
Son yıllarda cinsiyetçilik kelimesini çok sık duyduğumuz yer kuşkusuz sinema sektörü, en çok da Hollywood. Oscar konuşmasında sinema sektöründe eşitlik isteyen Patricia Arquette’den, şimdilerde La La Land filmindeki performansıyla dikkat çeken Emma Stone’a birçok kadın, yer aldıkları dizi ya da filmlerdeki erkek oyuncu arkadaşlarının ayrıcalıklı olmalarına karşı büyük bir savaş veriyor.
Bu durumla savaşan oyuncu Reese Witherspoon verdiği röportajda, Hollywood’un dayattığı kadın imgesinin sadece erkeğin karısı ya da kız arkadaşı olmak olduğunu söyledi.
Kadınlar sadece yan rollerde
Yeni başlayacak dizi Big Little Lies’ın tanıtım etkinliğinde konuşan Witherspoon, kadınların bir erkeğin kız arkadaşı olmaktan daha fazlası olduğunu belirtti ve ekledi. Dizinin hem yapımcısı hem de başrollerinden biri olan Witherspoon, sektörde yaratılan kadın algısını yıllardır değiştirmeye çalıştığını ve güçlü kadınlardan oluşan yapımlar ile kadına olan bakış açısına başka bir boyut getirmek istediğini anlattı. Oyuncu, sinema sektöründe kadınların sadece yan rollerde yer aldıklarını ve görevlerinin sadece kız arkadaş, eş olmak olduğunu ve bundan çok sıkıldığını sözlerine ekledi.
Kadınların gücünü göstermeye kararlı
Daha öncesinde Wild, Gone Girl (Kayıp Kız) gibi kadın karakterlerin ön planda ve güçlü olduğu yapımların da yapımcılığını üstlenen Witherspoon, Big Little Lies ile de kadınların gücünü göstermeye kararlı. Tüm dünyanın kadınları sadece filmlerde olduğu gibi gördüğünü anlatan oyuncu, kadınları birer insan olarak görmenin önemini vurguladı.
Reese Witherspoon ise kamera önündeki başarısının kendisini yapımcılığa yönelttiğini söylüyor. Kayıp Kız’ın yanı sıra 1770 km bir maratona katılan bir kadının hikayesini anlatan Yaban filminin de yapımcısı. Birkaç yıl önce kurdukları yapımcılık şirketiyle, Hollywood’da kadınların kamera arkası işlerde çalışma oranını yükseltmeyi hedefliyor.
Fakat bu şirket film yapımcılığı sektöründe küçük bir yere sahip ve Hollywood’da tepeden bir değişim olmadığı takdirde kadın yönetmen ve yapımcıların çalışma olanakları gelişecek gibi görünmüyor.
Üç anne 19 Şubat’ta
Dallas Buyers Club, Wild, Demolition gibi filmlerle tanınan Jean-Marc Vallée’nin yönetmenliğini üstlendiği, Big Little Lies’ın başrollerinde Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Alexander Skarsgård, Zoë Kravitz gibi ünlü isimler yer alıyor. Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley’nin üç anneyi canlandırdığı dizi, çocuklar ve onların aileleri üzerine sürükleyici bir hikayeye odaklanacak. HBO dizisi Big Little Lies 19 Şubat’ta izleyici ile buluşacak.
Portman: Eşitsizlik çılgınca

Natalie Portman Hollywood’daki cinsiyet temelli ücret eşitsizliğine “Bu eşitsizlik çılgınca” diyerek tepki gösterdi. Portman, “Biz erkeklerin aldığı her bir dolar karşılığında 30 sent kazanıyoruz” dedi.
‘Jackie’ filminde rol almaya hazırlanan Natalie, Marie Claire dergisinde verdiği röportajda, ‘Bağlanmak Yok’ filmindeki başrolü paylaştığı Aston Kutcher ile aralarındaki ücret eşitsizliğini anlattı.
Kendisinin de para kazandığını fakat asıl meselenin eşitsiz kazanım olduğunu ve bunun da cinsiyet temelli bir ayrımcılık olduğunu vurgulayan Portman, “Aston Kutcher benden üç kat daha fazla ücret aldı. Olması gerektiği kadar sesimi çıkarmadım. Para kazandık, dolayısıyla şikayet etmek zordu. Ama bu eşitsizlik çılgınca” diye konuştu.
Eşit işe eşit ücret açığı olduğunu belirten Portman, ‘’Erkeklerle kıyaslayınca, çalışma hayatında kadınlar erkeklerin aldığı her bir dolar karşılığında 80 sent kazanıyor. Hollywood’da ise biz erkeklerin aldığı her bir dolar karşılığında 30 sent kazanıyoruz’’ dedi.
Kadınlar çok az

San Diego Eyalet Üniversitesi’ndeki Televizyon ve Film Sektöründeki Kadınları Araştırma Merkezi’nin yaptığı Selüloit Tavan adlı son araştırmaya göre, geçen yıl Hollywood’da film sektörünün her aşamasında yönetmen, yapımcı, senarist vb. olarak çalışan kişilerin sadece yüzde 16’sı kadındı ve bu oran bir önceki yıla oranla daha da düşmüştü. Örneğin 2013’te yapılan en büyük 250 filmin sadece 6’sını kadın yönetmişti. Bu veriler kadınların kamera arkası işlerde çalışma olanaklarının daha da azaldığını gösteriyor.
New York’taki Film ve Televizyon Sektöründe Kadınlar adlı kurumun yöneticisi Terry Lawler, “Yönetmenlik kategorisinde kadınlar şaşırtıcı bir şekilde çok az temsil ediliyor. Yapımcılıkta durum biraz daha iyi, ama olması gereken yerde değil. Kadınlar yapımcılıkta ve giderek yönetmenlikte yüzde 50’yi bulmalı” diyor.
KÜLTÜR SERVİSİ