
Geçtiğimiz günlerde sona eren Cannes film festivali ile eş zamanlı olarak Cannes/ Château Mandilieu’da Fransa Demir Yolu Sendikası, kendi üyelerine yönelik “Visions Sociales” organizasyonu düzenledi. Bu organizasyon çerçevesinde daha önce değişik festivallerde ödül almış çeşitli filmler gösterildi. Gösterilen bu filmler arasında en çok ilgi çekenlerden biri de Kürt yönetmen Hiner Saleem’ın ‘My Sweet Pepper Land(BenimTatlı Diyarım)’ filmiydi.
Eski ve yeninin mücadelesi
Usta yönetmen bu sefer aksiyon ve mizah yönü ağır basan bir filmle seyircinin karşısına çıkıyor. Film, Kürdistan’da süregelen ve giderek dört parçaya yayılan eski ve yeni çizgi arasındaki mücadeleyi konu ediyor.
Yıllarca Peşmerge saflarında savaşan Baran, Federe Kürdistan Devletinin kuruluşundan sonra hayal kırıklığı yaşıyor. Çok geçmeden de görevinden istifa ederek evine dönüyor. Fakat döndüğü evinde de rahat bulamıyor Baran. Halkın canına bir kangren gibi girmiş törelerle, köhnemiş gelenek ve göreneklerle boğuşmak zorunda kalıyor. En sonunda, tekrar görev almak için hükümete müracaat ediyor.
Baran, Asayiş sorumlusu olarak Güney-Kuzey ve Doğu Kürdistan’ın kesiştiği Biradost Dağlarının eteklerindeki ücra bir köye gönderiliyor. Köprüsü Türk savaş uçakları tarafından bombalandığı için köye at ile gitmek zorunda kalıyor. Yolda Govend’le karşılaşıyor. Govend, kadın mücadelesi içinde yer alan, üniversite eğitimini almış ve Baran’la benzer çelişkiler yaşayan bir öğretmendir.
Sırtını Biradost Dağlarına dayayan köy, gerillaların geçiş güzergahı üzerinde ve kaçakçılık yapan işbirlikçi Aziz Ağa’nın kontrolündedir. Filmin bundan sonraki sahneleri kadın gerillaların, Govend öğretmenin ve Baran’ın Ağa’ya karşı mücadelesiyle geçiyor.
Usta yönetmen, Kürdistan parçalarının kesiştiği sınırlar üzerindeki köye kamerasını çevirirken, aslında önümüzdeki dönemlerde daha çok alevleneceğe benzeyen bir mücadeleyi görünür kılıyor. Bir anlamda otuzaltı yıl önce ağalığa karşı başlayan Hilvan-Siverek mücadelesinin halen devam ettiğini ve Kürdistan’ın dört parçasına yayıldığına tanık oluyoruz.
Kürdistan’ın doğası
My Sweet Pepper Land sadece konusuyla değil, her yönüyle önemli bir film. Adeta her sahnesi bir sanat eseri değerindedir. Gün batımında Biradost Dağlarına çevrilen kamera Kürdistan’ın olağanüstü doğa güzelliklerini gözler önüne seriyor. Ayrıca filmde çok akıcı ve zengin bir Kürtçe kullanılıyor. Doğal olarak, fazla fark edilmeden, Kurmancî, Soranî ve Zazakî lehçeleri, yer yer birbirlerine karşı soru-cevap niteliğinde, aynı diyaloglar içerisinde görüyoruz. Filmin konusu gibi dili de bütün Kürdistan’a hitap ediyor.
Baran ve yardımcısının kıyafetleri, pikapları, atları ve müzik, Amerika’nın Kovboy filmlerini andırıyor. Bu elbette yönetmenin mizah özgürlüğüdür. Hiner Saleem bir söyleyişinde, Federe Kürdistan Devletinin kuruluşunu biraz Amerika’nın kuruluşuna benzetiyor. My Sweet Pepper Land filmi izlenmesi gereken önemli bir Kürt filmidir.
MEHMET AKAR