- Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların dönüşümlü açlık grevi, artan baskı ve cezalara rağmen 32. gününde devam ediyor.
Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde açlık grevi eylemini sürdüren tüm tutsaklara 10 günlük hücre cezası verildi.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kampanyası kapsamında 27 Kasım’da başlattığı açlık grevi, 32. gününde. Tutsak yakınları öncülüğünde Amed, Wan, Adana, Mersin ve İstanbul’daki Adaleti Nöbeti devam ederken dünden itibaren İzmir’de de başlatıldı. Tutsaklar, aileleri aracılığıyla paylaştıkları mesajları ve gönderdikleri mektuplarıyla kararlılıklarını ifade ediyor.
Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği’ne aktarılan bilgilere göre; Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde de açlık grevini sürdüren tüm tutsaklara 10 günlük hücre cezası verildi. Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalan diğer tutsakların da hastaneye sevk işlemlerinde ağız içi aramaya ve ters kelepçeye maruz bırakıldığı, bunu kabul etmeyen tutsakların ise tedavisi yapılmadan yeniden cezaevine götürüldüğü öğrenildi.
Kürt halkına unutturamazlar
Ankara Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde açlık grevine katılan Bager Sayak, ailesiyle aracılığıyla kamuoyuna mesaj gönderdi. Sayak, mesajında şunları belirtti: “Şu an Cahit Yılboğa, Ferhat Musa ve Mehmet Akyüz ile birlikte açlık grevini devraldık. Derinleşmiş tecrit, derinleşmiş savaşa sebep oldu. Bizler, Sayın Abdullah Öcalan ve İmralı’daki diğer arkadaşların üzerindeki bu derinleşmiş tecridin kaldırılmasını istiyoruz, çünkü tecrit her yere yayıldı. Kimse, tecrit ve oyunlarla Sayın Öcalan’ı Kürt halkına unutturamaz. Tecrit ne kadar ağırlaşırsa savaş da o kadar derinleşir. Hiç kimse neden böyle oluyor, neden savaş çıktı demesin. Savaş, Türk devletinin ve AKP-MHP iktidarının bir politikasıdır. Buradan bir kez daha söylüyoruz; biz tecridi kabul etmiyoruz. Tutsaklar olarak, ailelerimize bu mücadeleye katılmaları için çağırıyoruz.”
Tüm arkadaşlarımız kararlı
Açlık grevi eyleminde yer alan Ankara Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'ndeki İsmet Karak da telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ailesiyle aracılığıyla kamuoyuna mesaj gönderdi. Sonuç alana kadar eylemlerine devam edeceklerini belirten Karak, “Bu bataklıktan kurtulabilmemiz için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Şu anda üç arkadaş olarak 10 günlük dönüşümlü açlık grevinde bulunuyoruz. Tüm arkadaşlarımız büyük bir kararlılıkla bu eylemde yerlerini alıyor” dedi.
Dışarıdaki ses yeterli değil
Wan’da Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Örgütü binasında, 24 gündür Adalet Nöbeti eyleminde olan tutsak yakınları, cezaevlerindeki yakınlarının yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çekti. Adalet Nöbeti’ndeki Xemê Aydın, sağ ve sol parmakları kesik, ayağında, kolunda ve gözünde şarapnel parçaları olan hasta oğlu Rojhat Aydın’ın Konya Ereğli Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulduğunu belirterek, “Şu an tek kişilik hücrede. Bir yıl sonra ilk defa dün gittim gördüm. 9 yıldır tutuklu ve halen tek kişilik hücrede” diye konuştu.
Adalet Nöbeti eylemine katılan Kevser Bitik, Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan oğlu Sinan Bitik’in görüşüne gittiğini belirterek, şunları söyledi: “Cezaevlerinde açlık grevleri günlerdir devam ediyor. Bir hafta önce oğlumun açık görüşüne gittim ve dışarıdaki sessizlikten rahatsız. Tutsaklara ses olmamız gerekiyor. Başlatılan açlık grevi eyleminden sonra tutsakların üzerindeki baskılar arttı, bu yüzden tutsakların tek talebi dışarda olan halkın ayaklanmasıdır. Kürt halkının ses çıkarması, cezaevlerinin önüne gitmeleri, sokağa çıkmaları gerekiyor artık.”
Erzirom ve Wan cezaevlerinde tutsak olan iki yeğeni için Adalet Nöbeti’nde olan Nebahat Abi ise artık zulmü kabul etmemek gerektiğini vurguladı. Abi, şöyle konuştu: “Öcalan’dan da, çocuklarımızdan da haber alamıyoruz. Bu bizler için çok zor bir durum. Şu an tutuklu bulananlar dilini ve varlıklarını savundukları için cezaevindeler. Kürt’ü öldürüyorlar, cezaevine atıyorlar, sesini kısmaya çalışıyorlar. Fakat Kürt halkı mücadele etmeye devam ediyor ve edecek. Tutsaklar, hukuksuzluk karşısında açlık grevine başvurdu. Önderleri için mücadele ediyorlar, Kürt halkı için mücadele ediyorlar. Herkesin bu eylemlere ses olması gerekiyor, çünkü hepimizin acısı ve derdi birdir.”