İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 15 Temmuz darbe girişimi ardından AKP hükümeti tarafından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) yaptığı yazılı açıklamayla tepki gösterdi. HRW’nin internet sitesinde yayımlanan açıklamada, Emma Sinclair-Webb’in görüşlerine de yer verildi.

Gözaltı süresinin kararname ile 30 güne çıkarılmasının ve avukatla özel konuşma hakkının engellenmesinin değerlendirildiği açıklamada, Avrupa’daki birçok mevzuata aykırı olduğu belirtildi. Açıklamada, “Bu ilk kararname kanlı 15 Temmuz darbe girişiminin meşru hesap vermesini amaçlamaktan çok öteye geçti. Bu kararname ile Gülen Cemaati’nin ötesinde kurgu ya da gerçek muhalif olan herkes hedef olabilir” denildi. 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de yürürlükten kaldırılmasına da dikkat çekilen açıklamada, 1996 yılında Avrupa’da Türkiye’ye karşı açılan bir davada OHAL durumunda bile 14 günlük gözaltı süresinin Avrupa’nın insan hakları mevzuatına aykırı olduğu yönünde karar verildiği hatırlatıldı.


Kestirmek bile zor

Af Örgütü’nün Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner ise darbe girişimi ve OHAL süreci ile birlikte yaşanan hak ihlallerine ilişkin DİHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Gardner, insan hakları noktasında ciddi kaygıları olduğunu belirtti. 

Gardner, OHAL’in ilk yayınlanan ve gözaltı süresini 30 güne çıkartan Kanun Hükmünde Kararnamesi ile önümüzdeki dönemde nasıl uygulamalara sahne olacağına dair önemli ipuçları verdiğini söyledi. Türkiye’ye dönük ciddi endişeleri olduğunu anlatan Gardner, “30 gün gözaltı süresi, avukat hakkının engellemesi, ayrıca adil yargılamayı tehdit edecek maddeler var. Bu şartlarda tam olarak ne gibi hak ihlalleri olacak kestirmek zor” dedi.


İşkence rutinleşiyor

Gardner, 30 güne çıkarılan gözaltı süresinin gözaltında cinsel saldırı vakalarını arttıracağına dikkat çekti. Gardner, “İnsanlar gözaltına alınırken yakınlarına haber verilmesi gerekiyordu. Avukata ve baroya erişim noktasında ciddi sorunlar oldu. Çoğu vakada bu haklara riayet edilmedi. Kimseyle görüştürülmeden 30 gün gözaltında tutacaklarsa bu korkunç bir şey. Bu, gözaltında taciz tecavüz için uygun bir ortam sağlayacaktır. Öyle ki gözaltına alınan rütbeli askerlere taciz ve tecavüz gibi olaylar da oldu” dedi. 

Gözaltında kötü muameleye de dikkat çeken Gardner; ters kelepçe, diz üstü bekletme gibi işkence olayların rutinleştiğine değindi.

Barış sürecinin çökmesi ile beraber yaşanan çatışmalı süreç sonrası işkencelerde ciddi artış olduğunu hatırlatan Gardner, “Sokağa çıkma yasaklarının konulduğu il ve ilçelerde çok fazla işkence haberi aldık. Darbe öncesi işkence vakaları zaten artmış durumdaydı ek olarak işkence de şiddet vakaları da arttı” dedi. 

İşten atmaların vahim boyutta olduğunu da aktaran Gardner, delilsiz bir şekilde insanların “Fethullahçı, paralelci” denerek işlerinden olduğunu aktardı.


Hükümetin sessizliğinin anlamı

“Bu kadar işkenceli ortamda hükmetin açıklama yapmaması çok kaygı verici. Bu durum da önümüzdeki gözaltı olaylarında neler yaşanabileceği hakkında fikir veriyor” diyen Gardner, önceliklerinin gözaltında işkence ve kötü muameleler olduğunu, bu doğrultuda Af Örgütü olarak uluslararası ölçekte çalışmalarının henüz başladığını da sözlerine ekledi.