Tüm çabalarına rağmen tarih sahnesinde yerini alamayan kadınların yaşam hikâyelerini öğrenmek bir hayli güç. Kaynak aradığınızda yine kadınlar tarafından yazılmış kadın biyografilerine veya otobiyografilerine denk geliyorsunuz.
Oysa tarihteki herhangi bir erkek figür anlatımını üstlenmek için can atan birçok tarihçi veya yazar tarafından kaleme alınmış onlarca kaynak bulabiliyorsunuz. Çünkü erkeklerin tarihi kahramanlık dolu ve savaş etiğine uymayan, rahatsız edici vakalar dahi mitleştirilmiş bir şekilde sunuluyor.
Erkeklerin tarihi savaşların da tarihi olduğu için, hem savaşa hem de erkeklere karşı direnen kadınların mücadelelerine resmi, gayriresmi tarih kaynaklarında bir türlü yer verilmiyor. Aynı durum felsefe tarihi için de geçerli.
Neden kadın filozof yok, sorusu çokça karşılaşılan bir soru. Kadın filozoflar da var, erkeklerin fikirlerini çaldığı kadınlar da. Dolayısıyla herstory yine en çok kadınlar için gerekli ve bu aktarımın sözlü, yazılı olarak düzenli bir şekilde işlemesi son derece elzem.
Çünkü kadın, belirlenmiş sınırlara rağmen varoluş mücadelesi veren ve bir şekilde eril tahakküme meydan okumaya çalışan, evde babasını, kocasını; dışarıda devleti yenen ve örgütlü olduğu alanda çevresindekileri ve hatta örgütünü değiştirip dönüştüren bir varlık da.
Geçtiğimiz günlerde ALAN İstanbul’da Türkiye’de doğup Almanya’da yaşayan genç bir kadın sanatçının sergisi vardı. Serginin adı “herstory”. Sanatçı Eylül Aslan da kadınların gündelik hayat pratiklerinden yola çıkarak bir tarih yazımına, dökümüne girişmiş.
Uyanmak, bahçede öylece oturmak, tek başına bir sandalyede kalakalmak, evi süslemek, kendi kendinin fotoğrafını çekmek; sıradan gelse de kadının tarihini oluşturan işler. Kahramanlıklara veya epik bir anlatıya gerek yok. Toplumsal normlarla çevrelenmiş kadının sokakta yürümesi bile politik çünkü.
Sanatçı, işlerinde leitmotif olarak bacağı kullanıyor ve sanatçının bununla ilgili düşüncesi ise bacağın “vücudun yol göstericileri” olduğu.
Bize sadelikli ve bir o kadar ince işler sunan Eylül Aslan, kendinden başlayarak çevresindeki kadınların gündelik hayatlarını kadın-oluşlarını kaydetmeye başlamış. İşlerinde sizi rahatsız eden, abartılı gelen hiçbir şey yok çünkü işlerde siz varsınız. İşlerde birbirine özen gösteren ve birbirini seven kadınlar, arkadaşlar, dostlar var. Ve her kadının kendi tarihinin kaydı var.
TUÐÇE YILMAZ