Barış ve Umut İnisiyatifi Başkanı Emine Gözen, "yapılan çalışmalar sayesinde Hêvî’deki çocukların ve gençlerin gelişiminin toplumsal dokuyu değiştirdiğini gördük. Tabii bizim için motive edici. Hêvî sadece çocuk ve gençlerle çalışmıyor, onların ailelerini bilgilendirme gibi bir hedefi de var’’ diye konuştu.

MURAT MANG /  BIELEFELD

Bielefeld Kürdistan’a Barış ve Umut İnisiyatifi (KBUI) farklı halklardan bir araya gelen bir grup gönüllüden oluşuyor. Sayıları az olmasına rağmen yaptıkları işler büyük. İnisiyatif öz yönetim sürecinde evleri yıkılanlara destek oldu; kardeşliği güçlendirmek için ise Kobanê-Herford kardeşlik kenti projesini yürüttü. Avrupa’dan Rojava’ya kardeş aile bağını güçlendirmek için “Kardeş Aile” çalışması yaptı. İnisiyatif, Mexmûr Kampı’nda farklılıklarından dolayı desteğe muhtaç olan çocuklar için çalışmalar yapan “Hêvî Center” isimli kurumun oluşumuna da öncülük etti. İnisiyatif üyelerinden oluşan bir heyet, Hêvî Center’daki çalışmaları yakından izlemek için Ekim ayında Mexmûr’e gitti. Yoğun diplomatik görüşmeler sonucunda Mexmûr’a girişlerine izin verilen heyet, kamptaki ambargoya da birebir şahitlik etti.

Heyet içerisinde yer alan İnisiyatif Başkanı Emine Gözen ile  hem “Hêvî Center” çalışmaları hem de son Mexmûr yolculukları sırasında yaşadıkları üzerine konuştuk.

Hêvî Center’ın kurulma düşüncesi nasıl ortaya çıktı? Kimler yürütüyor bu çalışmayı?

Biliyorsunuz, Ortadoğu’da Kürtlerin öncülüğünde demokrasiyi esas alan yeni bir inşa süreci gelişiyor. Bu inşa sürecinde toplumun bütün renklerinin katılımı ve temsili söz konusu. İşte bu nedenle Mexmûr’da sosyal yaşama pek katılamayan ve özel ilgiye ihtiyaç duyan bir kesimin toplumdaki temsili tartışılmış ve bu tartışmalar sonucu oradaki meclis ve kurum yetkilileri tarafından bu projenin hayata geçirilmesi yönünde karar alınmıştı. Bu bağlamda projeye bizim inisiyatifimizin destek sunup sunmayacağı yönünde bir soru yönelttiler. Kurum olarak yürüttüğümüz tartışmalar sonucu, toplumda yok sayılan, engelli görülen insanların inşa sürecinde görünür kılınması noktasında sorumluluk almaya ve katkı sunmaya karar verdik.

Peki, Hêvî Center ne zaman ve nasıl kuruldu?

‘Hêvî Centrum’, Mexmûr Sağlık Komitesi ve Mexmûr Meclisi’nin ortak çalışması sonucu 2018’in başında kuruldu. 2006 Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin anlamı dahilinde engelli çocuklar ve onların ailelerinin durumunu teşvik etmek için planlanan bir proje. Entegrasyon dahilinde yaşanan yetersizlik nedeniyle, mevcut okul sistemine ve toplumsal alana henüz entegre edilememiş çocuk ve gençlerin sosyalleşme, kültürel etkinlik, okuma-yazma olanaklarının geliştirilmesinin yanı sıra toplumda oluşan önyargıları kırma gibi bir gaye içinde.

Bir diğer amacımız da bakım emeğinin tamamen anneye yıkılmasının önüne geçmek. Mexmûr, bu proje ile bütün maddi imkânsızlıklara rağmen bir ilke imza atıyor. Ve proje, aile bilgilendirme çalışmalarından tutalım; toplumu bilgilendirme, yaşanan ama adı konulmayan sorunu görünür kılma gibi bir görev üstlenmiş durumda. Şu anda 30 resmi başvurumuz var. Maalesef bu başvuruların hepsini kabul şansımız yok. Bunun en büyük nedenlerinden biri çalışma binamızın yetersizliği. Bugüne kadar proje orada çalışan 9 insanın büyük fedakârlığı ve motivasyonu sayesinde sürdürüldü. Çalışan psikologların yanı sıra, sosyal danışmanlar ve eğitmenler de var.

Neden özellikle Mexmûr’u seçtiniz?

1990’ların ortalarında, binlerce Kürt savaş nedeniyle yerlerinden edildi ve zor bir zaman diliminden sonra 1998’de Mexmûr’a yerleşti. Mexmûr kampı Ninova, Kerkük ve Hewler üçgeninde yer alıyor ve bugün yaklaşık 13 bin kişinin yaşadığı bir kent. Mexmûr, resmi olarak BM mülteci merkezi ilan edilmiş durumda olmasına rağmen, yasal olarak kendisine tanınan statülerden maalesef yararlanamıyor. Mexmûr’daki ‘Hêvî Zentrum’ ile çalışmamızın nedeni kamptaki yaşam koşullarını iyileştirmektir. Ayrıca kadın ve erkek arasında eşitlik temelinde demokratik, ekolojik ve çoğulcu ilkelere dayanan yerel idari yapı oluşturmaya çalışıyorlar. İşte bu da bizim birlikte çalışmamızın ilk koşulunu oluşturdu, çünkü biz kurum olarak Ortadoğu’da barışı sağlayacak konseptin çoğulcu bir eşitlik ilkesiyle sağlanacağına inanıyoruz. Bir de bizim kurumsal amacımız kriz bölgelerindeki insani ve sosyal projelere destek sunmaktır. Bu iki neden motivasyon kaynaklarımız diyebiliriz.

   

Yakın zamanda Hêvî Center’ın çalışmalarını yakından görmek için bir heyetle Mexmûr’a gittiniz. Bu ziyaret hakkında bilgi verebilir misiniz? Nelerle karşılaştınız?

İnisiyatif olarak Ekim ayında Mexmûr‘a gitme planımız zaten vardı. Gidiş nedenimiz açılan bu kurumun konsept çalışmalarının bir devamıydı. Fakat heyetle orada olmamız daha önce planlanmış bir durum değildi. Biraz tesadüf oldu. Heyeti Frankfurt’tan ”Kürdistan Hilfe” organize etmişti. Heyet parlamenterler, akademisyenler, pedagoglar, sanatçılar, fotoğrafçılar ve yerel politikacılardan oluşuyordu ve ilk ziyaretini Şengal’e yapmak istiyordu. Amaçları sağlık alanlarındaki çalışmaları yerinde görmek ve insani projelerle ilgili bilgilenmekti. Maalesef bütün uğraşlara rağmen Şengal’e gidilemedi. Bu gerçekleşmeyince Mexmûr’da yaşanan ambargo sonucu özellikle sağlık alanında basından öğrendiğimiz hak ihlallerini yerinde görmek ve bilgilenmek için Mexmûr’a gitmeye karar verildi.

Gidiş talebimiz KDP güçleri tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden engellendi. 20 kişilik bir Alman grubunun Mexmûr’a alınmaması bile bizlere Mexmûr’a uygulanan ambargonun derecesini göstermeye yetmişti. Yoğun bir diplomasi trafiğinden sonra Mexmûr’a girebildik. Gidip gördüklerimizden sonra orada yaşananları “ambargo” diye tarif etmenin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Heyet olarak belirlediğimiz sorunların başında sağlık sorunu geliyor. 13 bin insanın yaşadığı bir yerleşim alanının geçersiz nedenlerle cezaevine çevrildiğini söylersem abartmış olmam.

Mexmûr halkı tarafından Hêvî Center’in çalışmaları nasıl bulunuyor, size ne tür tepkiler yansıdı?

Yapılan çalışmalar sayesinde Hêvî’deki çocukların ve gençlerin gelişiminin toplumsal dokuyu değiştirdiğini gördük. Tabii bu değişim bizlerin arzu ettiği hızda olmasa da bizim açımızdan motive edici. Hêvî sadece çocuk ve gençlerle çalışmıyor, onların ailelerini bilgilendirme gibi bir hedefi de var. Başlarda yaşanan belirsizlik gittikçe yerini toplumsal sahiplenmeye de bırakıyor. Mexmûr halkının projeyi sahiplendiğini ve gerekliliğine ikna olduğunu söyleyebilirim. Unutmayalım ki toplumda tabu olanı yıkmak bile büyük bir gelişme.

Hêvî Center’da gerçekleştirmek istediğiniz başka projeleriniz var mı?

Başka projelerimize geçmeden önce Hêvî Center olarak uluslararası çocuk koruma yasalarını resmi olarak tanıyıp imzalamış olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bu durum, bu dalda gerçekleşen bir ilk. Ancak önümüzde bir takım engeller var ve bunların başında finans sorunu geliyor. Irak Hükümeti ve Hewler Yönetimi, UN Koruma yasasını imzalamış olmasına rağmen, özel bakıma ihtiyaç duyan insanların başvurularına bugüne kadar cevap vermiş değil. Yani ambargonun ve yürütülen politikanın bir diğer mağduru da özel eğitime ve gelişmeye tabi tutulması gereken bu çocuk ve gençler. Bu olanaksızlıklar içinde projelerimizden biri “Koruyucu Aile Projesi” ve bu proje ile Mexmûr’da yaşayan çocuklar ve aileleriyle dayanışma göstererek sosyal bir bağ oluşturmayı hedefliyoruz. Buradan da duyuralım, gazetenizi okuyup bu projeye ilgi duyan insanların bize başvurmalarını rica ediyoruz.

Bir diğer projemiz ise; kullandığımız bina şu anda çocukların ihtiyaçları için yeterli değil. Binayı genişletmemiz gerekiyor ve bununla ilgili başlattığımız bir yardım kampanyamız var. Ayrıca Aralık ayı için başlattığımız “her çocuğa bir hediye paketi” kampanyası var. Bu kampanya daha çok ihtiyacı olan çocuklar için yapılan bir dayanışma kampanyası. Bu paketlere küçük okul ihtiyaçları konularak sembolik düzeyde de olsa çocuklar arasında bir dayanışma sağlamayı hedefliyoruz.

Bu projede sizinle birlikte çalışacak olan farklı kurumlar var mı ya da olacak mı?

Proje bize ilk sunulduğunda maddi destek konusu ön plandaydı; ama kısa zamanda bu projenin sadece maddi olarak değil, pratikte de desteklenmesini gerektiğini düşündük. Ve bunu oradaki meclis yetkilileri ile paylaştık. Bu önerimize son derece sıcak bakıldı. Projeyi fiili olarak oraya giderek, yerinde izleyerek ve oradaki çalışanlarla ortaklaşarak yürütüyoruz. Yani bu biraz pilot bir proje. Şayet konsept olarak hem pratikte hem teoride doğru olanı yakalayabilirsek, Rojava’da da yetkililerle ilişkiye geçerek projeyi geliştirme ve yaygınlaştırma gibi bir amacımız da var. Ayrıca bu proje kapsamında Aralık 2018’den beri başlatttığımız bir oyuncak kampanyası var, bu projenin amacı ise sınırlar ötesi empati oluşturmak.

Hêvî Center gibi oluşumların kurulma nedenlerine baktığımızda savaş, sosyal koşullar, imkânsızlıklar, yasal güvencesizlik gibi sorunlar başta geliyor. Bu kuruluşun önemini nasıl özetlersiniz?

Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor ki bu insanlar hasta değil, sadece farklı. Biliyorsunuz “engelli” kelimesi bütün dillerde olumsuzluk belirten bir kavram, bu bizim coğrafyamızda da farklı değil. Bir kere kelimeye yüklenen negatiflik kendi başına sorunlu. Bizim coğrafyamızda bu insanlar sadece “eksik”, “işlevsiz” olarak tanımlanmamış, bir de yasal hiçbir güvence tanınmamış. Toplumun hiçbir alanında bu kesime yönelik iyileştirici bir tutum söz konusu değil. Tabii coğrafyamızda yaşanan savaş ve hak ihlalleri de bu insanları ve ailelerini olumsuz etkilemekte.

Söylediklerimden sanki Avrupa bu sorunu çözmüş gibi bir sonuç çıkarılsın istemem. Avrupa yasal düzeyde Ortadoğu’dan daha ileri olabilir, ama bu insanları topluma entegre etme bir dertleri olmamış. İşte tam da bu nedenle şu anda pilot proje niteliğinde olan Hêvî Center, her kurum için çok önemli. Bu insanların aramıza katılmasını sağlamayı ve görünür olmalarını istiyoruz.

Sizinle Avrupa’dan dayanışmak isteyenlere çağrınız nedir, neler yapabilirler? Ve bunun için nerelere başvurabilirler?

Buradan yapacağımız çok şey olduğuna inanıyorum. Öncelikle bu projeyi buradan sahiplenmek gerekiyor. Bunun için bizimle iletişime geçmek yeterli. Daha toleranslı, daha yaşanabilir bir toplum için bu tür projeler çok önemli.

Özellikle bu dönemde Mexmûr’u kendisi için tehlike olarak gören tekçiliğe karşı Mexmûr’da projeler oluşturarak bir duruş sergilemek gerektiğininin altını çizmek istiyorum. Mexmûr’un sürekli hedefte olması, tarihsel gelişiminin yanı sıra sonrasında da oluşturulmaya çalışılan özgürlük ve eşitlik ilkesine dayanan yaşam konsepti ile ilgilidir. İşte tam da bu nedenle Ortadoğu’da sadece Türkiye’nin değil, bu tekçi otoriter zihniyette olan bütün kesimlerin hedefi halinde.

Şimdi düşünün, bu kampta yaşayan yaklaşık 13 bin insanı terörist ilan edecek kadar realiteden uzaklaşmış bir sistem ve onu yöneten otoriter beyinle karşı karşıyayız. Bu projeden dolayı son gidişimden önce de yaklaşık 3 hafta orada bulunmuştum. Yaşadıklarıma ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum, orada yaşayan insanların bir avuç vatanı olmuş. Gündelik hayatlarını ve toplumsal sistemlerini oturtmuş 13 bin insanı öyle kolay kolay oradan çıkaramazlar. Her ne kadar pratikte işlevsel değilse de, BM koruması altında olan bir yerden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu projenin yürümeyeceği gibi bir kanaatte değilim. Biz de kurum olarak projeden desteğimizi asla çekmeyeceğiz.

Dayanışmak, katkı sunmak isteyen herkes web sitemizden bilgilerimize ulaşabilir:

 

www.initiative-kurdistan.org

Spendenkonto: Sparkasse Bielefeld

IBAN: DE53 4805 0161 0025 4829 77

BIC: SPBIDE3BXXX