Fiili Başkan, eski Başbakan Gibi’yi görevinden alıp yeni Başbakan Gibi’yi atadıktan sonra, direktifle oluşturduğu Savaş Kabinesi’nin ilk toplantısını, bizzat katılarak gerçekleştirdi. Hoş geldin Hitler!

Tayyip’e yönelik Hitler benzetmesi öfke ürünü bir yakıştırma girişimi değildir. Eğer 1930’lu yıllar Almanya’sı okunursa görülecektir ki Tayyip, tek adam iktidarına yürüyüşünde sadece Göbbels’in "yalan ve inkara dayalı" propaganda tekniğini aynen kullanması değil, Hitler’in iktidar yürüyüşünde kullandığı yöntemleri bire bir taklit etmesiyle de büyük benzerlikler gösterir. Bir başka deyişle, Tayyip gerçek anlamıyla ve bilinçli bir tercihle Hitler’e benzemeye çalışmış; atasını taklit etmiş ve Hitlerleşmiştir.

Adolf Hitler 30 Ocak 1933’te başbakan olarak atandığı zaman Almanya’da başbakanlık ile cumhurbaşkanlığı birbirinden ayrı iki makamdı. Ama Cumhurbaşkanı Hinderburg 2 Ağustos 1934’te ölünce, bu iki makam adım adım gerçekleştirilen yasal hilelerle "üniter başkanlık" adı altında (Türk tipi Başkanlık) birleştirildi. 24 Mart 1933’te, "parlamentonun yetkilerinin hükümete verilmesini" içeren bir yasa uygulamaya sokuldu. Bu yasayla Meclis’in elindeki birçok yetki Hükümete devredildi ve Meclis devre dışı bırakıldı. Yasanın oylanması sırasında, muhalefeti görevini yürüten Komünist Partili çok sayıda vekilin vekilliği düşürüldü. Bir başka bölümü ise haklarında savcılıklardan çıkarılmış olan tutuklama kararları nedeniyle Meclis çalışmalarına katılamadılar. Ve yasa bu koşullarla Meclis’ten çıkarıldı. SPD’li vekiller ise Hitler’in dış politika gibi en önemli alanlardaki politikalarını zaten destekliyorlardı. 

Ve sonuç: Fiilen tek adam konumuna ulaşan Hitler kendi önderliğini (Führer) hemen ilan etti. 

*** 

Darbe sözcüğü kulağımıza hoş geliyor. Özellikle CHP, Tayyip’in her uygulamasını "darbe" olarak adlandırarak kavramı anlamsızlaştırmaya çalışıyor. Oysa Tayyip 14 Ağustos 2015’te Rize’de yaptığı konuşmada "Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. İster kabul edilsin ister edilmesin. Türkiye'nin yönetim sistemi değişilmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun Anayasal olarak kesinleştirilmesidir" dediğinde darbeyi ilan etmişti. 

Sonrası ise darbeci diktatörün mutat uygulamalarından başka bir şey değildi. Bütün bu süreç, devlet partisi CHP’nin yandan destekli çabalarıyla adım adım gerçekleştirildi. Hatırlayalım: 7 Haziran sonrası, HDP’nin açık desteğine rağmen, günlerce süren, "koalisyon sözcüğünün hiç kullanılmadığı" koalisyon görüşmelerinde özel oyalama rolünü ustaca yerine getiren oydu. Kürt topraklarında Devlet eliyle soy kırım uygulanırken havaya bakarak ıslık çalıp üç maymun rolünü üstlenen de oydu. 

Diktatör, Anayasayı "anayasaya aykırı olduğu halde" değiştirmek istedi ve bu yasayla Meclis’in elindeki birçok yetki hükümete devredildi. Artık Meclis devre dışıdır. 

Hitler öncelikle muhalefet görevini yürüten Komünist Parti’li çok sayıda vekilin vekilliğini düşürdü. Bir başka bölümü ise haklarında savcılıklardan çıkarılmış olan tutuklama karaları nedeniyle Meclis’e gelmeleri engellendi. Ve yasa bu koşullarla Meclis’ten çıkarıldı.

CHP’nin durumunu anlamak çok kolay! Tarih bilginizi yoklayın lütfen: Türkiye’de CHP desteği almamış tek bir darbe var mıdır? O CHP’nin soy ağacının tepesinde yer alan İttihat ve Terakki’li eşkıyalar da ilk iktidar oluşlarını bir darbe ile gerçekleştirmemişler midir? Hepsi bir yana Cumhuriyet’in ilanı da bir darbe eseri değil midir?

***

Bir barış projesine sahip olmayan Cumhuriyet Türkiye’sinin Kürt sorununu barışçıl yöntemlerle çözemeyeceğini biliyorduk. Buna rağmen "çözüm süreci" denilen sürece ortak olduk. Ve bu elbette doğru bir tutum idi. Çünkü özgürlük ve demokrasi güçleri her zaman savaşı başlatacak ilk kurşun olmayı reddettiler. 

Bu meclisten Kürt halkını da kucaklayan adil bir barış beklentisi içinde olmak boş hayal peşinde koşmaktır. Yapılması gereken şey, Anadolu-Mezopotamya topraklarında barışın özgürce geliştirileceği bir sürecin yaşanması için sadece AKP’nin değil, onun koltuk değneklerinin de iktidar platformundan alaşağı edilmesi gerekmektedir. Ve görüyoruz ki süreç adım adım bu sonu hazırlamaktadır.