
Sancar: Meclis düzenleme yapmalı
Prof. Dr. Sancar, Meclis'in acilen devreye girmesini önerdi: "Acilen TBMM'den tutuklu vekillerin tahliyesini mümkün kılacak yasama işlemi yapılmalıdır. Yani, yasa değişikliğinin gündeme getirilmesi gerekiyor. Artık iş acilen Meclis'e düşüyor. Meclis'in hakimlere takdir yetkisi bırakmayacak kadar açık düzenleme yapması gerekiyor. Bunu yaparken ise Anayasa Mahkemesi'nin Balbay kararında belirttiği ölçütleri esas almalıdır."
Kaboğlu: Bireysel başvuru beklenmemeli
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Anayasa Mahkemesi'nin Balbay kararının tutuklu diğer vekiller için de geçerli olduğunu belirterek, "Tutuklu milletvekilleri AYM'ye bireysel başvuruda bulunmalarını beklemeksizin serbest bırakılmalıdır" dedi. Anayasa Mahkemesi'nin CHP Milletvekili Mustafa Balbay hakkında verdiği kararda Anayasa'nın 19. ve 67. maddeleri arasında bağlantı kurarak, tutukluluk süresinin makul süreyi aşan durumunu Anayasa'ya aykırı bulduğunu belirten Kaboğlu, bu kararın diğer tutuklu milletvekilleri için de geçerli olduğunu ifade etti.
Epözdemir: Karar düzeltilmeli
Özgürlükçü Hukukçular Derneği Başkanı Fırat Epözdemir, mahkemelerin CHP Milletvekili Mustafa Balbay'ın tahliyesinin "kişisel başvuru olduğu" ve "diğer milletvekilleri için emsal teşkil edemeyeceği" gerekçesinin Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasındaki "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de yayınlandıktan sonra yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek ve tüzel kişileri bağlar" ifadesine aykırı olduğunu vurguladı. Balbay için verilen tahliye kararının BDP milletvekilleri ve tüm seçilmişler için bağlayıcı nitelikte olduğunu dile getiren Epözdemir, "Kararı uygulamamak AİHS'i, Anayasa'yı ve yasaları bilmemek ya da uygulamamaktır" diye belirtti. Epözdemir, kararı milletvekilleri ve seçilmişlerin Anayasa'nın 67. maddesi gereği "seçme, seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma" hakkı ve seçmenlerin "serbest iradelerini açıklama hakkına" müdahale olarak yorumladı. Verilen bu kararın Türkiye Cumhuriyeti yargı tarihine kara bir leke olarak geçtiğini belirten Epözdemir, hukuki olmayan kararın bir üst mahkemede düzeltileceğini umduğunu sözlerine ekledi.
Avukat Ercan Kanar, BDP'li milletvekillerin tutukluluk halinin devamı yönündeki karara tepki göstererek, "Karar hukukun katliamı niteliğindedir. Anayasa Mahkemesi CHP Milletvekili Mustafa Balbay için 'Temsil hakkının engellenmesi' saptaması yapıyorsa, BDP'li milletvekilleri halkı temsil etmiyor mu?" diye sordu. Karar ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "özgürlük ve güvenlik hakkı" ve "adil yargılanma hakkı"nın ihlal edildiğini belirten Kanar, "Geleneksel Türk yargı pratiği farklı etnik kökenler için yargıda adli bir getto oluşturuyor. Halbuki, yargının evrensel hukuk kurallarına göre milliyetçi olmaması gerekiyor. Demokrasi ve özgürlüklerin oluşması yönünden yeni bir yargı engelidir" dedi. Kanar, kararın "barış sürecine" de zarar verecek nitelikte olduğuna işaret ederek, "Aksine yargı barış sürecine hizmet etmelidir" diye belirtti.
ÇHD: Bir gün bile tutulamazlar
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Merkezi ise yazılı açıklama yaparak tutuklu BDP'li milletvekillerinin tahliye taleplerinin reddesilmesine tepki gösterdi. Diyarbakır 5. ve 6. Ağır Ceza Mahkemesi üyelerinin derhal görevden alınmasını ve Özel Yetkili Mahkemelerin de dağıtılmasını isteyen ÇHD, "Tutuklu milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi kararından sonra bir gün dahi cezaevinde tutulamazlar. Mustafa Balbay’la ilgili verilen kararda; bir milletvekilini tutuklu yargılamanın, yasama faaliyetlerine katılmasını engellemesi nedeniyle, seçilme ve milletvekili olarak siyasi faaliyette bulunma hakkına yönelik ağır bir müdahale ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bir uygulama olduğu açık bir şekilde ifade edilmiştir" dedi.
Ortaya çıkan tablonun siyasal sorumlusu olarak AKP Hükümeti'nin işaret edildiği açıklamada, "Yeni kurulan TMK. 10 Özel Yetkili Mahkemeler dahil olmak üzere, eskisi yenisi tüm Özel Yetkili Mahkemeler ortadan kaldırılmalı, tüm siyasi tutsaklar derhal özgür bırakılmalıdır" denildi.
İHD: Özür dileyin
İHD Genel Merkezi, barış ve çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için BDP’li milletvekillerin bir önce tahliye edilmesini ve özür dilenmesini istedi.
İHD, tutuklu BDP’li milletvekillerinin tahliye talebinin reddedilmesine ilişkin açıklama yaptı. İHD, “Mahkemeler bu kararları ile düşman ceza yargılaması yaptıklarını bir kez daha kanıtlamış ve Türkiye’de Kürt siyasal hareketine ve Kürtlere yönelik ayrımcı, ötekileştirici ve aşağılayıcı bir tutum takındıklarını bir kere daha ortaya koymuşlardır” dedi. İHD Genel Merkezi, şunları kaydetti: “Milletvekillerinden özür dilenmeli ve bir an önce tahliye edilmeleri için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Ayrıca sadece milletvekilleri değil, belediye başkanları başta olmak üzere avukatlar, gazeteciler, sendikacılar, insan hakları savunucuları gibi ifade ve örgütlenme özgürlüğü hakkını kullanan ve hapiste bulunan herkes bir an önce tahliye edilmelidir.”
KESK: Hukuksuzluk giderilmeli
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı Lami Özgen, "Vekillerin tahliye edilmemesi, anayasaya, uluslararası sözleşmelere, hukuka denk düşmeyen ve çifte standart içeren keyfi, siyasi bir karardır" dedi. Özgen, kararı veren yerel mahkeme ve ilgili yargıçların en kısa zamanda kendi anayasalarını, evrensel hukuku hatırlamaları gerektiğine işaret ederek, "Bu hukuksuzluğun bir an önce giderilmesi gerekir. AKP iktidarının da hukuk devletiyle, anayasayla ifade ettiği bütün yaklaşımlarının ne kadar basit, suni, takiyyeci olduğu ortaya çıkmıştır" dedi.