• ÖHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Özcan Sarıoğlu, 'çerçeve yasa'nın ne tüm süreci çözebilecek güçte ne de olumsuz bakmayı gerektirecek nitelikte olduğunu belirterek, muğlaklıkların giderilmesini istedi.

 

'Çerçeve yasa'yı silahların devreden çıktığı ve bu meselenin daha hukuki düzlemde ve demokratik yollarla konuşulabileceği bir süreç olması açısından ilk adım olarak değerli bulduğunu kaydeden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi Eşbaşkanı Özcan Sarıoğlu, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde fesih kongresinin yapılması, silahların yakılması töreninin gerçekleşmesi ve silahlı güçlerin sınır dışına çıkması gibi pek çok tarihi adım atıldı. Bu iki yıla yaklaşan süreçte ilk defa hukuki bir düzleme geçiliyor. Bu açıdan son derece önemli bir adım. Yasaya bu şekilde bakmak gerekiyor. Elbette kendi içerisinde eksiklikleri ve çelişkileri olan, barış süreci perspektifinden ziyade daha çok güvenlikçi politikaların izlerini taşıyan bir yasa. Bu yasa ne yaşanılan tüm süreci çözebilecek güçte ne de çok kötümser ve olumsuz bakmayı gerektiren bir yasa. Tamamen uzun bir yolun başlangıcı açısından ilk adım olarak değerlendirilmesi gerekir” dedi.

Hukuki güvenlik riskleri

PKK'lilerle ilgili düzenlenen bu yasada "tekrar bir terör suçu işlenmek" ya da “tekrar terör suçunun işlenmemesi” şeklinde belirtilen düzenlemenin, oldukça muğlak ve hukuki güvenlik açısından riskler barındırdığını vurgulayan Sarıoğlu, şöyle devam etti:

* 1 Haziran 2005 öncesi müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezası alan kişileri kapsamaması veya öldürme suçlarından dolayı hükümlü olan, soruşturmaya, kovuşturmaya tabi kılınan kişileri kapsamaması gibi eksiklikleri olduğunu görüyoruz. PKK'lilerin artık silahların konuşulduğu bir ortamdan ziyade siyaset yoluyla bu meselenin içerisinde bir özne olmasının konuşulduğu süreçte dar tutulması eksikliktir.

* 5 yıl ve 10 yıllık erteleme süreçleri içerisinde tekrardan bir "terör suçu" işlenmesi halinde bu ertelemenin durdurulacağı ve kişilerin yine aynı şekilde kalan cezalarını çektirileceği şeklinde bir ibare var. Yıllardır "terör suçu"nun çok geniş ele alındığını, başta TMK olmak üzere pek çok yasada yapılan atıfların ve TMK'nin kendisinin bu noktada pek çok çelişki barındırdığını, oldukça mahkemeler ve savcılıklar tarafından geniş ele alındığını görüyoruz. "Terör suçunun işlenmesi halinde" diye belirtilen ibare kendi içerisinde oldukça eksik ve muğlak bir kavram. Biliyoruz ki; Türkiye'de bir konuşmadan veya bir sosyal medya paylaşımından dolayı bile bu suçlamaya maruz kalıp soruşturma, dava ve cezayla karşılaşılabiliyor.

Aktif özne talebimiz var

ÖHD ve insan hakları örgütlerine süreci izleme ve yürütme anlamında büyük sorumluluklar düştüğünü ve bunların yerine getirilmesi gerektiğini söyleyen Sarıoğlu, şunları ekledi: “ÖHD olarak da hem atılacak ilk adımın doğuracağı yasal sonuçları takip etmeyi hem de muğlak kavramlardan kaynaklı yaşanabilecek hak ihlallerinin izlenmesi noktasında sorumluluk almak talebimiz var. Bu sürecin aktif  öznesi olmak yolunda bir talebimiz var. Yıllardır süregelen bu çatışmalı sürecin artık sona erdirildiği bir aşamada hukukun ve yasal zeminin güçlenmesinin konuşulabileceği durumda muhakkak ki diğer kurumların da üzerine düşeni yapması gerekiyor.”

 

***

Devletin adımları belirleyici

Kürdistan Komünist Partisi (KKP) MYK Üyesi Sinan Çiftyürek, ‘çerçeve yasa’nın Kürt meselesinin çözümüne yönelik kapsamlı bir düzenleme olmadığını, ancak silah bırakanların memleketlerine dönmesi ve sürgündeki insanların ülkeye dönüşü gibi sınırlı adımların olumlu olduğunu ifade etti. Çiftyürek, bundan sonra devletin atacağı adımların belirleyici olacağını vurguladı.

Çiftyürek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yanı sıra Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi tutukluların da serbest bırakılması talebinden vazgeçmemek gerektiğini söyleyerek, silahlı mücadeleden sivil demokratik siyasete geçişin Kürt halkının ulusal demokratik taleplerinden vazgeçmek anlamına gelmediğinin altını çizdi. Çiftyürek, “Evet, sivil demokratik siyasete dönüyoruz; hep beraber Kürt halkının ulusal demokratik taleplerini ve halkların demokrasi mücadelesini omuzlayalım” çağrısında bulundu. Kürt tarafının süreçte üzerine düşeni yaptığını söyleyen Çiftyürek, “Kürt cephesi ve PKK yapacağını yaptı, artık top devlette” dedi.

Mesele, tüm çıplaklığıyla ortada

Çiftyürek, sürecin ardından devletin Kürt meselesini yeniden ertelemesi ya da yok saymasının ciddi bir risk oluşturduğunu savunarak, “Eğer devlet, Kürtlerin konjonktürel mevzi kaybı üzerinden yanlış hesap yaparsa ve Kürt meselesini yeniden yok sayıp ötelerse büyük bir yanlış yapar” diye konuştu. Çiftyürek, iktidarın öteleme eğiliminin sürecin geleceği açısından risk taşıdığını ifade ederek, “PKK silah bıraktığı zaman Kürt meselesi daha çıplak olarak devletin önünde duracaktır; mesele Kürdistan meselesidir ve devletin adım atması gerekir” dedi. Çiftyürek, bundan sonraki sürecin devletin atacağı siyasi ve demokratik adımlara bağlı olduğunu belirtti.