
Mersin'in Tarsus ilçesinde tecavüz edildikten sonra vahşice katledilen ve tüm ülkeyi ayağa kaldıran, kadın cinayetleri konusunda bardağı taşıran son damla olarak değerlendirilen Özgecan Aslan cinayetinin üzerinden bir yıl geçti. Kadına yönelik şiddetin simgesi haline gelen Özgecan cinayetinin ardından "Yasta değil isyandayız" diyerek alanlara dökülen kadınlar, şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlara karşı öz savunmayı gündemine alırken, AKP hükümetinin kadın politikaları nedeniyle kadına yönelik şiddet ve katliam pervasızlaşarak devam etti.
Bağımsız Kadın Derneği Başkanı Ayla Oran Erciyas, Türkiye'de ayrımcı politika ve dilin devam ettiği sürece katliamların da artarak devam edeceğini belirterek, "Teşvik edici uygulama ve söyleme son verilmeli. Erkek adalet değil, gerçek adalet yaratılmalıdır" dedi.
Kadınları terbiye aracına dönüştürüldü
Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Ronya Canbey ise, Özgecan cinayetinin bir milat olacağı, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı algısının yaratıldığına değinerek, şunları aktardı: "Bir yıl sonraya baktığımızda iyileştirmeler yerine, Özgecan Aslan cinayetinin toplum tarafından kadınları terbiye etme aracına dönüştürüldüğünü görüyoruz."
Hukuk taraflı davranıyor
Erkeklerin Özgecan'ın hunharca katledilişini kadınlara karşı bir tehdit aracı olarak kullanmaya başladığını vurgulayan Canbey, ülkede her gün yaklaşık 5 kadının katledildiğini hatırlattı. Canbey, hukukun da iki taraflı davrandığını ifade ederek, kamuoyuna mal olan davalarda ağır cezalar verdiğini, kamuoyu oluşmayan davaların ise 'haksız tahrik' indirimleriyle sonuçlandığını söyledi. Canbey, "Tecavüze direnen, eşinden boşanmak isteyen kadınlar 'seni Özgecan Aslan gibi öldürürüm' tehdidiyle yüz yüze geldi. Hukuksal olarak bizim için emsal teşkil edecek bir kararla sonuçlandı dava. Ancak biz istiyoruz ki bu karar sadece bir kişiye ait olarak kalmasın" dedi.
Hükümet şiddete ve tecavüze özendiriyor
Özgecan Aslan'ın avukatlarından Sevim Küçük, cinayetin üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatarak, ancak yıl içerisinde kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamların alabildiğine arttığını vurguladı. Özgecan davasında en önemli amaçlarının "Takdire indirim sebeplerini" uygulatmamak olduğunu dile getiren Küçük, "Bu dava da hem toplumsal baskı hem de olayın işleyişi indirimleri engelledi" dedi. Hükümet yetkililerinin kadına yönelik söylemleri ve politikalarının kadın cinayetlerine zemin hatırladığını ifade eden Küçük, "Hükümetin kadına yönelik şiddete ve tecavüze özendiren söylemleri, kadın katliamlarını ve tecavüzleri arttırıyor. Bir an önce bu politikalardan vazgeçilmelidir" çağrısında bulundu.
Kadınlar mücadele etmeli
Özgecan'ın avukatlarından Sebahat Gençtarih Cebe de, toplumsal baskı nedeniyle Özgecan cinayetinde yargının emsal bir karara imza attığını vurguladı. Cebe, "Bizim erkek yargı sistemimizde hak eden kadın ve hak etmeyen kadın algısı var. Bu algı devam ettiği sürece ne kadın cinayetleri ne de kadına yönelik tecavüz azalmaz. Bu da ancak kadının var olan eril zihniyete karşı kendi öz gücü ve örgütlülüğü ile vereceği mücadeleyle olur" şeklinde konuştu.
2015’te erkekler en az 278 kadın öldürdü, 133 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 202 kadını fuhşa zorladı, 370 kadını yaraladı, 208 kadını taciz etti.
DİHA/MERSİN