
Partilerin 7 Haziran seçim yarışı için yaptıkları hazırlık çalışmalarını yazmaya hazırlanıyorduk. HDP’nin çok renkli ve Türkiye mozaiğini ifade eden aday listesi ve bu listenin coşku içindeki tanıtılması üzerine yazmaya hazırlanıyorduk. 7 Haziran’da demokratik siyasete başarı dileklerimizi ifade etmeye hazırlanıyorduk.
Ama olmadı, birileri demokratik seçim kapsamında oluşan coşku ve heyecanı hazmedemedi. Siyasetin ve toplumun içine girdiği seçim heyecanını olduğu gibi yazmamıza tahammül edemedi. Seçimin resmen başlangıcını kana bulayarak, herhalde topluma ve demokratik siyasete bu biçimde ders vermek istedi.
“Ağrı’da çatışma” başlığıyla basın bültenlerine düşen son dakika haberinden söz ediyoruz. Genelkurmay açıklamalarına göre, söz konusu çatışma gün boyu sürmüş. Her iki taraftan da ölü ve yaralıların olduğu haberleri yer alıyor. Resmen başlamış olan seçim sürecinin bu biçimde açıkça zehirlendiği net olarak görülüyor.
Peki kim ya da kimler niçin yapıyor bunu? İçine girilmiş olan seçim sürecinden kimler korkuyor? Bu tür provokasyonlardan ne tür sonuçlar umuluyor?
Belli ki benzer sorular çoğaltılabilir. Zaten birçok çevre bir süredir olası provokasyonlara dikkat çekiyor. Demokratik çözüm ve seçim sürecinin provoke edilebileceği yönündeki uyarılar en çok da PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan geliyor. Biz de geçen hafta bu duruma dikkat çekmiştik. Karanlık güçlerin yine devrede olduğunu ve AKP’yi kurtarma operasyonlarına başvurulduğunu belirtmiştik.
Daha yazdıklarımızın mürekkebi kurumadan ve daha üzerinden bir hafta geçmeden neredeyse korktuğumuz yaşandı diyebiliriz. Seçime daha ilk çalışma gününden itibaren böyle kan bulaşırsa acaba sonu nasıl gelir?
Bu konuda özellikle Genelkurmay Başkanlığı adına yapılan açıklamalar son derece ilginç ve düşündürücüdür. Söz konusu açıklamada yaşanan olay açıkça içine girilen seçim süreciyle bağlantılandırılıyor. “Teröristler HDP lehine halka propaganda yapacaktı” deniyor. Bu temelde ve bunu önlemek için söz konusu çatışmayı kendilerinin planlayıp icra ettiğini Genelkurmay açıkça kabul ediyor.
Peki söz konusu bu açıklamalar son derece ilginç değil mi? Acaba Genelkurmay Başkanlığı “Terörist” dediklerinin propaganda yapacağını nereden biliyor? Farz edelim ki propaganda yapacaklar, peki bu propagandanın HDP lehine olacağını nereden biliyor? Dikkat edilirse, Genelkurmay Başkanlığı sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi davranıyor ve konuşuyor.
Yine farz edelim ki Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamada belirttikleri her şey doğrudur. PKK’liler belirtilen yerde halka propaganda yapmayı planlamışlardır. Söz konusu propagandayla halktan HDP’ye seçimde oy vermelerini isteyeceklerdir. Peki durum böyle olsa bile, acaba bu durum Genelkurmay Başkanlığı’na böyle planlı bir saldırı yapma hakkı verir mi?
Bu durumda insana sormazlar mı, “Sana ne?” diye! Öyle ya, HDP’ye oy verilmesi için yapılacak propagandaları önleme görevi mi Genelkurmay Başkanlığı’na verildi? Eğer verildiyse, o zaman bu görevi kim ya da kimler verdi? Genelkurmay Başkanlığı’nın seçime bu biçimde ve hem de kanlı olarak müdahale etmeye ne hakkı var?
Sorular daha da çoğaltılabilir. Belli ki Genelkurmay Başkanlığı’nın bilinçli ve planlı olarak gerçekleştirdiği bir kanlı olayla karşı karşıyayız. Hem de iki yılı aşkın süredir çatışmasızlığın yaşandığı bir ortamda bu gerçekleşiyor. Hem de genel seçim sürecinin başladığı bir süreçte bu yaşanıyor. Hem de başlayan seçim süreci ve propaganda çalışmalarıyla bağlantılandırma temelinde bu yaşanıyor.
O halde söz konusu olayda çok fazla gizli ve kirli el aramaya gerek yoktur. Olayı yapan Genelkurmay Başkanlığı adındaki resmi kurumdur. Necdet Özel yönetiminin bir süredir bu biçimde davrandığı zaten açıkça görülmektedir. Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Harp Akademileri’ndeki ünlü özeleştirisinden sonra Genelkurmay Başkanlığı’nın açıkça iç siyasete yöneldiği gözlenmektedir.
Bu konudaki ilk icraatı gizliden Eşme Köyü’ne gitmek ve resim çektirerek basına verip PKK Lideri’nin açıklamalarına karşı cevap olarak kullanmaktı. Ardından Mazıdağı’ndan başlamak üzere parça parça kara operasyonları düzenlemek geldi. Yine sınırda adeta yeni bir çatışmalı durum içine girildiğini gösteren haberler basına düşmeye başladı.
Peki tüm bunlarla Genelkurmay Başkanlığı ne yapmak istiyor? Bunlar yaşanan çatışmasızlığa ters icraatlar değil mi? Genelkurmay Başkanı Necdet Özel memurluk görevlerine aykırı davranmıyor mu? Besbelli ki bunların hepsi gerçektir. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de, tıpkı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gibi bilerek Anayasaya ve yasalara aykırı davranmaktadır.
Provokasyonlar görünmeyen güçler tarafından yapılırsa insan biraz anlam verebilir. Yine çeteler bu işleri yaparsa belki anlaşılır olabilir. Fakat Genelkurmay Başkanlığı gibi bir kurum bunları yaparsa, o zaman bu durum ne anlaşılır olabilir ve ne de engellenebilir. Bu nedenle tüm partiler elbirliği ederek bu tür provokatif davranışlara dur demeyi bilmelidir.
Böyle olmalıdır ki, her türlü engel ve tehdit aşılıp genel seçimler demokratik bir yarış çerçevesinde yaşanabilsin! Bunun için tüm partilerin her şeye rağmen demokratik seçim yarışında karar kılması gerekir. Buna da herkesten çok HDP’nin öncülük etmesi şarttır. Çünkü seçimin favorisi odur ve tüm halklar ve ezilenler HDP’den başarı beklemektedir.
HDP’nin oluşturup topluma sunduğu aday listesi gerçekten de böyle bir başarıyı elde edecek yapıya sahiptir. Tüm kimlikleri belli bir uyum içinde kendisinde toplayan tek liste HDP listesidir. Kadınlar, gençler, tüm halk kimlikleri, bütün inançlar, herkes bu aday listesinde kendisini görebilir. Dolayısıyla 7 Haziran’ın birinci favorisi HDP’dir.
O halde toplumu bilinçlendirme faaliyeti yürüttüğü gibi, HDP bu tür provokasyonları önleme faaliyetini de bilinçli ve örgütlü bir biçimde ve etkin olarak yürütmelidir. Eğer böyle davranılırsa, o zaman bu tür provokatif girişimleri boşa çıkarmak zor değildir.
Bu da 7 Haziran seçimlerinin tüm engeller aşılarak gerçekleştirilmesi demektir. Bu da 7 Haziran’da HDP’nin ve şahsında demokratik siyasetin büyük bir başarısı anlamına gelir. Böyle bir sürece girilmiştir. Aday belirleme sürecinde yaşananlar unutularak, her türlü kırgınlık aşılarak, eleştiriler seçim sonrasına bırakılarak, tüm yurtsever ve demokratik güçler seçim başarısı için elbirliği içinde ve seferberlik düzeyinde çalışmalıdır.
Bu temelde her şeye rağmen demokratik seçimde ısrar ve başarı diyor, halkların ve inançların listesi olan HDP listesine 7 Haziran’da başarılar diliyoruz!