Ancak devrime dönük saldırılar sadece katliamlar şeklinde gelişmiyor. Katliamların yanı sıra ülkeyi boşaltma politikaları çok yaygın bir şekilde uygulanan ve tehlikeli olan bir başka saldırı biçimi olarak kullanılıyor.
Rojava’da devriminden sonra da oynanan oyunlar sonucu bölgeden on binlerce insan göç ettirildi. Göçlerin yönü plan ve politikaların sonucu olarak Türkiye ve Güney Kürdistan’a çevrilmişti.
Gençler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar yollara düşüp gittiler. Bazıları kaldı birçoğu ise karşılaştıklarını hazım edemedikleri için geri döndüler ve ağaçların yaprakları ile toprak yersek bir daha ülkemizden çıkmayacağız dediler.
Türkiye’ye göç edenler Kürtler için resmi açılmış herhangi bir kamp yok. O yüzden gidenler halkın yardımıyla buldukları evleri kiralayarak yerleştiler. Ardından yarı fiyatına emeklerini satarak geçimlerini sağlamaya çalıştılar. Birçoğu o yüzden geri döndü.
Güneye göçertilenler için ise özel kamplar açıldı. En büyük kamplardan biri -ki bu birçok boyutuyla gündeme girdi- Domis Kampı'dır. Orada kalan insanlar için çok farklı rakamlar veriliyor. Ve erkeklerin büyük bir çoğunluğunun da peşmerge yapıldığı yazılıp çizilerek açığa çıkarıldı. Birkaç kamptan daha söz edilerek isimleri veriliyordu. Bu kamplardan en fazla ismi dikkatimi çeken ise Hewlêr çevresindeki Xebat Kampı oldu. Çünkü bu kampın Kürtler açısından çok önemli bir tarihsel geçmişi var.
Xebat 1970’li yıllarda küçük bir köydür. 1978 yılında Irak Devlet Başkanı Hasan Bekir tarafından Kürtlerin dağdan koparılarak, ovaya getirilip eritilmesi için başlattığı asimilasyon hamlesi ile bir kampa dönüştürülür. Hasan Bekir bunu toplu köy projesi adıyla yapmıştı. Ancak oluşturduğu sadece Xebat kampı değildi. Xebat kampı ile birlikte Zaxo-Duhok taraflarında da bir kamp Ranya Kaledizê taraflarında da bir kamp oluşturdu. Kamplar oluşturulduktan sonra bölgelere göre ayrıştırılan alanlardan köyler kademeli olarak boşaltılarak bu kamplara yerleştirildi.
Xinêre, Lolan vadisindeki 86 köy ile Xakurkê vadisindeki 39 köy ile Kandil’in Kasrê kasabası ve çevresindeki birçok köy boşaltılarak Xebat toplama kampına yerleştirildiler.
Bu projenin ardından Zap, Metina, Çemço’dan Govendê dağına kadarki alanda kalan köyler ile Güney Kürdistan’ın dağlık alanlarındaki yüzlerce köy daha zorla boşaltılarak oluşturulan kamplara dolduruldular.
Ama dağlı Kürtler, dağlarından ve köylerinden uzak kalmayı kendilerine yedirmediler ve kabul etmediler. Buldukları ilk fırsatta kamplardan kaçarak köylerine yakın ve kimsenin göremeyeceği yerlere yerleştiler. Bu plan Kürtleri dağlık alanlardan indirerek asimile etmeyi amaçlıyordu. Ama buna uymayanlar ise katledilecek. Zaten köylerin boşaltılıp kamplara doldurulmasına karşı direnenlere karşı Hasan Bekir Yönetimindeki Irak Baas Rejimi çok sert bir şekilde yönelerek katliamlar yaptı. Bu Güney Kürdistanlı Kürtlerin tarihine Enfal diye geçti. Peş peşe üç Efnal yani kırım ve sürgün yaşamalarına rağmen Kürtler o kamplara alışmadılar. O kamplarda kalmadılar. Çünkü onlar dağlardaki köyleri dışındaki bir yaşamı hiç kabul etmediler. Sonunda birçoğu dağlardaki ve vadilerin arasındaki köylerine döndüler.
Bu denli trajik bir tarihi gerçeğe sahip Xebat bir kamp olarak değil de küçük bir kasaba olarak yerinde kaldı. Ama şimdi yine bir kamp olarak kullanılıyor. Hemde çok planlı bir şekilde topraklarından göçertilen Rojavalılar için bir kamp olarak kullanılıyor.
Bu kamp Irak Baas Rejimi tarafından Kürtler için oluşturmuştu. Amaç Kürtleri dağlarından, yurtlarından, vadilerinden, köylerinden etmekti. Şimdi yine Kürtler için bu kamp kullanılıyor. Ama bu sefer kullanan güç Irak Baas Rejimi değil, bir Kürt yönetiminin olması trajik bir durumdur.
O yüzden şunu söylemeden edemedim. Domis'i kimin yaptığını bilmiyorum ama, Xebat’ı Baas’ın yaptığını biliyorum.
Oraya göçertilen ve Irak Baas Rejimi tarafından yapılan o kampa yerleştirilen Rojavalıların da tıpkı dağlı Güneyli Kürtler gibi o kampta kalmayacaklarını biliyorum. Onların da Rojava'daki köylerine, evlerine, yurtlarına döneceklerini biliyorum. Çünkü doğup büyüdükleri yerler o kamplar değil Rojava'daki köyleri ve evleridir…
Böylelikle bu biçimde gelişen saldırı dalgasına da son verecekler.
Hewlêr yakınlarındaki Xebat Kampı!
Dün Qamişlo Katliamında katledilenler anıldı. Rojava’nın tüm kentleri, köyleri, kasabaları Qamişlo Katliamını lanetledi. İnsanlar öfke içindeydi. Çünkü katliamın yıldönümünden bir gün önce Qamişlo’da bu kez çetelerin intihar saldırılarıyla bir katliam gerçekleştirildi. Katliamın yıl dönümü anlamalarında Qamişlo intihar saldırısının kurbanlarının cenazesini kaldırarak andı. 2004 yılı katliamı Rojava halkına tek bir adım geri attırmadı. Aksine daha ileri adım atmasına neden oldu. Çünkü Rojava Devrimi uzun yılların emeği olsa da asıl startını 2004 yılındaki katliamla verdi. Rojava Devrimin bu katliamın bir sonucu olarak ortaya çıktı.