“Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir.” Joseph Sobran
Tavrı net olanın Türkiye gibi bir ülkede yaşam bulması mümkün görünmüyor. Belki de öyle olunması isteniyor. Sorunların öznel sorgusu, düşünmekle; tepki vermek arasında denge aradığında, suçun kendisi olarak görülüyor. Bu algının nesnel teorisi, çok derinlerde öznel bir karmaşıklıkla ifade edilebilir. Düşünmek öznel bir devinimde nesnel bir suçtur. Düşündüğünü eyleme geçirmek, baskının en yoğun tepkisi ile karşılaşmak, sistemin yoğunlaştığı kavramlardan biridir.
Düşüncenin eylemsel hali doğrunun devrimci duruşunu ifade eder. Türkiye’de “doğru” anlamsız bir devinimdir. Doğrunun içeriği “biat” etmekle eşanlamlı değilse, doğrunun hızı egemenlerin öznesine çarpar ve yaralanan doğrunun sahibi olur.
***
Her düşüncenin kendine ait doğruları olur. Egemenlerin doğruluğu, karşıt düşüncenin alt edilmesidir. Tek doğruları biat etmesi gereken insan toplulukları yaratmak ve hükmetmektir. Bu öznede Türk Devleti, nesnel kıpırtıları, öznel tehlikeler olarak gördüğünden, tutuklamak, tehdit etmek ve gerektiğinde yok etmek adına sınırlarını oldukça zorluyor. Son özgür basına ve yazarlarına yaklaşımı, biat kavramı ile alakalıdır. Çünkü, kendi doğrularını haykıran tek basın ortamı orası kalmıştı…
Korku salmak ait olduğu düşüncenin zorbalığıdır. Tarih, korkutarak hiçbir kazanımı kalıcılaştıran egemenleri doğrulamamıştır. Kalıcı olan, direnmenin halka halka tarihsel literatürde kendini yeni kuşaklara, devrimci öznelerle bırakmasıdır. İşte tam da burada, karşılarında duran bir korkunç doğru var; özgür basın…
***
Egemenler varlıklarını şiddet üzerinden kurgulayarak sürdürmek ister; şiddetin yaratacağı öznel gelişim onların pek umrunda olmayan bir davranış olsa da, şiddetin yarattığı somut nesnel şekillenme, egemen olmanın korkutucu yüzünü, onları ifşa eden gelişmenin nesnelliğinde görmek oldukça önemlidir. Baskının yarattığı yaratıcılık, devrimci olmakla alakalıdır. Baskı kimini geliştirirken, kimini de köle yapar; işte tam da burada, düşünce sistematiği önemli bir roldür.
***
Özgür basın üzerinden, öznel gelişimini tamamlamış bireylere yaklaşımı sistemin, tarihidir. Düşünen, yaratan, toplumsal söylemleri olan, özellikle kadınlardan, çocuklardan, Ermenilerden, Kürtlerden söz açan yazarları, düşünürleri harcamaktan korkmuyor.
***
Hiçbir şey Türk Devleti’nden, Türkler’den daha değerli değildir yaklaşımı, hayalet düşmanlar yaratıcılığına kadar gidiyor. Bu bir süreç değildir. Bu bir egemenlik, sömürgecilik hukukunun öznel gelişimidir. Bir yaşam tarzının diğerlerini yok sayarak kendini yaşatmaya yemin etmesidir. Yeminli bir düşüncenin tek doğru olarak kabul görmesi şarttır. Ve eğer; birileri o şarta uymuyorsa, yazar ise yazar olarak görülmez, gazeteci ise gazeteci olarak görülmez, bilim insanı ise bilim insanı olarak görülmez…
***
Korkunç bir tarihsel şekillenmenin biat kültürünü doğru düşünebilen insanlara dayatması karşısında, korkunç örgütlenmek tek seçenek…