Suyun ticarileştirilmesi ve su havzalarının sermayeye teslimidir. Nükleer Enerji Santralleri de bir enerji projesi değildir. Biri yapılmaya başladığı andan itibaren bütün kapatılan nükleer alanlardan çıkartılan atıkların depolanma alanıdır” dedi. 

İzmir’de yapılan Ekoloji Meclisi’nin 3. Genel Kurulu’nda Türkiyeli ekolojistler, Ege Bölgesi’ndeki ekolojistlerle bir araya geldi. Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen kurula, çok sayıda ekolojistin yanı sıra HDP’nin ekolojist milletvekilli adayları Prof. Dr. Beyza Üstün, Berrin Esin Kaya ve Özer Akdemir de katıldı. Daha önce Nükleer Santraller üzerine görüşlerin bildirildiği toplantıda, madencilik sektörünün yıkımları ve yenilenebilir enerji kaymakları gündeme alındı. Toplantıda ilk olarak konuşan Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) üyesi Metin Sert, Çaldağı Madencilik Projesi’ne dair bilgilendirme yaparak, projenin çevre ve insanlık düşmanı olduğunu söyledi.

Sert’in ardından ekoloji davalarına bakan Avukat Arif Ali Cangı konuştu. Cangı, Bergama’daki ekoloji mücadelesine dair süreci anlatarak bu “vahşi” madenciliğe karşı mücadele eden Bergamalıların, ekoloji mücadelesinde mihenk taşı olduğunu belirtti. Cangı’nın ardından konuşan HDP İzmir Milletvekili adaylarından Özer Akdemir, Koza Altın Madencilik’in ekolojiye verdiği zararları ifade ederek, Ege Bölgesi’ndeki uranyum arama işlemlerine dair de bilgi verdi. Akdemir’den sonra yaşam alanı savunucusu ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mühendis Cemalattin Küçük konuştu. Küçük, mühendislerin yıllardır halka yalan söylediğini belirterek, AVM’lerin kullandığı elektrik oranının 40 milyar megawat olduğunu ve çimento üretiminde kullanılan enerjinin çok fazla olduğunu kaydetti.


  ‘HES suyun ticarileştirilmesidir’

Küçük, “Şirketlerin yakasına yapışın, mücadele etmeyen mühendislerin yakasına yapışın. Bu meslek örgütlerinin toplantılarına giderek o arkadaşları bu mücadeleye katın. Ekoloji mücadelesinde önemli olan çevre dernekleri değildir. Dernekler validen izin alarak hareket ediyor öyle mücadele olmaz” dedi. 

Toplantının ikinci bölümünde ise, Rüzgar Enerji Santralleri (RES) ve Hidro Elektrik Santralleri (HES) tartışıldı. Ege Bölgesi’nde yapılmak istenen RES ve HES’lere dikkat çekilen bu bölümde mücadelede ortaklaşma vurgusu yapıldı. KÖY Sen adına konuşan Funda Yeliz Alataş, HES, RES ve nükleer santrallerin zararlarını anlattı. Alataş’ın ardından HDP İstanbul Milletvekili Adayı Prof. Dr. Beyza Üstün söz alarak, “Suyun ticarileştirilmesi ve su havzalarının sermayeye teslimidir HES’ler. Nükleer Enerji Santralleri de bir enerji projesi değildir. Biri yapılmaya başladığın andan itibaren bütün kapatılan nükleer alanlardan çıkartılan atıkların depolanma alanıdır. HES elektrik projesi değildir bir suyun ticarileştirilmesidir, nükleer enerji de enerji projesi değil atıkların depolanması projesidir. Biz hukuki mücadelenin boşa çıkartılacağını biliyorduk” dedi. 

Mücadeledeki çalışma alanlarının önemli olduğunu ve mücadele edenlerin birikimlerini paylaşması gerektiğini anlatan Üstün, şöyle devam etti: “Önümüzdeki süreçte HES, RES ihtiyacı aratacak. Örneğin maden işletmelerinde suyu kullanacaklar. Suyu elde ettiler çünkü bunu yaptıktan sonra kendilerine yol da açtılar. 3. Köprü, Karadeniz’deki Yeşil Yol gibi yolları da yapıyorlar. Su havzalarının ortak paylaştırılması ile ilgili olarak işlere başlayacaklar.” Üstün, son olarak mücadele edenlerin hiçbir ayrışmaya düşmeden mücadeleyi ortaklaştırması gerektiğini belirterek, “Yapacağımız tek şey yan yana durarak mücadeleyi, hiyerarşi olmadan, eşit düzeyde yükseltmeliyiz. Bütün halklar, ekolojik yıkımlara karşı ortak mücadele zemininde mücadele edelim” dedi.


 DİHA/İZMİR