Doğanın kucağında, savaşın ortasında ve emeğin buram buram koktuğu bu topraklarda bizde varız demektir gerillada günlük tutmak. Kürdistan dağlarında özgürlük mücadelesi veren gerillalar yaşamlarını, acılarını ve mutluluklarını bu defterlerle ölümsüzleşiyor.

Rojbin Dêrsim, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi veren bir kadın gerilla. 16 yıllık mücadele yaşamı boyunca sürekli günlük tutuyor. Gerillada yazmanın çok önemli olduğunu belirten Rojbin “Günlük bizlerin en yakın arkadaşıdır. Ben bir gerilla olarak hem kendim için hem de arkadaşlarım için günlük tutmayı çok seviyorum. PKK’de yoldaşlığın bağlılığı, özü ve sevgisi çok farklıdır. Bu sevgimizi defterlerimizle bizden sonrakilerle paylaşıyoruz” dedi.
Gerilla yaşamında ayrılıkların mücadelelerinin bir parçası olduğunu dile getiren Rojbin, şöyle devam ediyor: “Gerilla hayatının bir parçası da ayrılıklardır, farklı alanlarda olmak ya da yaşanan şehadetler… Ayrılıklarla iç içe bir yaşam bizimkisi, bundandır özlemi en derin yaşayan ve özlemlerle sevgilerini yücelten insanlar olarak defterlerimize bu duygularımızı yansıtıyoruz. Biraz olsun acılarımızı azaltarak anlam gücümüzü artırıyoruz. Bundan dolayı yazmayı seviyorum.”
Yazarken bir yandan da çevresindekilere de yazmayı sevdirmeye çalıştığını söyleyen Rojbin, “Kuzey’de küçük defterimiz yoktu. Büyük defterleri de ağır olduğu için sürekli yanımızda taşıyamıyorduk. Arkadaşlar için büyük defterleri küçülterek cepte taşınır boyuta getiriyordum. Kurutulmuş çiçeklerle süsleyip günlük tutmaları için arkadaşlarıma veriyordum. Yazmadığım zamanlarda eksik ve görevini yerine getirmemiş biri gibi hissediyorum” diyor.
Özellikle bir kadın olarak Özgürlük Mücadelesi’nde yer almanın anlamlı ve önemli olduğuna değinen Rojbin “Bir kadın gerilla olarak bu kadar anlamlı bir yaşamı yazmak ve kadının yazılmayan tarihine cevap olabilmek çok önemli. Bunların dünyaya duyurulması ve bu mücadelenin gücünün anlatılması gerekiyor. Mesela heval Beritan’ın (Gülnaz Karataş) günlüğü kitap olarak basıldı ve yayınlandı. O kitabı okuyan her insan O’ndaki müthiş ülke sevgisini ve başarma azmini görebilir. Verdiği sınıf mücadelesi herkesin örnek alacağı derslerle doludur. Ben daha çok arkadaşlarıma dönük yazıyorum. Daha anlamlı bir yoldaşlığı nasıl yakalayabilir şeklinde muhakeme yapıyorum yazılarımda. Bundan dolayı arkadaşların günlüğünü tutuyorum desem daha doğru olur aslında” diye konuşuyor.
Kürdistan dağlarında komünal toplumun özünü yaşatmaya çalıştıklarını ifade eden Rojbin, doğanın insanda çok farklı duygular yarattığını anlatıyor:
“Bu güzelliğin paylaşılması gerekiyor. En çok da gece yürüyüşlerin de bu duygu yoğunluğunu yaşıyorum. Çoğu zaman keşke arkadaşlar dursa da bir iki satır yazsam diyorum, bunun imkansız olduğunu bilmeme rağmen.”
Birlikte mücadele verirken yaşamını yitiren yoldaşları için yazmak zorunda olduğunu belirten Rojbin, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Biz yazmak zorundayız çünkü kimse gerilla kadar gerillayı, mücadelesini ve yaşamını anlatamaz ve tanımlayamaz. Çünkü gerilla yaşıyor, hissediyor bundan dolayı ancak o tanımlayabilir. Bu duygularla günlük tutuyorum ancak çoğu zaman da yazdıklarımın yetmediğini duygularımı ifade edecek kelimeleri bulamadığımı hissediyorum. Çünkü yaşanan bunca kahramanlığı yazıya dökmek kolay değil. Bunca yoldaşı anlatmak ve onların unutmamasını sağlamak kolay değil.”

NEWROZ DIJWAR/NÛJIYAN ERHAN




Rojbin Dêrsim’in günlüğünden bir sayfa

    Güzel ülkemin çocukları
Bu dünya yüzümüze gütmemekle adeta yeminlidir. Bilirim bu dünya, özünden uzaklaşan insanların döktükleri kanın, harcadıkları değerlerin ve yitirdikleri insanlığın yarattığı sisteme lanet ediyor. Umutsuzluk değil, sitem ettiğim, kapitalist sistemin yarattığı kiri ve pisliği insanların görmemezlikten gelmesidir. Evrenin adaletine inanırken insanın iktidar ve aç gözlülüğüne lanet ediyorum. Çünkü bugün yine Halepçe canlandı gözümde. Beynim dondu bu katliamlar karşısında. 34 can, Botan’ın 34 yiğit evladı katledildi. Henüz yaşama doymayan 15-16 yaşlarında gencecik fidanlardı. Yarım kalan hayalleri ve doymayan ülke sevgisinin ezgisi ile vedalaştılar. Bu zamansız vedalaşmalara karşı annelerin feryatları yeri göğü inletti. Yaşam savaşıydı onlarınki. Bir parça ekmek için ölümü göze aldıkları en büyük yaşam kavgası. Şimdi bu katliam karşısında herkes üç maymunları oynuyor, insanlar sessiz, dünya ve medya sessiz. Sanki hiçbir şey olmamış, 34 eve ateş düşmemiş ve körpecik fidanlar dalından koparılmamış gibi. Öyle bir dünyadayız ki insanlar lal, gözler kör, kulaklar sağır. Ama zaten düşmanın gözünde tüm Kürtler potansiyel teröristtir. Yani sivil de olsa çocuk da olsa ya da yaşlı onların gözünde düşmandır….
Şimdi dostlara mertlik, düşmana utanç bıraktınız yıldızlaşan gidişinizle. O gün Roboskî de bombalanan insanlık onuru olmuştur. Kürt halkının haklı mücadelesi bombalanmak istenmiştir sizin bedenlerinizde. Ancak bilemediler dağlarda binlerce Encü gencinin boy vereceğini. Riha, Dêrsim, Amed ve Kürdistan’ın dört parçasında sizlerin intikamını almak için onlarca gencin dağları mesken bileyeceğini bilemediler...
Özlemler yüreklerde biriktikçe, çocuk gülüşleri yarım kalanların analarının feryadıdır inleyen geceler boyu. Munzur, Cilo, Nemrut ve Cudi dağlarında yükselen nidalar bu soysuz gidişatadır. Namert bir pusudur düşmanın bakışları ve geceler boyu bombalar uykularımızı. Uykular haram olmuştur yıllardır bu ülkede. Gecenin yol arkadaşı olmuş ölüm. Gece, ekmek ve ölüm üçü kol kola gezer bu topraklarda. Karakolların korku salan ışıkları içlerindeki korku karanlığını dindirmeye yetmez. Bundandır f-16 gezdirirler semalarımızda. Bu korkunç seslerle bölerler çocukluk oyunlarımızı ve zaten çocuk olmadan büyük olur buralarda insanlar. Ekmek kavgası başlar körpecik yüreklerin. Avuçlarından büyük yürekleri, kendilerinden büyük yükleri omuzlar.
Ey ülkemin güzel ve yiğit çocukları, kaldır başını her zamanki gibi. Şimdi de Botan direniş, direniş Botan’ın adı oldu. Kar kış dinlemeden kanınla suladığın topraklarda kardelenler yeşeriyor. Evet Botan sizinle güzeldir, yaşam sizinle anlam bulur. Ülkem sizinle huzur bulur ve şimdi sesler yükseldikçe yürekler yeminlidir intikamınızı almaya… Devran dönüp yüz yıllarda geçse birliktir inancınız, onurlu yaşayıp ölüme giderken de el ele tutuşarak.
Biz çocuğuz daha 15- 16 yaşına yeni bastık. Yaşarken onurla yıldızlaştığımızda da yine onurluyuz. Çünkü biz yaşamın anlamını bilerek çıktık bu yollara. Bedenimiz parçalanırken de ellerimiz bir birine kenetliydi. Celladımız utansın, düşmanımız döktüğü kanda boğulsun. Oyunlarımız yarıda kalsa da yiğitler yazacaklar tarihimizi, bu ölüm değil serhildan ve başarının sesidir Botan’da yükselen. Hiçbir bölge annemin feryadı ve direnişle yüklü anlamına erişmez ve bugün PKK direnişinin sesi ile büyüyen yiğit Kürt gençleri daha ilkokulu bitirmeden düştüler yollara, kara kışa aldırmadan aştılar Roboskî’nin en yüksek tepelerini. Gece zebanilerinin pususunda parçalandı açmamış gonca gülleri.
Dağlarda gerillanın başarı sözü umudu ve yeminidir. Anlamlı yaşamınız direnişimizdir. Mücadelemiz bu acıya cevap olmak içindir. Tüm güzellikler sizinle olsun altın hilalin dağ yürekli çocukları, Botan dağları yüzünüze gülsün yüreği kanayan ülkemin çocukluğunu yaşamayan çocukları.