
Amed’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Tuğluk, devletin ortaya koyduğu politikalarla Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile hesaplaştığını belirterek, uygulanan ağır tecrit ve avukatlarının tutuklanmasının bu hesaplaşmanın bir ürünü olduğunu belirtti. İmralı ve Oslo görüşmelerinde Öcalan’dan istediğini alamayan devletin böylesi bir hesaplaşma içerisine girdiğini belirten Tuğluk şunları belirtti: „Devlet, 3 yıldır İmralı’da Öcalan ile görüşüyordu. İmralı ve Oslo’daki görüşmelerde önemli aşamalar kaydedildi. Ne oldu da bu görüşmeler kesildi? Çünkü devlet çözüme ve Kürtler’in haklarını vermeye hazır değildi. Bir bahane yaratarak yeniden çatışmalı sürece girdi. Devlet görüşmelerde Öcalan’a, ‘Bize örgütü teslim et. Bunu yaparsan biz de bir şeyler yaparız’ dediler. Sayın Öcalan’ın talepleri devlet tarafından kabul görmeyince, devlet İmralı’dan istediklerini alamayınca o zaman ‘Biz de seninle hesaplaşacağız’ diyerek bir süreç başlattı. Ortada hukuk ve çözüm iradesi yok. Öcalan’ı yok etme, hizaya getirme operasyonu vardır.“
Öcalansız çözüm olmaz
Kürt sorununun çözümünde Öcalan’ın rolünün belirleyiciliğine dikkat çeken Tuğluk, „Sayın Öcalan kabul etmediği müddetçe çözüm gerçekleşemez. Kürt sorununun çözümünde Öcalan en önemli aktörlerden bir tanesidir. Çözüm ve barışçıl siyaset üreten bir kişidir. Sayın Öcalan muhatap alınmadan sorun çözülemez. En rasyonel önerileri getirdiğini devlet bildiği için kendisi ile görüşmüştür“
Tecrit barışa darbe
Öcalan’a uygulanan tecridin barış ve kardeşliğe bir darbe olduğunu belirten Tuğluk, devletin çok tehlikeli bir politika izlediğinin altını çizdi. „2-3 ay sonra neler yaşanacağını bilemeyiz. Daha fazla acı ve gözyaşına neden olacak olan bir politikadır. Öcalan’a yönelik tecrit halklar arasındaki ‘duygusal kopuşu’ artırabilir“ uyarısında bulundu.
„Çözüm isteniyorsa; bu tecrit değil, diyalogtur. Görüşme süreci kaldığı yerden devam etmelidir“ diyen Tuğluk kaygılarını şöyle dile getirdi: „Gidişatı iyi görmüyorum, devlet aklı devreye girmelidir. Sayın Öcalan bir otoritedir ve halk ile örgüt üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Bunlar yapılmadığı sürece Kürt halkı meşru direnişine devam edecektir, ama nasıl devam edeceği belli değildir. Çatışma zeminine kayarsa kaybımız büyük olacaktır. En büyük zararı da AKP görecektir.“
Öcalan Kürt halkının önderidir
Öcalan’ın Kürt halkı için „önder, siyasi lider“ olduğunun altını çizerek, „Herkesin bu realiteli saygı göstermesi gerekir“ diyen Tuğluk, „Hükümetin amacı; PKK’nın silah bırakması ve kendini tasfiye etmesiydi. 30 yıl nasıl direniş gösterildiyse bundan sonra da direniş devam edecektir. Devleti, Kürtler için birazcık olan hukukunu işletmeye davet ediyorum“ çağrısında bulundu. Kürt meselesini çözen bir Başbakan veya Cumhurbaşkanı’nın tarihe geçeceğini belirterek, „Çözmezse diğer liderler gibi gelip geçer. Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmak istediğini hepimiz biliyoruz. Meseleyi çözen bir Başbakan herkes tarafından kabul görür. Herkesin Cumhurbaşkanı olabilir“ dedi.
Uluslararası kurumlara çağrı
Aysel Tuğluk, Öcalan’a yönelik uygulanan tecride meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığını ifade ederek uluslararası kurumlara bunu engellemeleri için çağrıda bulundu.
Öcalan için özel yasa çıkarma çabalarına dikkat çeken Tuğluk şunları söyledi: „Kendisine (Öcalan) uygulanan birazcık hukuk çok görülüyor. Ama başkaları için özel yasalar çıkarılıyor. Hani herkes yasalar karşısında eşitti? Kürde eşitlik yok mudur? Bir an önce uluslararası kuruluşları Öcalan’a uygulanan tecrit konusunda tutum almaya çağırıyorum.“
DİHA/AMED