Anma etkinliğinde hazır bulunan psikiyatristler Oktay Yağdıran ve Ali Ekber Kaya, şizofreni hakkında bilgilendirmede bulundu. Son yıllarda psikolojik vakalarda ciddi artış yaşandığını belirten doktorlar, göçmen olan ve zorla yurtlarından edilen insanların bu hastalığa daha fazla yakalandığını ifade etti. Şizofren hastaların kendi ana dilleriyle tedavi olmasının önemine dikkat çeken doktorlar, anadilde hizmet veren kliniklerin az olduğundan bahsetti. 


'Mahkemeler ölümüne davetiye çıkardı'

Hülya Arslan'ın eşi Hasan Arslan da eşinin öldürülmesine varan süreci şöyle anlattı: "Eşim, şizofren oğlumuzla yaşadığı sorunları ne yazık ki hayatıyla ödedi. Olayın üzerinden 6 ay geçtikten sonra sistem el çabukluğuyla muhakemesini yaptı. Oğlumuz seneler öncesinden hastalığı sabit görüldüğünden ceza almadı, tedavisine karar verildi. Yani annesinin 5 yıldır mücadelesini verdiği 'Zorunlu Tedavi Uygulaması' talebini hayatını ödeyerek kabul ettirdi. Hülya defalarca yetkililere "illa birimizin ölmesi mi gerekiyor, neden bu yasayı uygulamıyorsunuz" diyordu. Hayatını kaybettikten sonra kabul edilmesi bir paradokstur. Oğlumuz dışarda ağır bir travma yaşadı. Bunlar polis kayıtlarında mevcuttur. Saglık Bakanlığı yetkilisi Gabrielle Schubert, üst mahkemelere olayın aciliyetini bildiren yazılar yazarak, bize yardımcı olmuştu ama mahkemeler buna kayıtsız kaldı. Zorunlu tedavi kararını uygulamayarak eşimin ölümüne davetiye çıkardılar."


'Yokluğunu derinden hissediyoruz'

Eşinin mücadeleyle geçen hayatını anlatan Hasan Arslan, yapılan tüm etkinliklerde yer aldığını, Kürt kadın mücadelesine büyük sempati beslediğini, bugün yaptıkları etkinliklerde onun yokluğunu derinden duyumsadıklarını ifade etti. 

Konuşmalar ardından Hülya Arslan'ın yaşamından kesitler sunuldu. Grup Cemre ise onun sevdiği eserleri seslendirdi. Anma etkinliği anısına verilen yemekle son buldu.



MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG