Kendisini devrimci, muhalif sanatçı addedenlerin iktidarın seçtiği, sınırlarını belirlediği alanlarda, sanatsal üretimlerini onların belirledikleri ölçülere vurarak gerçekleştirmeleri bu alanın en temel kriz nedeni olarak kendini göstermektedir. Bu durum amaç, yöntem ve sonuç arasında ciddi bir doku uyuşmazlığı yaratarak sanatçıyı bunalıma sürüklemektedir. İktidar sahipleri ezilenlerin sanatsal üretim motivasyon ve koşullanmalarında böylesi bir buhranı yaratırken toplumsal sanat ile burjuva sanatı arasındaki çizgiyi de belirsizleştirerek devrimci sanat ürettiğini düşünenlerin burjuvaziye nasıl hizmet ettiklerini anlamalarını da hayli güçleştirir. Burjuvazinin kurduğu hiyerarşik düzen ilişkilerinin üretim ve pazarlama (paylaşım değil) ağına dahil olan muhalif sanatçının bir daha iflah olması mümkün değildir. İşin trajik olan yanı burjuva sanat ilişkilerini iliklerine kadar yaşarken kendisini hala muhalif ve devrimci sanatçı zannetmesidir. Bugün sisteme muhalif sanat çevrelerinde en bariz en belirgin yaşanan durum bu kendini kandırma durumudur.
Çok açıktır ki bu iki sanat anlayışı arasına kalın bir çizgi çekilmeden gerçekten sisteme, kurulu düzene muhalefet eden bir sanat yaratmak mümkün değildir. Seni kendi kurulu düzen sanatına dahil eden sistem sanatı, seni hiyerarşik yapısı içerisinde hapsettiği kategorilerden birinin içerisinde ancak kendisinin izin verdiği ölçülerde sana sanatsal üretim gerçekleştirme şansı verir. Üretim için gerekli maddi kaynağı bulmakta zorlanan sanatçıları yaptığı maddi desteklerle büsbütün kendine bağlar. Doğrudan devletten destek almaya utanan, böyle bir destekle üretmekten rahatsız olan sanatçılar için de çeşitli vakıf ve fonlar üzerinden destek kanalları açarak onları da kendine bağlamanın bir yolunu bulur.
Öyleyse muhalif olduğunu, kurulu düzene karşı olduğunu, halk için halklar için sanatsal üretim gerçekleştirdiğini söyleyen sanatçılar için yapılması gereken şey şudur: Hiyerarşik toplum düzeni sanatına karşı demokratik toplum sanatını yaratmak. Kürdistanlı sanatçılar için böylesi bir sanatsal üretimi gerçekleştirmenin muazzam toplumsal ve politik koşul ve motivasyonları mevcuttur. Kürt Özgürlük Hareketi muazzam bir itiraz ve bu itiraza alternatif yaşam önerisiyle başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair teorik ve pratik birikimi yaratmıştır. Kürdistanlı sanatçıların yapması gereken şey Kürt özgürlük hareketinin böyle büyük bir iddiayla ortaya çıkarken, bu muazzam birikimi yaratırken gücünü nereden aldığına bakmaktır.
Tüm düzen ilişkilerini reddetmek, fikirsel ve estetik olarak besleneceği yer olarak kendi kaynaklarına yönelmek, kendi halkının değerlerini ve halkların evrensel değerlerini esas almak bu işin başlangıcıdır. Ardından bütün üretim aşamalarında kendi özgücüyle, kendi örgütlü yapısıyla kendini var etmek ve ürettiklerini, sofrasındaki lokmayı paylaşırcasına halkıyla paylaşmak temel yaklaşım tarzı olmalıdır.
Kürdistanlıların yüzyıllar boyunca toplumsallık yaratan değerlerinden damıtageldikleri estetiğe sahip çıkmak, bu estetiği günümüz koşullarında Kürdistan özgürlük paradigmasıyla yoğurarak geliştirmek sadece bir tercih değil aynı zamanda kapitalist düzen karşısında ayakta kalabilmenin ve alternatif olabilmenin vazgeçilmez bir gerekliliğidir.
Hiyerarşik toplum düzenine karşı demokratik toplum sanatı -III
Her sistemin, her iktidarın, her güç odağının amaç ve hedeflerini gerçekleştirmek için kendi gündemi, ideolojik aygıtları ve kendi karşıtlarına karşı mücadeleyi yürütmekte kullandıkları asıl ve yedek alanlar vardır. Her sistem, karşıtı olan sistemi alt edebilmek için mümkün olduğunca muhalifini, sınırlarını, silahlarını, kendisinin belirlediği alanlara çekerek mücadelesini yürütür. Sosyalistler, devrimciler, yeni, özgür, eşit bir dünya düşü olanlar mücadele araç ve yöntemlerini seçerken amaçlarına ulaşmak için en kolay ve kestirme yolu değil amaçlarını kirletmeyecek olan araç ve yöntemleri seçerler. Egemenler içinse amaca götüren her yol ve yöntem mubahtır.