
İzleme Kurulu şart
Türkdoğan, 'çözüm süreci'ne ilişkin tüm görüşme ve aşamaların kayıt altına alınması ve kamuoyunun bunlardan haberdar edilmesi gerektiğini de ifade etti. "Müzakereyle ilgili belli mekanizmaları hükümetin oluşturması gerekiyor. Kürt sorunu gibi en önemli sorunu çözme iddianız varsa, buna uygun davranmalısınız. 'Terör' değil siyasi, temel hak sorunudur. Bu şekilde yaklaşılmalı" diyerek, şunları belirtti: Özellikle Kürt tarafının bu nedenle makul, mütevazı olduğunu düşünüyorum; hükümetin de buna göre adım atması gerekiyor. Bunun çeşitli yöntemleri var: İzleme Kurulu oluşturulabilirdi ki, gerekiyor. Dernek olarak geçen yılın Mayıs ayından beri İzleme Komisyonu oluşturduk ama sonuçta bir sivil toplum örgütünün komisyonu olduğundan, sahadaki ufak tefek sorunların çözümüne katkı sunmak ve halka bunları aktarmak dışında esaslı fonksiyon icra etmedi. Çünkü devlet kendini buna kapattı ama son Lice'deki heykel bahane edilerek halka yönelik devlet şiddeti, bir İzleme Kurulu'nun oluşturulmasının şart olduğunu gösteriyor. Olsaydı, birçok husus çözüme kavuşturulabilirdi."
İmralı koşulları değişmeli
Türkdoğan, sorunun tarafların birliği ve müzakeresiyle çözülebileceğini belirterek, "tarafların pozisyonlarının birbirine yakınlaştırılması gerektiğini" vurguladı. "Sayın Öcalan İmralı Adası'nda tek başına. Örgütüyle iletişim kuramadan nasıl müzakere edeceksiniz?" diye soran Türkdoğan şöyle devam etti: "Hapishane koşullarının müzakere yapmasına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Hükümet bu konularda yasal dayanakla yol ve yöntemleri hayata geçirebilir. Sayın Öcalan dahil tüm siyasi mahpusların özgürlüğüne kavuşması zaten gerekiyor ama bu bir süreçtir, bu süreç gidene kadar ev hapsi ya da ara formüller de düşünülebilir. Müzakere yürüten kişilerin elverişli ortamlarının sağlanması gerekiyor. Kaldı ki, Sayın Öcalan'ın siyasi pozisyonu tartışılmayacak kadar net olduğundan, buna mutlaka ihtiyaç var."
Ada'ya heyetler gitmeli
İmralı'ya farklı heyetlerin gidişinin de önünün açılması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, "Değişik kesimlerin Sayın Öcalan'la görüşmesi lazım. Değişik fikirlerin kendisine aktarılması lazım. Toplumsal barışın tesisi için bu da çok önemli. Akil İnsanlar Heyeti'nden bir grup dahi İmralı'ya gidemedi. Türkiye'yi gezdik, raporlar oluşturduk, Kürt sorununa ilişkin çeşitli bakışları öğrendik ama kendisine doğrudan aktaramadık. Devlet heyetlerinin de bu raporlar hakkında ne kadar bildi verdiğini bilemeyiz. Yine medya mensuplarının, sivil toplum örgütlerinin ve meslek örgütlerinin, muhalefet partilerinin İmralı'ya gitmesinin de önü açılmalı" diye konuştu.
Anayasal değişiklik gerekiyor
Türkdoğan, sürecin anayasal değişikliği de gerektireceğini söyleyerek, ceza, siyasi partiler ve 'terör' tanımlı yasalarda değişiklik ve kaldırmaya gidilmesini istedi: "Bir yandan HDP'nin Türkiye'de siyaset yapmasını engelleyeceksiniz, bir yandan da 'sorunu çözmek istiyorum' diyeceksiniz. Bu mümkün değil. HDP'yi örnek verdim. Sivil toplum örgütlerini de sıralayabiliriz. En son Cumhurbaşkanlığı seçiminde bile kampanyaya katılmak isteyen insanlara saldırılar yapıldı. Hükümetin bunları engelleme görevi var. Bunlar yapılacak ki yol temizliği kısmı sağlansın. Müzakereye ilişkin koşullar oluşturulacak ki, sonrasını konuşabilelim..."
Savaş mantığı tasfiye edilmeli
Türkdoğan, kamuoyuna konuya dair basit anlatımların yapıldığına dikkat çekerek, "Sorun sadece gerillanın Türkiye'den çekilmesi, silah bırakması değil ki. Anayasal sorundur, insan hakları sorunudur. Bu eksenli yaklaşmadığınız sürece yanılgıya kapılır ve çözüm üretemezsiniz" diye ekledi.Karakol yapımı, ‘güvenlik barajı’, koruculuk, köye dönüşler gibi bir dizi probleme de hızla çözüm üretilmesi gerektiğini ifade etti.
Hemen kararname çıkarılabilir
Türkdoğan, "Eylül sonuna kadar hükümetin adım atması mümkün mü" şeklindeki sorumuzu da şöyle yanıtladı: "Tek başına iktidar, hükümet olan parti var. Karar verdiği anda birkaç günde yasalar çıkarıyor. Bakanlar Kurulu'na çerçeve yasa yetki verdiği için, yetki sorunu yok. Kendisine verilen yetkiyle kararnameler çıkararak alt yapı oluşturabilir. Siyasi bahane kalmadı; Cumhurbaşkanlığı seçimini de bekledik. Kaldı ki, Suriye'deki, Irak'taki durum ve IŞİD saldırılarından sonra Türkiye hakikaten kendi içinde barış ve çözüm süreci içinde geride kaldı. Bu nedenle acele etmesi lazım. Eylül ayının anlamlı ay olduğunu düşünüyorum. Bu konuda taraflar hükümetin adım attığını görmek istiyor ki, kendi pozisyonunu ona göre netleştirmek istiyor. Bunlar anlaşılabilir hususlar."
Komisyonlar bekliyor
Öcalan’ın sürecin başında HDP heyeti ile yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu 3 aşamalı Yol Haritası çerçevesinde Hukuk Komisyonu, Sosyo-Ekonomik Komisyon, Misak-ı Milli Komisyonu, Kadın Özgürlüğü Komisyonu, Ekoloji Komisyonu, Sivil Toplum Komisyonu, Güvenlik Komisyonu, Hakikatleri Araştırma ve İzleme Komisyonu başlıklarında komisyonların kurulmasını istemişti. Komisyonlara ilişkin henüz adım atılmamış olsa da Öcalan daha önce yaptığı "hükümetle görüşerek projelendirme aşamasına geçilmesi" önerisi doğrultusunda, HDP hükümetle görüşmelerini sürdürüyor. Ayrıca bu komisyonlara İzleme Kurulu, sekretarya gibi pratik öneriler de eklenmiş durumda.
Öcalan'ın sürecin başından bu yana üzerinde önemle vurgu yaptığı noktalardan birisi ise "İzleme Kurulu" oldu. Eylül'de tamamlanması planlanan "Yol Haritası"nda da oluşturulacağı belirtilen İzleme Kurulu'na ilişkin Öcalan, "İzleme Kurulu devletin ya da PKK'nin süreci zorlayacak yaklaşımları ortaya çıktığı zaman buna müdahale edecek, dolayısıyla kalıcı barışa yönelik gerilim noktalarını ortadan kaldıracak bir işleyişle çalışır ve bu süreç açısından son derece önemlidir. Olayları izleyecek, yolları denetleyecek, çıkacak olumsuzluklara karşı devreye girecek ve sorunları çözecek. Acilen gerekiyor. Demokratik müzakereden bahsediyoruz ve demokratik müzakerede hile ve oyun olmaz, ancak İzleme Kurulu müdahale edebilir" değerlendirmelerinde bulunmuştu.
ALİ BARIŞ KURT/ANF/ANKARA