Şöyle bir hafızamızı yoklayalım. PKK’nin kuruluşundan beri PKK karşıtı kara propagandada kullanılan argümanlar nelerdir? Aslında kara propagandayı da aşan şeytanlaştırma dediğimiz tür. Türk devleti ve onun resmi, özel basınından tutalım Kürt sol ve milliyetçi örgütlerinden Türkiye solu örgütlerine kadar birçok kesim öteden beri değişik etiketlerle PKK’yi şeytanlaştırma işinde oldukça mahir ifadeler buldu. Kuskusuz PKK’nin iç ve dış şiddetini konu alan, PKK’nin değişik dönemlerde dillendirdiği politik hedeflerine yönelik eleştirilerden söz etmiyorum. Sert ya da yumuşak olsa da politik eleştirilerin bir değeri vardır. Ama bir eleştiriyi “şeytanlaştırma amaçlı sabit ifadeyi“ merkeze alarak yapmak ise kolektif deliliktir. Özellikle 1980 öncesinde Aydınlık dergisinin ve bazı sol örgütlerin başlattığı, Doğu’nun Bozkurtları kalıbıyla başlayan bur tür düşmanca ifadeler bugün değişik tonda türlü çevrelerce devam ettiriliyor. Doğu’nun Bozkurtlarıyla dönemin kötüsü MHP ve ülkücülerle eşitleme yapılmak istenmiş. Sanırım Doğu Perincek etiketli bir yakıştırma... Bağımsız Birleşik Kürdistan istemek onlara göre asimilasyon ve sömürge koşulları altında bile milliyetçi bir yaklaşım. Gelinen aşamada kendileri her tarafın bozkurdu oldular, PKK demokratik bir siyasi yapı niteliğine kavuştu. Zaman her şeyin ilacı dedikleri bu olsa gerek.
Darbecilerle aynı kazandan yemek
PKK’nin; siyaset yapma imkanı yoktur, ulus olarak barışçıl, yasal yollardan haklarımızı talep etmek elimizden alınmıştır, belirlemesi yapıp silahlı propagandaya başladığı cunta koşullarında da TC ve onun paravanı birçok kurum da “Terörist, eşkıya PKK“ ifadesiyle sürece eşlik etmiştir. Hiçbir zaman anayasayı değiştirip Kürt ve Kürdistan gündemli siyasetin yolunu açacak fikri akıl edemediler. Sonuç: PKK’nin uluslararası tanınırlığı artarken, artık TC, cihatçı örgütlerle anılmakta. En son Ağrı’da yaşanan çatışmada Türk hükümeti yanlısı AK idiot yazarlardan Hilal Kaplan, PKK’nin seçim çalışması yapamayacağını iddia etti. Oysa TC ve PKK arasında sürdürülen barışçıl görüşmelerin bir amacı da siyasi hakları gaspedilenlerin özgürce siyaset yapması hedefini de içeriyor. Eğer PKK, seçim çalışması yapamayacaksa, barışçıl propaganda yapamayacaksa niçin onun silahsızlanmasını istiyorsun ki diye sormak lazım. Ama muhtemel cevabı darbeci idiotların argümanını asmaz diye düşünüyorum. “Elde silahla siyaset olmaz” demişti kravatlı halifeleri. Ama elde uçak, tank, top ve füzelerle siyaset olur. Çünkü Türkler bu İslamcı idiotların da nezdinde imtiyazlı millet. Bu hikayeye Burkaycı çevreler ve bir dönem PKK dışında kimseyi düşman görmeyen KUK da inanmış, sürekli PKK’yi çete olarak tarif ediyordu. Bunlar hala internet köselerinde TC devletinin çoktan terk ettiği bu söylemi onun adına dillendiriyorlar. Burkay çevresi biraz ılımlılaşsa da dilinin üstünde böyle bir niyet var.
1980 ve 1990’li yıllarda ABD’nin bölge üzerindeki etkisinden ötürü kötü bir imajı vardı. İslamcılar, solcular, ulusalcılar hatta kısmen liberaller kötü ABD’yi çağrıştırması adına PKK’ye ABD uşağı demeye başladılar. Bunların en görünür sert yüzü de birçok sağcı ve ulusalcı argümanı bir arada solculuk diye pazarlayan Uğur Mumcu idi. O tayfa da erimeye doğru gidiyor. Kendileri tam teşkilatlı bağımsız Türkiyeciydiler. Bir iki küçük grup kaldı. Artık PKK’nin ABD ile bir şekilde ilişki geliştirip Türkiye’de ufukta görünen anti ABD’ci sayılabilecek İslamcı diktatörlük fırtınasını engellemeyi temenni ediyorlar. Bir dönem AKP, Kemalist oligarşi ile mücadelesinde PKK’nin en azından tarafsız kalmasını arzuluyordu.
Anti semitizm zehrini PKK’ye yöneltmek
… 2000’li yılların başında İsrail’in kötü imajı tüm bölgeyi sarıp sarmalamıştı. Bu defa kötü İsrail’i aracı yaparak PKK’yi MOSSAD ajanı, Siyonist bir örgüt göstermeye karar verdiler. Oysa kimimiz Filistin’in temel hakları saklı kalması kaydıyla PKK’nin neden İsrail ile ilişki kurmadığını merak edip duruyorduk. İsrail’in açık ya da gizli desteğini almış bir örgütün önemli işler başarabileceğine inanıyorduk… PKK’nin en ketum olduğu bu konuda bile ona olmadık yakıştırmalar yaptılar. Bu söylemin de Uğur Mumcu ile ilgisi vardı. Barzani, KDP İsrail ilişkisinden PKK-İsrail ilişkisi çıkarmıştı. Bugün bu masala cihatçı AKP’li aydınlar inanıyor. Secim çalışmalarında HDP dahil PKK ile inorganik bağı olan bir partiyi bile İsrailci olmakla suçluyorlar.
… Üzerinde durmaya değer mi bilmiyorum ama son üç beş yılda özellikle cemaatin İrancı PKK, derin PKK yakıştırmalarını kimi Kürt çevreleri de kullanıyor. Iran ile her türlü münasebeti, askeri ve siyasi yardımı bile meşru gören KDP çevreleri ve onların medya ayağı bununla PKK’yi yıpratmak istiyor. Sanırım bu konuda en fazla Emre Uslu ve avenesi kadar başarılı oldular. Irakçı PKK, Türkiyeci PKK, gibi ipe sapa gelmez bir yığın zırvayı da hala dillendirenler var.
Kuzey Koreci PKK, İsviçreci PKK, Finlandiyacı PKK, Papua New Gineci PKK için uygun şartları da ben kolluyorum! Nasılsa bunları söylemek için herhangi bir bilgi sahibi falan olmak gerekmiyor. Gerçi tutmuyor da ama olsun sansımızı deneyelim!