
Anadilinde eğitimi temel insan hakkı olarak tanımlayan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, "Benim okul boykotundan anladığım, Kürt halkı hükümete anadilinde eğitim hakkımızı verin diyor. Hükümet bunu böyle algılamalı. Ortada bir yakma, yıkma yoktur, demokratik bir tepki vardır" dedi.
'Asimilasyonda ısrar ediliyor'
Anadilinde eğitim hakkının bir bütün olarak tanınması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, şunları belirtti: "Hükümetin anadilde eğitim için adım atmaması ise, asimilasyoncu eğitimde ısrar ettiğini gösteriyor. İnsanlar, dişinden tırnağından kesip, para biriktirip okul yapmışlar, bundan daha demokratik ne olabilir? Hükümet bu durumu böyle algılamalı, yüzlerce askerle okullara girip, 'Böyle bir okul yok' tarzı pratikler, eski ulus devlet anlayışını sürdürmek demektir. Hükümet Kürt siyasal hareketinin nereden nereye geldiğini görmelidir.''
Türkdoğan, hükümetin, hak taleplerine hala "güvenlik" ekseninde yaklaştığına işaret ederek, Arınç'ın yapmış olduğu açıklamalara ilişkin, "Şimdi bu açıklamalardan sonra hükümete soruyorum, o zaman izinsiz Kuran kurslarını ne yapacaksınız. Oralara da polisle, askerle basıp, kapatacak mısınız? Hükümet ayrımcılık halklar arasında ayrımcılık yapıyor" dedi:
Bakkalcı: Tartışılmalalı
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı da, ''Anadilinde eğitim talebini bu şekilde polemiklerle tartışmaya açmak kabul edilemez" dedi. Hükümetin varlık sebebinin, anadilinde eğitim gibi temel insan haklarının güvence altına almak ve geliştirmek olduğuna işaret eden Bakkalcı, "Bu tür açıklamaları devlet yetkililerinden duymak gerçekten çok kötü. Yıllardır var olan, bu tür yaklaşımlar ile aslında değerlerin ne kadar örselendiğini gösteriyor" diye konuştu.
Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa Konseyi'nin "Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması"na dikkat çeken Bakkalcı, "Hükümet suç işliyor. Çünkü, öncelikle bu hakları onlar korumalıdır. 1992'de azınlık dilleri korumayı öngören anlaşma Avrupa Konseyi'nde imzalandı. Bunun gerekliliği yapılmalı ve bu suç durumundan vazgeçilmelidir" dedi.
Ünsal: Anadil hakkı tanınmalı
MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kaldırılmasına ilişkin 2 yıldır mücadele verdiklerini ve anadilinde eğitim hakkının engellenmesinin de doğrudan bu kanunla alakalı olduğunu söyledi. Ünsal, "Bizim bu konuda tavrımız çok net. Anadilinde eğitimin hakkı tanınmalı, eğitimin bütün kademelerinde sağlanmalıdır" dedi. Arınç'ın "provokasyon" iddialarına tepki gösteren Ünsal, "İnsanların en temel taleplerini yıllardır karşılayamıyorsunuz. Devletin yapması gerekeni, oranın halkı yapıyor, buna da provokasyon diyorsunuz. Bunu neresi provokasyon? O zaman siz yapın" diye seslendi.
Yasak kabul edilmez
Prof. Dr. Kadri Yıldırım, özel okullara müsaade edilirken açılan Kürtçe okulların mühürlenmesini büyük bir çelişki olarak değerlendirdi. Prof. Dr. Fatma Gök ise, "İkdidara şimdiden geçmiş olsun. Okulları açamaz demişti. Evet mühürlendi ama o okullar sonuçta açıldı. Böylelikle Kürt mücadelesi de yeni bir safhaya taşınmıştır" dedi.
Kürtçe eğitim veren okulların mühürlenerek anadilde eğitimin engellenmesine dil uzmanı akademisyenler de tepki gösterdi. Daha önce açıklanan "Demokratikleşme paketi" içinde özel okullarda Kürtçe eğitim verilmesinin önünün açılmasına dikkat çeken Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Kürdoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadri Yıldırım, anadilde eğitim verecek farklı bir eğitim kademesinin mühürlenmesini büyük bir çelişki olarak değerlendirdi.
Yıldırım, "Madem aynı coğrafyada yaşıyoruz, aynı halkız, bu coğrafyanın dilini özel okullarda kanunen serbest bırakıyorsun, başka bir eğitim kademesinde yasaklıyorsun. Bu nasıl bir çelişkidir. Bir an evvel özel liseler için serbest bırakılan anadilin bütün eğitim kademelerinde veya kurumlarında serbest bırakılması gerekiyor" dedi.
Gök: Birinci talep anadil
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Fatma Gök ise anadilde eğitimin temel hak olduğunu ve yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizdi. Anadilde eğitimin pazarlığının yapılmasının kabul edilemez olduğunu eden Gök, zaten Kürt halkının da bu konuda mücadelesinden asla vazgeçmediğine işaret etti. Gök, şöyle devam etti: "Bugüne kadar iktidarlar Kürt mücadelesinden korktular. Kürt halkı da hakkını söke söke alıyor. Bu yüzden iktidara şimdiden geçmiş olsun. Okulları açamaz demişti. Evet kapatıldı ama o okullar sonuçta açıldı. Böylelikle Kürt mücadelesi de yeni bir safhaya taşınmıştır. Bundan sonra da başka bir şekilde zorlamalar yapacaktır."
Bundan sonra iktidarın "çözüm sürecini" eğitim alanına nasıl taşıyacağını merak ettiklerini de belirten Gök, "Çözüm sürecinde birinci talep anadildi. Bunun önünün açılması için mücadele edilmeli ve bu mücadele ortaklaştırılmalıdır" dedi.
Kalpaklı: Anadile engel konulamaz
İHD İstanbul Şubesi Eğitim Hakkı Komisyonu üyesi eğitimci Hatice Kalpaklı da Kürtçe eğitim vermek amacıyla bölgede kurulan okulların mühürlenmesine tepki gösterdi. Kalpaklı, anadilde eğitim veren okulların açılmasının önüne hiçbir engel konulamayacağını dile getirerek, anadilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu ve engellenmesinin onaylanamayacağını söyledi. "Neden halk iradesi ile anadilde eğitim yapmak için okullar açılamasın ki?" diye soran Kalpaklı, bu okulların açılabileceğini, müfredatlarının da denkleştirilebileceğini ve Kürtçe anadilde eğitim yapabileceklerini söyledi. Kalpaklı, Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın Bakanlar Kurulu toplantısının ardından okulların mühürlenmesine ilişkin yaptığı açıklamada, anadilde eğitimin parayla satılmasını anlamına gelen "özel okul" ve "seçmeli ders" tercihlerini göstermesini de eleştirdi.
DİHA/AMED