Suriye’deki şiddetli çatışmalar ve Batı Kürdistan’a yönelik çete saldırılarından dolayı Güney Kürdistan’a göç eden Rojavalıların, toplandıkları kamplar ve çalışmak için gittikleri şehirlerde açık bir ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kaldıkları belirtiliyor. Kamplardaki kötü koşullar daha önce defalarca tepki konusu oldu. Güney Kürdistan’da giden H.A., maruz kaldığı uygulamalara ve ayrımcılığa dayanamayıp, kaçak yollarla topraklarına geri dönmüş. H.A, yedi ay önce Hewlêr’de çalışmaya başladığını söylerken, Domiz kampında da 3-4 gün kaldığını belirtti.  H.A., “Daha sonra çalışmak için Hewlêr’e gittim. Hewlêr’de genel itibariyle Rojava’dan giden Kürtlerin durumu çok kötü. Çalışma koşulları, yaşam koşulları itibariyle hep 3. dınıf muamelesi görüyorlar. Birçok sorun, hastalık ile karşı karşıyalar” dedi.

Güneye gittiğine pişman olduğunu belirten H.A. “Güney’de insan olduğumuzu bile unuttuk” diyere, şöyle devam etti: “Orada insanlar açlık, sefalet, hastalık ile boğuşuyor… Orada kadınlarımız sözlü taciz ediliyor. Biz de Kürt değil miyiz? Neden bize böyle uygulamalarda bulunuyorlar? Her bir peşmerge eline bir sopa almış başımızda gidip geliyordu. Biz düşman değiliz ki, biz Güney Kürdistan’a geldiğimizi sanıyorduk. Rojava’dan giden Kürtler ile Güneyli Kürtler arasına büyük fark koyuyorlar. Yani ‘sen Suriye Kürdüsün’ şeklinde her zaman araya bir mesafe koyuyorlar. Özellikle de bu durum Hewlêr’de daha fazla yaşanıyor. Yani kendileri dışında kimseyi Kürt olarak görmüyorlar.”

Üzerlerine çöken hayal

H. A. Kürdistan’ın güney parçasına bir  “Kürdistan hayali” ile gittiğini ancak büyük hayal kırıklığına uğradığını belirerek, şunları ekliyor: “Oraya gittiğimde Kürdistan’a gittiğimi sandım. Karanlık bir bulutun üzerimizde olduğunu hep hissediyorduk.  Bu sadece benim düşüncem değil bugün orada olan binlerce Kürt genci böyle düşünüyor. ‘Keşke o hayal içimizde kalsaydı da Güney Kürdistan’ın bu halini görmeseydik’ diyorlar. Biz ilk giderken ‘Biz Kürdüz dersek yeterdir’ diye düşünüyorduk.  Bilmiyorduk ki Kürt olduğumuz için bu kadar kötü muameleye maruz kalacağız. Oraya gittiğimizde bambaşka bir gerçeklik ile karşılaştık. Yani bir adım atsak, bir konuşma yapsak hemen ‘Siz Suriye Kürdüsünüz’ deyip bizi hep ötekileştiriyorlardı. Bu sözler bize çok ağır geliyordu. Oysa biz şerefimiz ile orada çalışmak istiyorduk. Kimsenin de yaşamını bozma niyetimiz yoktu. Kimsenin evine girip rahatını bozmadık. Tarihlerini bilmiyorlar. Bu yüzden çok ucuz konuşabiliyorlar.”
H. A. 7 ay boyunca Güney Kürdistan’da yaşadıklarını anlatırken gözleri doluyor. Newroz'u bile birlikte kutlamalarına izin verilmediğini kaydeden H.A., kampların bir hapishaneden farksız hale getirildiğini belirtti. Rojava’ya dönmeden önce (20 Mayıs) yeniden Domiz kampında olduğunu söyleyen H.A.,  gördüklerini şöyle anlatıyor: “Kampta bulunan ve iki çocuğu olan kalp hastası bir kadın vardı. Kadın hastalandı ama kimsesi olmadığı için ortalıklarda kaldı. Ayrıca kamptaki çocukların hepsi çok kötü hastalıklarla yüz yüze. Çünkü çok kirli bir yaşam var. Yemekler temiz yapılmıyor. Hastalara bakmak için doktorlar fazla ilgilenmiyor. İnsanlar o güneşin altında saatlerce kuyrukta bekliyor.  Sırf biraz peynir, reçel, helva almak için. Halbuki biz bu tür şeylere muhtaç olacak olan kişiler değildik (…) Keşke Rojava’da aç, susuz, kalsaydık da Güney’de onurumuz, gururumuz, Kürtlüğümüz ayaklar altına alınmasaydı.”
Kamptaki insanların bıkmış durumda olduğunu söyleyen H.A., yeni yapılan kampların etrafının surlarla çevrildiğini belirterek, bu şekilde dışarıya çıkmalarının engellenmek istendiğini söyledi.  H.A., “Adeta hapishaneye çevrilmişler. Yani onlar kamptakilere yemek, su, mazot gibi ihtiyaçlar getiriyor. Kamptakiler ihtiyaçlarını almak için bile dışarı izinle adım atıyor" dedi.

Geriş dönüşler de engelleniyor

H.A., Rojava’ya dönmek isteyen birçok kişinin geri dönmelerinin de engellendiğini belirtiyor: “Belki binlerce insan geri dönmek istiyor. Çünkü herkes işin gerçeğini gördü. Ama buna izin verilmiyor.  İnsanlara ‘YPG sınırdan geçmenize izin vermiyor’ diyorlar. Ama işin gerçeğinde onlar izin vermiyor. Örneğin ben YPG’liler tarafından çok rahat geçirildim. Ama onlar benim geçmeme izin vermiyorlardı. Gelmek isteyenler farklı yollara başvuruyor fakat bu yollar da oldukça tehlikeli. Bu insanların başına çok kötü şeyler de gelebilir.  Kamplardaki birçok kişi de kaçak yollarla tekrar Rojava’ya döndü.”


NERGİS BOTAN/ANF/DÊRİK