sonra mı yoksa ülkeyi terk etme kararından sonra mı Norveç’i terk ederek Almanya’ya geldi? (Çünkü bütün ülkeler iltica ret kararına itiraz etme hakkı tanımak zorunda. Verilen ret kararına itiraz edilmez ve iltica sürecinin tamamlanması beklenmeden başka bir Avrupa ülkesine gidilse bile uluslararası mülteci yasaları, kişinin tekrardan o ülkeye geri gönderilmesine olanak tanıyor.)
En önemlisi Paris’te 3 Fidan’a sıkılan kurşunların acısı ve travması hala Kürt halkının yüreklerinden tazeliğini korurken, 27 yılını halkına adamış bir ismi Avrupa’da koruyamamak ve o ismin Türk devletine teslim edilmesinin önünde geçememek acaba yüreklerimizi ne kadar acıtıyor? Taşdemir’in Türkiye’ye iade edilmesinde Norveç, Almanya’nın sorumluluğu olduğu kadar bizim sorumluluğumuz yok mu? Hepimiz sorumluyuz
Serkan DEMİREL Serkan.Demirel@etu.unige.ch
Norveç, geçtiğimiz günlerde kendisine siyasi sığınma talebinde bulunan ağır hasta Kürt Kadın Aktivist Gülizar Taşdemir’i Türkiye’ye teslim etti.
Kürt siyasiler için yaşam garantisi olmadığı gibi cezaevlerinde işkencenin kol gezdiği bir ülke olan Türkiye’yi ‘güvenli ülke’ konumuna koyarak Taşdemir’i Türkiye’ye teslim eden Norveç, içerisine girdiği bu pratikle uluslararası mülteci yasalarını göz göre ihlal ettiği çok aşikâr.
Çok sayıda Kürt ve Kürdistanlıya siyasi sığınma hakkı tanıyan Norveç’in, Gülizar Taşdemir’i neden Türkiye’ye teslim ettiği sorusuna yönelik hala verilmiş net bir cevap ortada yok. Kaldı ki; bundan sonra Norveç tarafından ortaya konulacak hiçbir gerekçe gün yüzüne çıkacak gerçeği değiştirecek nitelikte olmayacak.
Cezaevlerinde işkencenin kol gezdiği ve gün geçtikçe diktatörlüğe sürüklenen bir ülkeye ağır hasta bir insanı teslim etmenin ayıbı ve utancı, bundan sonra Norveç yasaları üzerinde olduğu kadar uluslararası mülteci sözleşmeleri üzerinde bir leke olarak kalacak.
Gülizar Taşdemir’in Türkiye teslim edilmesi her ne kadar Norveç’in sorumluluğunda olsa da, bu durumdan Almanya Hükümeti de sorumludur. Her fırsatta Kürtlere yönelik Türk devleti ile bir ortaklaşma içerisine giren Almanya, Taşdemir’in Türkiye’ye iade edilmesinde de büyük bir rol oynadı. Norveç’in iltica talebine ret vermesinin ardından çareyi Almanya’ya gelmekte bulan Taşdemir’in iltica talebi, Almanya tarafından da işleme konulmamış.
İltica talebinin işleme konulması için Gülizar Taşdemir’in yaptığı başvuruyu da 2018 yılı içerisinde reddeden Almanya, Dublin Sözleşmesi’ne sığınarak Taşdemir’i ilk iltica talebinde bulunduğu ülkeye yani Norveç’e iade etmişti. Almanya’nın aldığı bu karar, Taşdemir’in Türkiye’ye teslim etmesinin önünü açmada önemli bir rol oynadı.
Haber ajanslarının verdiği bilgilere göre, 29 Haziran gecesi Taşdemir’in kaldığı mülteci kampına baskın düzenleyen Alman polisi, sorgusuz, sualsiz bir şekilde Taşdemir’i Norveç’e teslim ediyor. Norveç hükümeti de Taşdemir’in daha önceden kendisine yaptığı iltica başvurusunu ve Taşdemir’in Türkiye’de karşılaşabileceği durumları gözönünde bulundurmadan Türkiye’ye teslim etme kararı alıyor.
Almanya ve Norveç Taşdemir’in Türkiye’ye teslim edilmesini ne kadar uluslararası mülteci sözleşmelerine bağlamış olsa da, iki ülke tarafından Taşdemir’e karşı sergilenen tavrın başından sonuna kadar hukuksuz olduğu bir gerçek. Ama ne yazık ki; bundan sonra bu iki ülkeye karşı ortaya konulacak tavır veya bu hukuksuzluğa karşı yürütülecek mücadele, Taşdemir’in temel insan hak ve hürriyetlerinin ayaklar altına alındığı Türkiye’de ölüme teslim edilme gerçeğini değiştirmeyecek.
Peki, Taşdemir’in Türkiye’ye teslim edilmesinde sorumlu olan sadece bu iki devlet mi? Tabi ki de hayır, yaşanan bu durumdan başta biz, Avrupa’nın her köşesinde yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli demokrat cevreler sorumluyuz. Daha sonra mı? Daha sonra ise 30 yılı aşkındır Avrupa’nın en büyük göçmen örgütleri konumunda olan Avrupa Kürt Siyasi Hareketi de bu konuda büyük bir eksiklik yaşamıştır. Taşdemir’in iade edilmesine zamanında yeterli tepkiyi vermemiştir.
Şimdi affınıza sığınarak kendim de başta olmak üzere biz Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılara, Türkiyeli Demokratik çevrelere ve Avrupa’daki Kürt Siyasi Hareketine şu soruları sormak fayda görüyorum:
Almanya tarafından Norveç’e iade edilme kararı çıkarılan Taşdemir, neden bu tehlikeye rağmen mülteci kampında kaldı?
Taşdemir, Norveç’e iltica talebinde bulunurken, bu süreçte kimler Taşdemir’in yanında yer aldı veya hukuksal sürecin takip edilmesi için hangi avukat veya avukatlar bu dosyayı takip etti?
Taşdemir’in iltica talebinin Norveç tarafından reddedilme gerekçesi neydi ve Norveç’in verdiği bu redde karşı bir itirazda bulunuldu mu?
Taşdemir, Norveç’e yaptığı iltica talebinden sonra kendisine karşı verilen ret kararından sonra mı yoksa ülkeyi terk etme kararından sonra mı Norveç’i terk ederek Almanya’ya geldi? (Çünkü bütün ülkeler iltica ret kararına itiraz etme hakkı tanımak zorunda. Verilen ret kararına itiraz edilmez ve iltica sürecinin tamamlanması beklenmeden başka bir Avrupa ülkesine gidilse bile uluslararası mülteci yasaları, kişinin tekrardan o ülkeye geri gönderilmesine olanak tanıyor.)
En önemlisi Paris’te 3 Fidan’a sıkılan kurşunların acısı ve travması hala Kürt halkının yüreklerinden tazeliğini korurken, 27 yılını halkına adamış bir ismi Avrupa’da koruyamamak ve o ismin Türk devletine teslim edilmesinin önünde geçememek acaba yüreklerimizi ne kadar acıtıyor? Taşdemir’in Türkiye’ye iade edilmesinde Norveç, Almanya’nın sorumluluğu olduğu kadar bizim sorumluluğumuz yok mu?