Müzik çalışmalarını 2004 yılından bu yana sürdüren sanatçı Nuarîn    ilk albümü ‘Bese Berxê’nin ardından şimdi de, Mir Müzik tarafından  yayınlanan yeni albümü “Hêvî” ile  müzikseverlerle buluştu. Albümlerinde yer alan parçalarında Kürt halkının yaşadığı tüm duyguları yansıtmak istediğini belirten Nuarîn, Kürtlerin acılarını sevinçlerini, direnişlerini ve mücadelelerini kısacası yaşanmışlıklarını müziğine taşıdığını belirtiyor. Nuarîn’in müziğinde bir yandan Kürt annelerinin duygusunu, diğer yandan da bir gerillanın duygusunu bulabilirsiniz. Yeni albümü “Hêvî” de de bu çizgisini sürdürüyor sanatçı. Nuarîn’in müziğinin tınılarında, ritminde ve sözlerinde Rojava Direnişini, gerillanın özgürlük aşkını, kadınların direnişini, sürgünde yaşamanın zorluklarını ve Kürdistan şehitlerini duyabilirsiniz. Nuarîn yeni albümü Hêvî için ‘’bu yiğit halkın yaşadıklarını ölümsüzlestirmek ve dile getirmek istedim’’ diyor.
Hêvî albümü 27 Kasım’da Mir Müzik tarafından müzikseverlerin beğenisine sunulan Nuarîn ile müziğe başlaması, albümleri, Rojava, Kobanê, Şengal ve Kürt müziğinin durumunu görüştük.

Müziğe ne zaman ve nerede başladınız? Sizi müzik yapmaya yönelten, etkileyen nedenler nelerdir?

Müziğe 2004 yılında Mersin Mezopotamya Kültür ve Sanat Merkezinde başladım. Çocukluktan beri müziğe karşı bir ilgim vardı, okulda bile müzik aktivitelerine katılırdım. Şarkı şöylemeyi  seviyordum. 
MKM’de önce govend kurslarına kayıt oldum. Çünkü ailemin müzik ile uğraşmama karşı nasıl bir tepki vereceklerini bilmiyordum. Daha sonra ilerleyen dönemlerde, kadın müzik grubu içerisinde müzik çalışmalarına başladım. Bir kadının şarkı söylemesi her ne kadar toplumumuz tarafından kabul görmese de, ailem bu konuda  beklediğimden daha ılımlı bir tavır içerisinde oldu ve desteklediler beni. Bir kaç yıl grupta çalışmalarıma devam ettim ve daha sonra grubun dağılmasıyla, tek başıma solist olarak sahne almaya başladım. 2010 yılına kadar sanatsal çalışmalarımı Mersin MKM de devam ettirdim. Daha sonra Avrupa’ya çıkmamla, çalışmalarıma Paris Kürt Toplum Merkezi ve TEV-ÇAND bünyesinde devam ettim.
İlk albümünüz “Bese Berxê”yi ne zaman yaptınız?  Yeni albümünüz “Hêvî”yi anlatabilir misiniz? “Hêvî”yi yaparken sizi etkileyen koşullardan koşullardan söz edebilir misiniz?
2011 yılında Mir Müzikten çıkan “Bese berxê” adlı, birinci albümüm 11 şarkıdan oluşmaktaydı. 4 eser bana aitti, diğerleri anonimdi. İlk albümüm Kürt halkının yaşadığı acıları anlatan eserler ve anonim eserlerden oluşmaktaydı. Birinci albümümü ülkede yaptığım için daha çok oradaki koşul ve şartlar doğrultusunda şekillenmiş bir albümdü.
“Hêvî” albümünün çalışmasına ise, bir yıl önce başladım ve 27 Kasım’da Mir Müzikten çıktı. Bu albümde Kürt halkının yaşadığı tüm duyguları yansıtmak istedim. Acısını, sevincini, direnişini, mücadelesini, yani tüm yaşanmışlıklar eserlerde kendisini  gösterebiliyor. Hem bir Kürt annesinin duygusunu, hemde bir gerillanın duygusunu bulabilirsiniz bu albümde.
Album 11 eserden oluşuyor. Genel  olarak Kürt halkının son süreçteki direniş ve mücadele ruhunu anlatan eserlere yer verdim. Özellikle Rojava Direnişi bir çok eserimde genel temadır. Albümde yer alan beş eserin söz ve müziği bana ait. 3 eser Awazê Cîya’da yer alan gerilla Argeş ve gerilla Zanyar’a ait. Diğer eserler değerli dost ve arkadaşlarımındır.
Albümün adını Rojava ve özellikle Kobanê ve Şengal’de Katliam yapan barbarlara karşı aylardır kahramanca direniş gösteren yiğit gençlerin beslediği inancın adını koydum. “Hêvî”yi yani umudu, tüm Kürt halkının zafere olan inancının adı olarak koydum. Bu yüzden albümümde Rojava Direnişini, bir gerillanın özgürlük aşkını, kadınların direnişini ve mücadelesini, sürgünde yaşamın zorluğunu, Kürdistan şehitlerini, 3 yüce kadının (Sakine, Rojbin ve Ronahi’nin) mücadelesini anlatan eserlere yer verdim.
Bu albümle bir nebzede olsa bu yiğit halkın yaşadıklarını ölümsüzleştirmek ve dile getirmek istedim.

Kürt müziğinin içinde bulunduğumuz dönemdeki yerini ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm kültürel ve sosyal alanlarda olduğu gibi müzik alanında da oluşan her eser ve ezgi; anlam ve içerik bakımından bulunduğu zamanın ruhunu ve ve hakikatini taşır. Belki de tarihte ilk defa Kürt müziği bu kadar yoğun politik bir içerik taşımaktadır.
Kürt müziğini bulunduğumuz dönemde iki şekilde ele alabiliriz. İlk olarak Kürt müziği Kürt hareketinin kazandığı başarı ve kazanımlar doğrultusunda kendisini geliştirdi ve dönüştürdü. 90’lı yılların o yasak zihniyetini yıkarak bu halkın acılarının ve sevinçlerinin dili oldu. Kürt toplumunun siyasal ve toplumsal değişimi etkisini en çok Kürt müziğinde buldu.

Bu gelişmelerle birlikte son yıllarda Kürt müziğinde bir üretim patlaması yaşanmaktadır. Bu iyi bir gelişme olarak görülse de nitelik anlamında ayni şeyi söyleyemeyiz. Müzikte kalite kaygısı olmayınca yüzeysellik ve popülizm baş göstermektedir. Kürt müziği kapitalist modernitenin müzik anlayışı olan popülist kültüre alternatif bir pozisyondadır. Onun için Kürtler bu sisteme karşı Önderliğin ortaya koyduğu kültür ve sanat felsefesiyle cevap olabilmeli ve bu  sistemi parçalamalıdır...


ERDOÐAN YENER