BERİTAN CANÖZER / JINNEWS/AMED

Türkiye’de hiç kimse için hukuk güvenliğinin olmadığına dikkat çeken HDP’li Meral Danış Beştaş, “Faşizmin kurumsallaştığı bir zeminde yargı tarafsız ve bağımsız değildir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Türkiye’deki yargının durumunu ve hak ihlallerini değerlendirdi.

Türkiye’de insan hakları ihlallerinin her geçen saat arttığına dikkat çeken Beştaş, “Yıllardır Türkiye’de iktidarlar değişse de maalesef insan hakları ihlalleri bitmedi. Ben de uzun yıllar insan hakları alanında gönüllü çalıştım. İlk başladığımızda hep şunu söyledik: ‘bize ihtiyaç kalmasın.’ İnsan hakları savunucularına ihtiyaç kalmayacak bir ülke hayal ettik. Nedir insan hakları ihlalleri? İşkenceden tutalım kaba dayağa, darp, özgürlüklere el konulması, gözaltında işkenceler, karakoldaki tutumlar, gazetecilerin gazeteci oldukları için tutuklandıkları bir tablo var. Türkiye’de hak ihlalleri zinciri söz konusudur. Hasta tutsakların durumu ile ilgili ciddi bir tablo var. Henüz üç gün önce tedavi hakkından faydalanamayan 66 yaşındaki tutsak cezaevinde yaşamını yitirdi” dedi.

Hukuk güvenliği yok

 İnsan hak ihlallerinin önlenmesinde siyasi iradenin belirleyici role sahip olduğunu belirten Beştaş, insan hakları ihlallerinin bizzat devlet eliyle yapıldığını ve meşrulaştırıldığını söyledi. Beştaş, şöyle devam etti: “Kaldı ki devlet yapsa da yapmasa da anayasaya göre de devletin objektif sorumlulukları var ve yaşanan tüm ihlallerden sorumludur. Her canlının hakkını korumak zorunda. Eğer korumuyorsa yaşanan tüm baskının, işkencenin, katliamın, cinayetin, tecavüzün sorumlusu devlettir. Yargı bağımsız olmadığı sürece hiçbirimizin, hiç kimsenin güvencesi yoktur. Hukuk dediğimiz mesele aslında herkesin haklarını, özgürlüklerini kullanmasının temel manivelasıdır. O olmadan hiçbirimiz bir birey olarak hak ve özgürlüklerimizi koruyamayız. Türkiye’de hiç kimse için hukuk güvenliği yok. Faşizmin kurumsallaştığı bir zeminde yargı tarafsız ve bağımsız değildir. Şu an iktidara muhalefet eden, iktidar adına söz söyleyen, iktidarı hatta eleştiren ya da haber yapan, savaş politikalarına karşı çıkan, gençlik kurumları yani hepsi yargının kıskacında.”

Yargı bir baskı aracı

Yargının bir araç olarak kullanıldığına işaret eden Beştaş, Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ın, “Ekonomik kriz diyenler hakkında soruşturma başlatacağız” sözlerini hatırlattı. Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığını vurgulayan Beştaş, şunları ifade etti: “Sosyal medya paylaşımları için operasyonlar yapılıyor ve bir gecede yüzlerce kişi gözaltına alınıyor. Sadece HDP değil. Evet, HDP en büyük hedef noktalarından biri ama aslında tüm muhalefete karşı bu politika yürütülüyor. İktidarı eleştiren, yanlış bir çalışmaya karşı tutum alan, itiraz eden herkes yargının cezalandırmasıyla karşı karşıya kalıyor. Zırhlı aracın çarptığı ve katlettiği 5 yaşındaki Efe dün görülen duruşmada ‘asli suçlu’ çıktı. 5 yaşındaki bir çocuk nasıl asli suçlu olabilir. Mağduru suçlayan, faili aklayan bir cezalandırma.”

Bağımlı ve taraflı yargı

 İşkence vakalarında işkenceyi yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ama deliller olmasına rağmen işkencecilerin serbest bırakıldığını hatırlatan Beştaş, ”Bir cezasızlık politikası uygulanıyor ama asıl suçlular için uygulanan bir uygulama bu. Bu da devlet aygıtının tam da nasıl işlediğini bizlere gösteriyor. Bir katliamdan dolayı şimdiye kadar cezalandırılan birini duydunuz mu? Ben duymadım. Kürdistan’da insanlığa karşı işlenen birçok suç cezasız kaldı. Bu da yargının kesin ve kesinlikle bağımlı ve taraflı olduğunu gösteriyor. Cumhurbaşkanı çıkıp yargıya rahatlıkla talimat verebiliyor. Demirtaş davası buna en tipik örneklerdendir” şeklinde konuştu.