Almanya’nın Darmstadt kentindeki Centralstation, önceki akşam Doğu Kürdistanlı kemençe ustası Kayhan Kalhor’u ağırladı. Son albümünün de adı olan ‘I will not stand allone’ (Yalnız kalmayacağım) başlığıyla dinleti veren Kalhor’a Ali Bahrani Fard santurda eşlik etti.
Kayhan Kalhor ile Ali Bahrani Fard’ın yaklaşık bir buçuk saat süren konserinde sadece iki enstrüman kullanıldı: Santur ve bizzat Kalhor’un Avustralyalı enstrüman üreticisi Peter Biffin ile birlikte tasarladığı şahkeman. Bir bakıma bass kemençesi olarak da değerlendirilen şahkemanın, bütün kemanların şahı olmasının sebebini Kalhor, dinleyicilere büyülü bir şekilde gösterdi. Zira çoğunlukla kalın sesli şahkeman, aslında çok sesli bir enstrüman. At kuyruğu kıllarının takıldığı yay, şahkemanın tellerine yandan değdiğinde oldukça ince sesler çıkarabildiği gibi, dinleti esnasında zaman zaman ustanın elindeki enstrümanın kemençegillerden bir çalgı değil de, ney olduğu hissine kapılabiliyordu dinleyici.

Horasan’dan Şiraz’a

Kayhan Kalhor’un ağzından konser boyu tek kelime çıkmadı. Ne dinletiye başlarken, ne ortalarda ne de sonunda. Ama buna rağmen o kadar çok şey anlattı ki. Hiçbir sözcüğe başvurmadan, tınıların diliyle hikayeler anlattı. Bazı hikayeler içinde sevinç barındırırken, birçoğunda acı vardı, hüzün vardı. Fakat bir de isyan vardı, başkaldırı, öfke. Ustanın elindeki yay, bazen Dicle gibi sakin ama derin akarken, bazen de Xabûr gibi fırtınalar içinde dalgalanıyor gibiydi.
Sanatçı Kalhor da anlattığı her hikaye ile birlikte farklı bir zaman ve mekana yolculuk ediyordu. Kimi zaman çocukluğunda çokça dinlediği Kürt masalların geçtiği topraklara, kimi zaman ‘güneşin doğduğu’ Horasan’a, kimi zaman da gazel ustası Hafız’ın memleketi Şiraz’a... Kayhan Kalhor, şahkemanı sadece çalmıyor. O enstrümanı ile bütünleşiyor, yekvücut oluyor. Kemanın durdurak bilmeyen sonsuzluğunda upuzun bir yolculuğa çıkarken kendisi, her dinleyiciyi kendi yoluna emanet ediyor. Ki herkesin yolculuğu kendinedir...

Kemençenin ustası: Kayhan Kalhor

Doğu Kürdistanlı Kalhor, 1963’te Tahran’da dünyaya geldi. Henüz 7 yaşındayken Klasik Fars Müziği eğitimini almaya başladı, 13 yaşında iken ise İran Ulusal Radyo ve Televizyon Orkestrası’nın üyesi oldu. Müziği için halkları temel kaynak olarak gören Kayhan Kalhor, uzun süre Doğu Kürdistan ve Horasan’ı gezip, geleneksel müziği inceledi.
Kemençe ustası olan Kalhor, Şehram Nazeri, Hossein Alizadeh ve Mohammad-Reza Shajarian gibi ünlü İranlı sanatçılarla hem müzisyen hem de besteci olarak birlikte çalıştı. 1990’da New York’ta Şehram Nazeri ile Dastan Ensemble’sini kurdu, Yo-Yo Ma’nın Silk Road Ensemble’sinin de üyesidir. Francis Ford Coppola’nın ‘Geç Gelen Gençlik’ filminin müziğinde solist olarak yer aldı. Aralarında New York Filarmonya Orkestrası’nın da bulunduğu çok sayıda meşhur müzik topluluğu ile sahne aldı.

Son ‘Hewar’ 10 Aralık’ta

Almanya’nın Darmstadt kentindeki Centralstation, bu sonbahar ‘Hewar [Dialog]’ başlığı altında Ortadoğu’dan sanatçılar ağırlıyor. Özellikle Arap ülkelerindeki değişim dalgası vesilesiyle kentteki kültür derneklerince düzenlenen ve hr2 radyosu tarafından sunulan proje kapsamında Ekim ayından bu yana Tunus’tan Med Fusion Orkestrası, Lübnanlı İbrahim Maalouf, Filistinli Le Trio Joubran Doğu’nun tınılarını sahneye taşırken, Iraklı yazar Abbas Khider ise ‘Başkanın Portakalları’ (Die Orangen des Praesidenten) isimli romanından pasajlar okudu. ‘Hewar [Dialog]’ etkinlik dizisi, 10 Aralık’ta sona erecek. Suriyeli Ensemble Al-Kindî, Sheikh Ahmed Habboush’un sesine eşlik edecek kanun, ney ve riq tınılarıyla konser sunacak. Sufi müzik dinletisine ayrıca iki derviş de katılacak. Konser, saat 19:30’da Darmstadt merkezdeki Centralstation’da başlayacak. 


MERAL ÇİÇEK/DARMSTADT